Kıtırın Kupası Yüz Para

KARŞIYAKA HATIRALARI

 1960larda Karşıyaka İskelesi

Kemal KAMİL

Florida, ABD


KITIRIN KUPASI YÜZ PARA
 patlamış mısır

26 Aralık 2007, Çarşamba

Benim kahramanlarım seyyar satıcılardır. Sermayeleri olmayan ama şerefle, alın teriyle ailelerinin geçimini doğru yollardan sağlamaya çabalayan insanlar.

Kıtırın kupası yüz paraya!
Kıtırımı kıtırımı kavururum,
Dumanını dumanını savururum.
Çiğ yumurta soyulmaz,
Gökte yıldız sayılmaz,
Bizim kıtırların yemesine doyulmaz.

Bir elinde maltız, kömür; diğer elinde elek, mısır, şişe torbası vardı. Yaz akşamında Yemişçipaşa Caddesi'yle bizim yolun köşesinde maltızı kurup kömürü yaktı. Marsığın ne olduğunu ilk defa ondan öğrendim. Elekteki cin mısırları bembeyaz bahar çiçekleri gibi açıp eleği doldurdu.

- Kaça amca?

- Kupası yüz paraya oğlum. Şişeyle de veriyorum.

Heyecanla koşup Tariş’in dömisek beyaz şarabının galonluk şişesini getirdim.

Bazen patlamış mısırlara şeker ilâve ederlerdi. Mısır, beyaz veya pembe renkli küçük toplar halinde satılırdı. İçinden yüz para, beş kuruş çıkardı. Haşlanmış mısır çok daha sonraları deniz kıyısında satışa çıkarıldı.

Karşıyaka’da sadece Kemalpaşa Caddesi, iskeleden Soğukkuyu'ya kadar kesme taşla döşeliydi. Ara yolların hemen hepsi toprak veya Arnavut kaldırımıydı. Mevsime göre satılanlar ve satıcılar gezerdi. "Ekşi tatlı boza!" (kışın), "Tahan var, pekmez var!" (kışın), "Yoğurtçu!", "Gevrekçi", "Nane suyu, kekik suyu, pelin suyu!", "Şam bali!" (kışın), "Macuncu!" (yazın), "Aşure, muhallebi", "Salep!" (kışın), "Kokoreç!", "İftarlık pideler, pideler iftarlık!" (ramazanda), "Kavun, karpuz!" (ve bunların kabuklarını toplayanlar), "Turşu!" (yazın), çeşitli meyve ve sebzeler, çerçi Moiz Efendi, "Kalaycı!", "Bileyci!", "Çeşmeci!", "Lağımcı!", "Gazyağcı!", "Bohçacı!", "Boyacı!", "Çöpçü", fırıldakçı, oyuncakçı, "Yeni çıkan şarkılar!", "Gazozcu!" (yazın), "Dondurmacı!" (yazın), "Oduncu, kömürcü!" (kışın)

Karşıyaka’da henüz elektrikli fırın açılmamıştı. Postanenin yanında ve karşısında, çarşı içinde, Çifte Fırınlar'da, çocuk yuvasının yanında, Alaybey'de üç tane fırın vardı. İstasyonun yanındaki fırın kurabiye, börek, pide pişirirdi. Esirgeme Kurumu'nun karşısındaki fırın simit ve un kurabiyesi yapardı. Un kurabiyesi beş kuruştu. Türkbirliği'nin kantininde de satılırdı. Akide şekeri, yıldız şeker, nohut, leblebi, leblebi tozu, şekerli leblebi, fındık, fıstık, badem alırdık.

Cumartesi günleri Ses Sineması'na gidilirdi. Beş kuruşa girer, beş kuruşa nohut alırdık. Balkondakiler aşağıya leblebi nohut atarlardı. Sinema mazot kokardı. Çünkü yerleri mazotla dezenfekte ederlerdi. Elektrikler kesilince yan duvardaki pencereler açılırdı. Aralarda gazoz satılırdı. Öpüşme sahnelerinde acayip sesler çıkar, birileri aşure diye bağırırdı.

O günleri yasayanlar gittikçe azalıyor!


Yorumlar - Yorum Yaz