Evvel Zaman İçinde

EVVEL ZAMAN İÇİNDE

 nostaljik soba

9 Şubat 2010, Salı

Dışarıda lapa lapa kar yağıyor,
Sobamız gürül gürül yanıyor.

Soba üzerinde ilâve ızgara,
Izgaranın üzerinde ekmek dilimleri,
Soğuk kış sabahında kızarmış ekmek kokusu.

Sucuk lükstü,
Yumurta lezzetli,
Ekmek her zamanki mis kokulu ekmek.

Bir defacık olsun kümesten yumurta almamış,
bir kere olsun kızarmış ekmeğin kokusunu duymamış,
ve fakat alışveriş merkezlerinin restoran katlarında,
boğucu bir gürültü ve havasızlık içinde pizza yahut
hamburger keyfinden başka bir şey bilmeyen
çocuklar ve hattâ gençler için ne kadar da yaşlıyım!

Dışarıda kar,
İçeride kanaat,
Ailede tam bir huzur.

Televizyon yoktu,
Gazete çoğu zaman olmazdı,
Öyle cahildik ki, keyfimiz hiç bozulmazdı.

Portakal kabuklarını sobanın üstüne dizer, kokusuna mest olurduk.
Patates közlemek gecenin en büyük mutluluğuydu.

Gecenin devamında, illâki büyüklerin anlattığı hikâyeler, hatıralar;
Çoğu arızalı ve tedaviye muhtaç beyinlerden çıkma dizilerin
ve filmlerin açtığı hasarlar yerine, engin ve besleyici bir masal dünyası.

Lezzet bir tarafa, kokuya bile hasret kalacağımız kimin aklına gelirdi?
Ekmeklerimiz el değerek üretilirdi,
Sağlıklıydı, lezzetliydi, mis gibi kokardı.
Çay da, domates de, biber de buram buram sıhhat kokardı.
Bütün bu nefasete minicik bir bakkal dükkânının zenginliği yetiyordu.

Dışarıda kar.
İçeride huzur.
Zam endişesi, tafik telaşı, rejim tehlikesi kimin umurunda?

Ne güzel cahildik!
Mutluluğun resmini çiziyorduk her daim!

Yorumlar - Yorum Yaz