Mendili İpek Kendisi Köpek

KARŞIYAKA HATIRALARI

  1960larda Karşıyaka İskelesi

Kemal KAMİL

Florida, ABD


MENDİLİ İPEK KENDİSİ KÖPEK

 kupa çekmek

16 Temmuz 2008, Çarşamba

1942 doğumluların Karşıyaka anıları yaşadıkları mahalleye göre değişir. 1969 Sokak Alaybey'de eski Şan Sineması'na bitişik, tren yoluna doğru giden toprak bir yoldu. Sonra Arnavut kaldırımı, daha sonra beton oldu. İçi kâğıt veya bez doldurulmuş topla futbol oynardık. Pahalı olduğu için meşin topumuz olmadı. Yeni bir film gören arkadaş görmeyenlere filmi anlatırdı, "sahne açılıyor, oğlan beyaz ata binmiş ..." Bir ara kan kardeşi olmaya meraklıydık. Parmaktan kan çıkarılır, kan damlaları birbirine değdirilince kan kardeşi olunurdu. Küsmek, size çok içerleyen bir arkadaşınızın ipleri koparmasıydı. Küsmek isteyen çocuk orta parmağını aynı elinin işaret parmağının üstüne koyup, darılmak istediği çocuğa "boz" diye elini uzatırdı. Çocuk bozarsa yani iki parmağı açarsa küslük başlardı.

Küsüm ama şak şak
İstiyor barışmak
Mendili ipek
Kendisi köpek

Terânesi psikolojik savaş silâhlarındandı. Küsler birbirinin adını söylemez, çok mecbur kalınca "küsüm ama" diye hitap edebilirlerdi.

Aileden birileri hastalanınca, sıklıkla sebebi bilinmeyen durumlarda kurşun döktürülürdü. Bu işi yapan kişi mahallece bilinirdi. Erimiş kurşun "coz" diye ses çıkararak bakır kaptaki suya dökülür, kurşunun şekline bakarak falcı vaziyeti idare ederdi. İlâç fabrikalarımız henüz yoktu. Eğer üşütmüşseniz, ateşliyseniz veya öksürüyorsanız kupa çekilirdi. Evlerdeki ecza dolaplarında kupalar vardı. Mavi ispirtoyla yanan bir pamuk kupanın içindeki havayı alır, kupa hastanın sırtına veya göğüs kafesine basılınca, negatif basınç sebebiyle deri kupanın içine doğru hızla emilir ve kıpkırmızı olurdu. Kupayı çıkartılırken kendine has bir ses peydâ olurdu. Sonra tentürdiyot kafes kafes sürülür, sıcak bir yünlü bez ağrıyan yere konurdu.

Zaman zaman deniz suyunun kirliliği ikazına aldırmaz, yüzerdik. Bir defasında konjonktivit olmuştum. Rahmetli babaannem okuyup, üflemiş, hafiften de tükürmüştü yüzüme. Zehirlenme, arı sokması hallerinde tedavi sarımsaklı yoğurttu. Güneş yanıklarında da normal yoğurt sürülmeden uyumak zordu.

Erkek ve kız çocukları ayrı oynardı. Beraber oynanan oyunlar, dokuztaş, körebe, ip atlama, saklambaç, muku ve istop idi. Erkekler kendi akranlarıyla oynar ve konuşurdu. Baharda kuşçuların sattığı kuşu 25 kuruşa alıp "azat buzat sen beni ahrette gözet" diye uçururduk. Hıdrellezde taslarla sınırlı evler yapılır, dilek tutulur, kıra gidilir, Yamanlar, Şemikler tarafına doğru çıkılıp piknik yapılırdı. Eyyâm-ı buhûr'da (eyambur) yani en uzun günde güneşe çıkanın Arap olacağı söylenirdi. Denize ilk defa girmek için karpuz kabuğunun denizde görülmesi tavsiye edilirdi.

Musevilerden gelen, balıkla süt yemenin zehirli olacağı endişesi vardı. Paskalya zamanı renkli yumurta tokuşturulurdu. Galip gelen bedava haşlanmış yumurta alırdı. Kolonya ikramı, henüz sabunun bilinmediği Roma zamanından kalan bir Ege âdetiydi. Güneş batmadan evde olma mecburiyetimiz vardı. Misafirlere ayva, vişne reçeli ikram edilir; kahve, çay, şerbet, gazoz içilirdi. Validem "erkek çocuk boş oturmamalı, hayatı öğrenmeli" diye beni yazları çalışmaya gönderirdi. Elektrikçi, marangoz, mobilyacı, ressam atölyesinde çırak olarak kazandığım paraları anneme verirdim erkek çocuk olmanın gururunu duyarak!


Yorumlar - Yorum Yaz