İzmir'e Margarin Geldi

İZMİR'E MARGARİN GELDİ

 Erdinç Gönenç

Erdinç GÖNENÇ (rahmetli)

20 Şubat 1990

Benim çocukluğumda İzmirliler margarin nedir, bilmezdi. Ya tereyağı vardı ya da sadeyağ, en çok da zeytinyağı. Egeliler zeytinyağını bir başka sever. Etli yemekleri bile zeytinyağlı pişirirler. Sadeyağ ya Trabzon yağı olurdu ya da Urfa. Pilâva Trabzon yağı yakışırdı; baklavaya, tatlılara Urfa yağı. Bornova Caddesi'nin girişindeki aşçı, vitrinini Trabzon yağı ile pişirilmiş bir lenger dolusu pilavla süslerdi. Yıllar sonra Trabzon'a görevli gittiğimde sadeyağlı kalkan pilâvını yiyebilmek için günlerce uğraşmıştım. Günlerce uğraşmıştım çünkü ben öğle yemeğini saat on ikiden sonra yerdim. Kalkan pilâvı ise en geç on birde biter ve yenisi pişirilmeden dükkân kapatılırdı.

Şimdilerde çocuklar için pek çok abur cubur var; fıstık fındık ezmesi, renk renk şekerler, çikolatalar, kolalar. Eskiden biz de yemek saatleri dışında acıkır, abur cubur isterdik. O zamanlarda at arabalarına yüklenmiş çuvallardan aşırdığımız meyan kökü, meyan balı, anason şekeri vardı. Ama ben acıktığımda en çok zeytinyağı yemeği severdim. Bir tabağa zeytinyağı doldurur, üstüne tuz ve kırmızı biber ektikten sonra sıcacık ekmeği banıp banıp yerdim. Arkadaşlarım arasında tuzlu ve toz kırmızı biberli zeytinyağı yemeyi sevmeyen yoktu.

Sonradan margarin geldi. Önce on yedi kilogramlık büyük tenekelerde geldi, ardından iki kilogramlık yuvarlak tenekelerde. Büyük reklam kampanyaları ile geldi. Üstelik bizim yağlarımızdan ucuzdu. Ardından hem hayvancılığımız gerilemeye başladı, hem de zeytinciliğimiz. Giderek Trabzon yağı ve Urfa yağı ortadan kayboldu. Devlet de desteğini çekince zeytinyağını neredeyse Egeliler bile unutur oldu. Zeytinyağını yurt dışına satıyor, yurt dışından margarin üretimi için on binlerce ton ayçiçeği yağı veya soya yağı getiriyoruz. Televizyonda her gün margarincilerin savaşını izliyoruz. Güzelim zeytinyağımız ise hemen hiç yok. Oysa antik çağlarda Ege kıyılarına yanaşan gemilere oluklar içinde akıtılarak zeytinyağı yüklenirmiş.

Tariş zeytinyağı delegesi Nihat Fidan'la rakı içmeye gidiyorum. Masaya önce salata, fava ve radika geliyor. Nihat her zamanki gibi bunların zeytinyağını az bulup yarım bardak zeytinyağı getirtiyor. Önce kokusunu, tadını denetliyor. Elbette sızma değil ama yine de güzel. Salataya, favaya ve radikaya bolca zeytinyağı döküyor. Rakımızı yudumlarken, arada bir ekmeğimizi banıyoruz.


Yorumlar - Yorum Yaz