Karşıyaka Lisesi Anılarım

ESKİ KARŞIYAKA'YI YAZMAM GEREK

 1950lerde Karşıyaka

Erdal ÖNAL

11 Mayıs 2007, Cuma


KARŞIYAKA LİSESİ ANILARIM

Ben Karşıyaka Lisesine l960 yılında kaydoldum. O tarihlerde başka lise yoktu. Ulucak’tan, Menemen’den, Bergama’dan, Ayvalık’tan çok sınıf arkadaşım oldu. Çünkü oralarda henüz lise yoktu. Bina l945 yılına kadar kız öğretmen okulu olarak kullanıldığından, çevremdeki pek çok kişi "kız muallim mektebi" derdi okula. Çok bakımlı bir okuldu. Şimdiki metruk kapıdan, o zamanlar girdiğinizde girişte sağda kalan bina öğrenci işleri olarak kullanılırdı. Havuzlu yemyeşil bir avludan sonra 10-15 mermer basamakla girdiğiniz binanın soldaki ilk odası okul müdürü Halit Edgüver’in odası, sağda kalan ise öğretmenler odasıydı. Üç dört bina koridorlarla birbirine bağlanmıştı. Bütün bu binalarda ortaokullar okurdu. Liselilerin binası ise, şimdi de var olan köşedeki eski binaydı.

Hiçbir ders boş geçmezdi. Şimdi geçmişe baktığımda, birkaçı hariç tüm öğretmenler işlerini severek yapan insanlardı. Fizikçi Ali İkiz’in ciddiyeti, edebiyatçı Tahsin Yaşamak’ın şıklığı ve ülke gerçeklerinden kopmamamız yönündeki gayretleri, coğrafyacı Melahat Hanım'ın meslekî bilgisi, beden eğitimci Abdurrahman Bey'in öğrencilerle olan yakın ilişkisi, Hasan Tahsin Abakan hocamızın matematikteki dillere destan olan özverili çalışmaları yaşamımız boyunca örnek aldığımız davranış biçimleriydi. O zamanlar üzerimizden atamadığımız tek şey öğretmen fobisiydi. Yollarda öğretmenlerle karşılaşmaktan çekinir, fellik fellik kaçardık.

Kopya çekmeyelim diye sıraların üzerinde ceylan gibi seken Fikret Hanım’ı, ders kitabımız olmasına karşın, öğretim yılı boyunca parmaklarımız kırılırcasına not tutturan, ikide bir "Bir yazmak beş okumaya bedeldir çocuklar." diyen tarihçi Zehra Aksoy'u, kopya çekerek birebir aynı yazılı kâğıdı vermemize rağmen notlarımızı farklı veren ve itiraz ettiğinizde de Aydın şivesiyle, "Biliyosan hadi ge, sözlü yapem. Gecen mi?" diyen kimya öğretmenimiz Şule Hanım’ı, efevâri tavırları ile hiç kimsenin, dünyasına girmesine izin vermeyen matematikçi Şükran Hanım'ı unutmak mümkün mü?

Okulumuzdaki sportif etkinlikler çok fazlaydı. Öğle tatillerindeki sınıflar arası maçlar, kızlar da dâhil aç kalma pahasına izlenirdi. Şimdiki Karşıyaka Lisesi'nin binasının bulunduğu yer futbol sahasıydı. Atatürk ve Namık Kemal Liseleriyle yapılan futbol maçları derbi gibiydi. Sıtkı, Okan, Doğan, Cengiz, kaleci Câzip, Hikmet, Behlül, At Kafa İsmet, ortaokullardan Bedri, sonra KSK’da da oynayan Atilla, Aykut ilk aklıma geliverenler. Basketbol takımındaki Necat Kuymulu ile Sezai Engür’ü de hayranlıkla izlerdik. Onları izlerken "Bakın bunlar sıçrıyor, bir de havadayken sıçrıyor." denirdi. Krosçu Tarzan Hüseyin, (Ailesi çok fakirdi. Hafta sonları inşaatlarda çalışarak ailesine bakardı. Yarış olduğu günler Abdurrahman Bey yevmiyesini öder, alır yarışa götürürdü. Aralarında gizli anlaşma vardı. Ve Hüseyin hiç ikinci olmadı. 4C sınıfında sıra arkadaşımdı.) güreşçi Herkül Önder, boksör Topal Bekir hâlâ unutamadığım isimler arasındadır. Nasıl unuturduk ki? Okula madalya kazandıranların resimleri koridorlara asılır, bayrak törenlerinde kırmızı kordeleli sarı madalyalarını müdür Halit Bey'den almak için kürsüye çağırıldıklarında avuçlarımız acıyana kadar alkışlardık onları. Sonra da müzik öğretmenimiz Dündar Bey’in bestesi olan Karşıyaka Lisesi Marşı'nı söylerdik bütün kalbimizle.


İzmir’in incisi
Karşıyaka Lisesi
Yurda gençler saçar
Karşıyaka Lisesi
Hayat neşe hepsi bizim
İman dolu kalplerimiz
Yamanlar'ın tek incisi
Karşıyaka Lisesi

O yıllarda lisenin bütün giriş ve çıkışları 1850 Sokak'taki ana kapıdan olurdu. Tam karşı köşede kasap Mercan’ın dükkânı, onun biraz solunda da evini taşralı öğrencilere pansiyon olarak veren bakkal Fatma Hanım'ın dükkânı vardı. Kapının tam karşısına gelen sokağın hemen sol tarafında Adil bakkalın dükkânı yer alıyordu. Dağılış saatlerinde okul kapısının önünü sokak satıcıları panayır yerine çevirirdi.

O dönemlerde Karşıyaka’yı paylaştığımız güzel insanlar, eğer bu yazdıklarımı okurlarsa, hiç endişem yok ki gözleri nemlenip kırk yıl eskiye gidiverecekler. Ama günümüzün gençleri okurlarsa gülüp geçiverecekler. Çünkü onlar masal kahramanlarını, Alâattin’in lâmbasındaki cini, Kül Kedisi’nin sihirli ayakkabılarını hayâl edebilirler ama Girne ve Atatürk Bulvarlarının patlıcan, biber bahçeleriyle dolu olduğunu, Gümüşpala’da ve Cumhuriyet Mahallesi'nde tek bir ev bile bulunmadığını aslâ hayâl edemezler!

Söz çok güzel, çok anlamlı; gelin, bir kez daha hatırlayalım: GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ HAYÂLİ CİHAN DEĞER

  Karşıyaka Lisesi

Osmanlı döneminde Kız Muallim Mektebi (tabelâsında "dâr-ül muallimât" yani "kız öğretmen okulu" yazılıdır), Cumhuriyet döneminde Karşıyaka Lisesi olan bina
(yakın tarihte yıkıldı)


 Karşıyaka Lisesi

Eskiden Kız Öğretmen Okulu olan Karşıyaka Lisesi'nin arkadan görünüşü

 Karşıyaka Lisesi

Karşıyaka Lisesi'nin zemin katındaki giriş (çıkış) kapısı
Buradaki tabelâda da "dâr-ül muallimât" yani "kız öğretmen okulu" yazılı


Yorumlar - Yorum Yaz