Anekdotlar

EĞİTİCİ-ÖĞRETİCİ ANEKDOTLAR

 Ahmet Akay - anekdotlar

16 Mart 2011, Çarşamba

Detaya Dalıp Özü Kaçırmayın

Juan, motosikleti ile Meksika sınırına gelir. Arkasındaki iki büyük çantayı gören sınır polisi şüphelenir ve içinde ne olduğunu sorar. Juan, "yalnızca kum" diye cevap verince polis, "aç bakalım çantaları" der. Juan çantaları açar. Polis didik didik kontrol etmesine rağmen kumdan başka bir şey bulamaz. Bununla yetinmeyen polis, gece yarısına kadar kumu her türlü tahlilden geçirtir ancak saf kumdan başka bir şey yoktur. Polis, çantalarını Juan'a geri verir ve sınırdan geçmesine izin verir.

Birkaç gün sonra Juan motosikletinin arkasında iki büyük çantayla tekrar sınırda belirir. Polis Juan'ı gene durdurur, didik didik arar, yine bir şey bulamaz ve Juan'ı serbest bırakmak zorunda kalır.

Bu olay, polis emekli olana dek yıllarca devam eder.

Bir gün emekli sınır polisi Meksika'da bir barda otururken Juan'ın içeri girdiğini görür ve derhal yakasına yapışır. "Senin yıllardır bir şeyler kaçırdığından eminim. Çıldıracak duruma geldim. Geceleri uyku uyuyamıyordum senin yüzünden. Lütfen anlat bana ne kaçırdığını. Aramızda kalacağına emin olabilirsin." Juan gülümseyerek cevap verir: "Motosiklet."

Akıl, Bize Sunulanların Dışında Çözüm Bulmaktır

Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında adam doktora sorar,

- Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz?

- Bir küveti su ile dolduruyoruz. Sonra hastaya üç nesne veriyoruz. Bir kaşık, bir fincan ve bir kova. Sonra da küveti nasıl boşaltmayı tercih edeceğini soruyoruz. Peki, siz ne yapardınız?

- Şimdi anladım. Normal bir insan kovayı tercih eder.

- Hayır. Normal bir insan küvetin tıpasını çeker.

Zengin Olmak, Sadece Çalışma ve Hırsla Olmaz; Zeka da Gerekir

New York'ta bir bankanın önünde duran son model Rolls Royce otomobilden inen adam, hızlı adımlarla bankaya girdi ve önüne çıkan ilk görevliye bireysel kredi için başvuruda bulunmak istediğini söyledi. Görevli onu müşteri temsilcisine götürdü. Adam, çok acele bir iş için Avrupa'ya gitmek zorunda olduğunu ve bu nedenle bir hafta vadeli beş bin dolar krediye ihtiyaç duyduğunu söyledi. Müşteri temsilcisi kısa bir araştırma yaptıktan sonra "Ticari ve mali sicilinizi inceledik. Bu krediyi almanız için bir engel yok." dedi ve ekledi, "Fakat bir konuyu belirtmeliyiz. Bizim bankamızla daha önce hiç çalışmamışsınız. Banka olarak sizi resmen tanımıyoruz. Bu nedenle söz konusu krediyi verebilmemiz için karşılığında sizden bir teminat almak zorundayız." Adam cebinden Rolls Royce'un anahtarını çıkardı ve müşteri temsilcisine uzatarak, "Çok acelem var, uçağa yetişmem lazım." dedi. "Kapıdaki Rolls Royce'umu teminat olarak alabilirsiniz."

Kredi işlemleri çok hızlı bir biçimde tamamlandı. Banka görevlileri adamın otomobili bankanın garajına çekti, adama da beş bin dolar kredi verildi. Müşteri temsilcisi kişisel merakını gidermek için bir hafta boyunca özel bir araştırma yaptı ve bu yeni müşterinin çok büyük bir is adamı ve çok büyük bir servet sahibi olduğunu öğrendi.

Bir hafta sonra adam gelip, borcunun anaparası olan beş bin dolarla, bir haftalık faizi olan dokuz buçuk doları ödedi. Müşteri temsilcisi bir türlü yenemediği merakının dürtüsüyle sordu, "Sizin büyük bir iş adamı ve çok büyük bir servetin sahibi olduğunuzu öğrendim." dedi. "Yalnızca kişisel merakımdan soruyorum. Lütfen söyler misiniz, sizin için çok küçük bir miktar olan beş bin dolarlık krediye neden ihtiyaç duydunuz?" Adam gülümseyerek, "Siz de bana lütfen söyler misiniz?" dedi, "Böyle lüks bir otomobili, New York'ta hangi kapalı garaja, bir hafta boyunca dokuz buçuk dolara bırakabilirsiniz?"

Satıcılık; Müşterinin İstediğini Değil, Senin İstediğini Satmandır

Patron sorar,

- Daha önce hiç satıcılık yaptın mı?

- Evet, kasabamda bu işi yaptım.

Patronun gözü çocuğu tutar,

- İyi, yarın başlıyorsun.

Ertesi gün akşam olur ve patron çocuğu çağırtır,

- Bugün kaç kişiye satış yaptın?

- Bir kişiye yaptım.

- Ne? Sadece bir mi? Ötekiler 20-30 müşteriyle boğuşurken, sen nasıl sadece bir kişiye satış yaparsın? Kaç dolar tuttu peki?

- 320 bin dolar.

Patron şaşırır ve sorar,

- Nasıl becerdin bunu?

- Adama başta küçük boy bir olta, sonra orta boy ve sonra da büyük boy bir olta sattım. Adama nerede balık tutacağını sordum. "Kıyıda" deyince bir tekneye ihtiyacı olduğunu söyledim. Tekne bölümüne indik ve çift motorlu, yelkenli, lüks bir tekne sattım. Sonra da, otomobiliyle o tekneyi çekemeyeceğini söyleyip bir 4x4 sattım.

Patron kendinden geçer,

- Ne diyorsun? Bütün bunları bir küçük olta almaya gelen adama mı yaptın?

- Hayır. Aslında karısı için bir tane pet istemişti. Ben de ona "Haftasonunuz mahvolmuş. Siz en iyisi balığa gidin." dedim.


Yorumlar - Yorum Yaz