Basmane Tren Garı

BASMANE TREN GARI
kırmızı gül

27 Mart 2010, Cumartesi

Basmane tren istasyonunun metro girişindeki saat altıya on dakika kaldığını gösteriyordu. Orta boylu esmer üsteğmen Cemil, saati tam anlamak için gözlerini kırpıştırdı. Yüreği kendisini şaşırtacak kadar hızla çarpıyordu. On dakika sonra, on üç aydır hayatında son derece önemli bir yer kaplayan, hiç görmediği fakat yazılarıyla en ümitsiz anlarında bile kendisine cesaret veren esrarlı kadını görebilecekti.

Bir aralık, bir genç kızın yanından geçtiğini gören genç subay çok heyecanlandı. Kızın yakasında da bir çiçek olduğu halde bu, yüzbaşının esrarlı kadınla kararlaştırdığı kırmızı gül değildi. Sonra bu kız olsa olsa 18 yaşlarındaydı. Halbuki kadın 30 yaşında olduğunu yazmıştı. Cemil mektubunda "Ben de 32 yaşındaydım." diye cevap vermişti. Aslında 29 yaşındaydı.

Üsteğmen Cemil, Güney Doğu’da okuduğu romanı hatırladı. Kitabın her sayfası bir kadın tarafından yazılmış notlarla doluydu. Cemil o zamana kadar bir kadının, bir erkeğin ruhunu bu kadar iyi anlayabileceğini düşünmemişti. Kadının adı kitabın kapağında yazılıydı: Gamze. Roman, vatansever kişiler tarafından Güney Doğu Anadolu'ya hediye olarak gönderilen binlerce kitaptan biriydi.

Gamze’nin adresini telefon rehberinden bulmuştu. Gamze'ye mektup yazmış ve cevabını almıştı. Kadın Cemil'in mektuplarına on üç ay boyunca samimi cevaplar vermişti. Üsteğmenden mektup gelmediği zamanlar bile yazmaya devam etmişti.

Gamze Cemil'e fotoğraf yollamayı kabul etmemiş, "Görünüşümün sence hiçbir önemi olmamalı. Güzel olduğumu farz et. O zaman sadece güzel olduğum için bana bağlandığını düşünür ve hayatım boyunca rahatsız olurum. Bunun tersine çirkin olduğumu düşünürsen, sadece yalnız bir kadın olduğum için bana mektup yazdığını düşünürüm. Resmimi isteme. İzmir’e döndüğün zaman beni görür ve kararını verirsin." demişti.

Saat altı olmuştu. Cemil'in yüreği ağzına geldi çünkü genç bir kadın metro merdivenlerinden çıkıp kendisine doğru geliyordu. Zarifti ve ipek gibi sarı saçları bukleler halinde kulaklarının arkasında toplanmıştı. Gözleri tatlı bir yeşillikteydi. Açık yeşil renkli elbisesiyle sanki baharı temsil ediyordu. Cemil, kadının yakasında gül olmadığını fark edemeyerek ona doğru yürüdü. Genç kadın hafifçe gülümsedi. Bundan cesaret alan üsteğmen bir adım daha attığı sırada arkadaki Gamze’yi gördü. Genç kadının birkaç adım arkasında duruyordu. Kırkını çoktan geçmiş bir kadındı. Beyazlaşmaya başlayan saçlarını, eski bir şapkanın altına sokuşturmuştu. Oldukça topluydu da. Kalın bilekli ayaklarında topuksuz kaba ayakkabılar vardı. Fakat pardösüsünün yakasında kırmızı bir gül takılıydı maalesef.

Yeşil elbiseli kadın yavaş adımlarla uzaklaşıyordu. Cemil genç kadını izlemekle, en güç zamanlarında kendisine cesaret veren kadınla konuşmak gibi iki düşüncenin arasında kalmıştı. Ama duraksamadı. Arkadaki kadına kendisini tanıtmak için cebinden eskimiş romanı çıkardı. Onu sevemeyeceğini biliyordu ama ona borçlu olduğunu da çok iyi biliyordu. Kadına selam verdikten sonra elindeki kitabı uzattı. Büyük bir hayal kırıklığına uğramıştı. "Ben üsteğmen Cemil'im Gamze Hanım. Buraya kadar zahmet edip geldiğinize çok memnun oldum. Yemeğe çıkalım mı?" dedi. Kadının yüzünde şaşkınlıkla karışık bir gülümseme belirdi.

- Oğlum, benim senin işinle hiçbir bir alâkam yok. Şu ilerideki yeşil elbiseli genç kadın yakama kırmızı bir gül taktı. Eğer beni yemeğe davet edersen, kendisinin seni Basmane Meydanı'ndaki Garaj Restoran'da beklediğini söylememi istedi.


Yorumlar - Yorum Yaz