İzmir Megalomanisi

İZMİR MEGALOMANİSİ

 Uğur Oral

Uğur ORAL

5 Mart 2012

Psikolojik bir rahatsızlıktır megalomani. En basit tanımıyla kişinin kendisine hayran, âşık olmasıdır. Bir diğer deyişle büyüklük hezeyanıdır yani narsizmdir. Kendini beğenmişliktir. Megalomani nasıl belli eder kendisini? Kişi kendisine saplantısal düzeyde bir hayranlık duymaya başlar. Kendi kendisini ayrıcalıklı yaratıldığına inandırır. Kendisini eleştirme, sorgulama özellikleri ortadan kalkar. Öyle gurur duymaya başlar ki kendisiyle, herkesi yok saymaya başlar adeta. Megalomaninin altında da çoğu zaman aşağılık kompleksi yatar aslında.

Son yıllarda İzmirlilerin psikolojisinde bir tuhaflık göze çarpıyor. Aşırı kendine hayranlık. Aşırı kendini beğenmişlik. Adeta “Türkiye bir yana, İzmir bir yana” yaklaşımı. Deyim yerindeyse bir tür megalomani. Sosyal paylaşım sitelerinde, elektronik posta gruplarında çok bariz bir şekilde hissettiriyor kendisini bu narsizm. İzmir apayrı bir şehir, İzmirli olmaksa başlı başına bir imtiyaz olarak görülüyor ve sunuluyor. Facebook bu tarz paylaşımlardan geçilmiyor: İzmirli olmanın farkı, İzmirli kızların güzelliği, İzmirli erkeklerin yakışıklılığı, İzmir’in çağdaşlığı, “biz İzmirliler şöyleyiz”, “biz İzmirliler böyleyiz” vs. İzmir’e kar yağdığı gün sanal ortamlarda paylaşılan kardan adam fotoğraflarının altına düşünülen notlarda bile mevcut bu ruh halinin yansıması: ”İzmirlinin kardan adamı bile farklı olur.” Bu bir kompleksin itirafı değildir de nedir?
Başka şehirlerde yok bu kadar abartılı kendine hayranlık. Maalesef bir tek İzmirlilerde var. İnsanın yaşadığı şehri sevmesi anlaşılır. Doğaldır. Sevmelidir de. Bu satırların yazarı da doğma büyüme İzmirlidir ve çok sever şehrini. Ama sevginin kayıtsız şartsız ve saplantısal bir hayranlığa dönüşmüş hali tehlikelidir. İzmirlinin şehrine duyduğu sevgi de gittikçe naif bir sevginin sınırlarını zorlamaya başlamıştır.

Evet, İzmir çağdaş, laik ve modern bir şehirdir. Ama “en çağdaş biziz” tarzı bir iddianın kriterinin de olması gerekir. Neye göre? Veya neyi baz alarak? Eğer tek kriter seçim sonuçları ışığında ortaya çıkan dengeyse yani İzmirliler bu yorumu kendini modern çizgide tanımlayan CHP’nin aldığı oya göre yapıyorlarsa, açıkçası “Türkiye’nin en modern şehri” söylemi gerçeği yansıtmamaktadır. Bu kritere göre İzmir ancak Tunceli’nin (CHP % 56), Kırklareli’nin (CHP % 53), Edirne’nin (CHP % 52), Muğla’nın (CHP % 46), Tekirdağ’ın (CHP % 46) ardından altıncı sıraya yerleşebilir. Peki siz hiç bir Tuncelilinin, bir Muğlalının vs. kalkıp da “Türkiye’nin en çağdaş, en modern, en laik şehri biziz” diye şişindiğini gördünüz mü, duydunuz mu? Ya İzmir’e ne oluyor?

Türkiye’nin en güzel kızları İzmir’den çıkar(mış). Olabilir mi böyle bir şey? Birkaç güzellik yarışmasında elde edilen dereceler böyle bir iddiada bulunmak için yeterli olabilir mi hiç? İzmir’in erkekleri bile ayrı bir yakışıklı olur(muş). Hadi canım! Dizilerde sivrilen birkaç jönün İzmirli olması haricinde bunun somut bir ölçütü var mıdır?

