Balmumu, Tığ, Mıh

KARŞIYAKA HATIRALARI

 1960larda Karşıyaka İskelesi

Kemal KAMİL

Florida, ABD


BALMUMU, TIĞ, MIH, DOMUZ KILI

 ayakkabı tamircisi

1 Haziran 2008, Pazar

Konfeksiyon, Sümerbank'ın ayakkabı ve giyim eşyalarıyla sınırlıydı. Elbise yaptırmak için terziye gidilirdi. Terzi mezura ve tahta metreyle ölçü alırdı. Tuhafiyecilerde top top kumaşlar, yassı rulolar halinde raflarda dururdu. Patron kasada, emektar tezgâhtar serviste olurdu. Terziye gitmeden kumaş alındığı da olurdu. Tezgâhtar bir bakışta kaç metre kumaş alınması gerektiğini bilirdi. Alışveriş sıklıkla taksitle, veresiye şeklindeydi. Terzi bir iki provadan sonra elbiseyi bitirirdi. Jilet gibi pantolon ütülemek için, içinde kömür yanan ağır ütüler kullanılırdı. Buharın kumaşı yumuşatması için, önce pantolona su serpilirdi. Kullanılmaktan sararmış çileli bir bezin üzerinde ütü gezdirilirdi. Buharın ve kumaşın tuhaf, yünlü kokusu etrafa yayılırdı. Kapıdan çıkarken ustaya, kalfaya teşekkür edilir, çırağa bahşiş verilirdi.

Gömlekleri anneler veya eli yatkın teyzeler dikerdi. Kundura, ayakkabı için fiyat kesilir, ayak ölçüsü verilirdi. Kösele, meşin, boya kokulu bir dükkân, üzerinde özel çekiç, kalıplar, çiviler, tığ, mıh, balmumu, domuz kılı, çiriş olan kare şeklinde alçak bir masa, etrafında hasır iskemleler ve ortadan sarkan elektrik lambası; yine usta-çırak sistemiyle çalışılırdı. O zamanlar herkes üniversiteye gitmezdi. Bayram günü itinayla giyinir; ana babanın, büyüklerin elini öper; sonra da dost akrabanın elini öpmeye giderdik. Arkadaşlarla top oynamaktan önce kaçınır, sonra herkesin oynadığını görünce toz toprak içinde oyuna dalardık. Oyun bitince, kan ter içinde, cilası gitmiş, derisi kalkmış ayakkabılar sebebiyle evde zılgıtı yerdik. Ayakkabılarda en önce ayak başparmağının olduğu kısım delinirdi. Yazın pek sorun olmazdı ama kışın çoraplar ıslandığı için valide işin farkına varır, ayakkabıya pençe yapılırdı. Bir ara ayakkabının altına kabara çaktırıp, rap rap diye çıkan sesle yürümek, koşturmak modaydı. 1960 senesinde İzmir Fuarı'nda ilk defa, ucuza takım elbise satışından faydalandım. Tiril tiril yazlık, lâcivert bir takımdı. Doktor adayı İstanbul'un kışında titrer, ayakkabısındaki deliği sigara paketinden kesilen iç yamayla kapatırdı; delik görünmesin diye ayak ayak üstüne atmazdı. Saygının gizli sebebine o zamanlar pek sık rastlanırdı.


Yorumlar - Yorum Yaz