Sabah Gevreği

KARŞIYAKA'DA SABAH GEVREĞİ
Erdinç Gönenç

Erdinç GÖNENÇ (rahmetli)

Ocak 1989

Bin dokuz yüz ellili yılların başları. Sabahın erken saatlerinde Karşıyaka’nın ara sokakları bomboş. Hava şimdiden sıcak. Cırcır böcekleri birazdan ötmeye başlayacak. Uykumu alamamışım. Ama gevrek, sabah gevreği o saatlerde satılır satılırsa. Kardeşimle birlikte gevrek satıyorum. Bağırmaya utandığım için, ben sepeti taşıyorum, kardeşim bağırıyor, “Haydi gevrek var, sıcak gevrek! Kazan gevreği bunlar!” Arada bir, bir kadın başı pencereden uzanıyor ve sesleniyor, “Getir oğlum gevrekçi, dört tane getir.” Sepetin üstündeki beyaz örtüyü açıyorum, havaya sıcacık bir buhar yükseliyor. Gevreklerimiz gerçekten sıcak mı sıcak. Sonra dört sıcak gevreği çıkarıp kardeşime veriyorum, elleri yana yana götürüyor.

Varlıklı değildik ama mahalledeki pek çok arkadaşımız gibi yalınayak gezecek kadar yoksul da değildik. Bu yüzden arkadaşlarımıza özenerek yalınayak gezdiğimizde, onların ayaklarına batmayan bütün cam parçaları bizim ayağımıza batardı. Yoksul sayılmazdık ama yaz tatillerinde kardeşimle birlikte gevrek sattık bir dönem. Sabah gevreği ayrı, akşam gevreği ayrı. Kardeşim kendi adına soğuk su ve buzlu koruk şerbeti de satmıştı. Yahudi çocukları gerçekten öyle yapar mıydı bilmem ama babam en varlıklı Yahudilerin bile (İzmir’de yoksul Yahudi yoktu galiba) çocuklarına gevrek sattırdıklarına, işportacılık yaptırdıklarına ve bu yüzden varlıklı olduklarına inandırmıştı bizi.

O yıllarda “her mahallede bir milyoner yaratma” politikası Türkiye gündemine girmişti. Babam da, kardeşim de, ben de varlıklı olmayı istiyorduk doğal olarak. Jean Paul Sartre’ı okumamış babam; nereden bilsin ki sürgünde yaşayan Yahudi'ye pis iş sayılan ticaret dışında tüm alanlar kapatılmıştı asırlar boyu. Devlet yönetiminden, askerlikten, tarımdan yasaklanmış Yahudi de ticarette uzmanlaşarak, büyük varlıklar edinmiş ve kendisini ezenleri ezmeye başlamıştı.

Ben okuyup yazdıkça çocukluğumun varlıklı olma tutkusundan utanç duymaya başladım ve kamu görevlerine yöneldim. Kardeşim ticaretle uğraşmayı sürdürdü. Benden küçük olduğu halde, yıllar önce varlık edinemeden öldü. Asırlar sonra Yahudi kendi devletini kurdu. Şimdilerde ticaretten çok savaş yapıyorlar. Ben de 1402 sayılı yasaya dayanılarak kamu görevlerinden yasaklandım. 1980 yılından bu yana acaba kaç 1402’lik, gevrek satarak geçinmek zorunda kaldı yıllar boyu?


Yorumlar - Yorum Yaz