Bu “en büyük biziz” yaklaşımı sağlıksız bir ruh halinin göstergesi bence. Ve biraz da sosyal bilinçaltında yer alan ezikliğin, kompleksin bir tezahürü. Bir iki detaydan yola çıkıp megaloman bir sentez şekli. Şöyle diyebiliyor muyuz? “İzmir’in futbol takımları her yıl şampiyonluk(lar) kazanmaktadır. Dolayısıyla en başarılı futbolcular İzmir’den çıkar.” Hayır, çünkü gerçek tam tersi. İzmir’in bir sürü takımı olmasına rağmen yıllardır bir tanesi bile Süper Lig’e çıkamamaktadır. Şöyle bir iddia öne sürebiliyor muyuz? “İzmir’e her yıl şu kadar konser gelir, şu kadar tiyatro grubu şehri ziyaret eder. İzmir bir kültür-sanat şehridir.” Hayır, süremiyoruz. Çünkü İzmir kültürel sanatsal etkinlik fakiri bir şehirdir. Gerçek bu. Peki şöyle bir çıkarımda bulunabiliyor muyuz? ”İzmir her yıl şu kadar milyon dolarlık yatırımın yapıldığı, üretimde, ihracatta rekor kıran bir şehirdir.” Bunu da diyemiyoruz ne yazık ki. Muazzam beyin göçü veren, ülke ekonomisindeki yaptırımı, gücü hızla azalan bir şehirdir İzmir. Peki ya şunu diyebiliyor muyuz? “İzmir’in üniversiteleri uluslararası bilimsel yayınlar ve buluşlar açısından ülkemizde birinci sıradadır. İzmir bir bilim şehridir.” Bunu da diyemiyoruz.

Peki ne diyoruz? İzmir’in kızları güzel. İzmir’in Kordon’u güzel. İzmir’in erkekleri yakışıklı. İzmir’in seçmeni çağdaş. Bunlar yetiyorsa tamam. Görmeye devam edelim bu rüyayı. Kendimiz çalalım, kendimiz oynayalım. Sürdürelim gitsin bu megalomaniyi. Kandıralım kendimizi.
Aydının görevi toplumunu pohpohlamak, yağcılık yapmak değildir. Aydın sorgular. Aydın eleştirir. Ama şehrin kanaat önderleri de methiye korosuna dahil olursa, işte o zaman tehlike çanları çalmaya başlar. Gözler görmeyi unutur. Ve hatta görmemek, görmezden gelmek daha bile cazip bir hal alır.

Peki, tamam. Hiç eleştirmeyelim kendimizi. Mesela “iş âlemi neden perşembeden Çeşme’ye gidiyor, neden hep tatili çalışmaya tercih ediyoruz” diye sormayalım. Örneğin “fuarımız ne hale geldi” demeyelim. “İzmir devasa bir köy halini aldı” da demeyelim. “İzmir sporda, sanatta, bilimde, ekonomide küme düştü” hiç demeyelim. Örneğin “beton yığınına döndü İzmir” de demeyelim. İzmir’in yerel medyasına İzmirlinin neden sahip çıkmadığını da sorgulamayalım. Ve bu gerilemenin sorumlularını da hiç eleştirmeyelim.
Yani. Devam edelim kendi kendimizi pohpohlamaya. “Türkiye’nin en güzel şehrinde yaşıyoruz” diyerek kendimiz çalıp kendimiz oynamaya devam edelim. “Uyuyanı uyandırmak ayıptır” öğretisiyle yetişmiş bir toplum olarak bırakalım da uyusun mu herkes? Uyuyalım mı? Bu mudur bir şehri gerçekten sevmek?

Delphoi Tapınağı’nın girişinde "kendin bil" öğüdü yazılıdır. Her şeyin özü ve özetidir aslında bu öğreti. Çünkü her şey kendini bilmekle başlar. Kendini bilmekse bir anlamda haddini bilmektir. Ancak kendisini bilen kendisini eleştirebilir. Ve sadece kendisini eleştirebilen gelişebilir, ileri gidebilir. Şehirler için de geçerlidir bu. “Biz şöyle büyüğüz”, “en büyük biziz” gibi söylemleri dillendirmeye başlayan bir şehir gerilemeye başlamıştır. Eylemleriyle ileri gidemediğinden, özdeki eksikliğini söylemlerle, sloganlarla kapatmaya çalışmaktadır. Kişilerin, toplumların sürekli kendilerini övmeye, kendilerine hayran olmaya başlaması sosyal bir rahatsızlığın bulgularıdır.

Yaşadığımız şehri sevmeyelim mi? Sevelim elbette. Evet, güzel bir şehirdir İzmir. Ama abartmayalım bu sevgiyi. Tadında bırakalım. Övünmek mi? Bırakalım başkaları takdir etsin İzmir’i. Bırakalım başkaları fark etsin şehrin güzelliğini. Bırakalım başkalarının dikkatini çeksin şehrin gelişimi. Bırakalım başkaları övsün İzmir’i. Belki de bu olmadığı için bu kompleks! Belki de bu yüzden bu megalomani!


Yorumlar - Yorum Yaz