Güzelyalı Vapuru

GÜZELYALI VAPURU
Erdinç Gönenç

Erdinç GÖNENÇ (rahmetli)

19 Ocak 1998

Elli yedi yıllık yaşantımda ilk kez Güzelyalı'dan Karşıyaka'ya vapur ile gittim. Kısa sürelik bir pazar günü yürüyüşü için sahile çıkmıştık ve Levent Heykeli'ne kadar yürüyüp dönecektik. Aklımızda ne Karşıyaka vardı, ne de vapur. Yeni yapılan üst geçide yaklaşırken, birden İskele'deki vapuru (deniz otobüsü de diyorlar) gördük. Denizi ve Karşıyaka'yı çok özlemiş olduğumuzu fark ederek İskele'ye yöneldik. Üst geçit olmasa, otoyolda ya da yaya geçidinde ezilmek korkusuyla deniz kıyısına geçemezdik. Doğrusu ya, İskele güzel bir yapı değil. Kışın neyse de yazın o cam kubbenin Fin hamamından bile sıcak olacağına kuşkum yok. Ancak vapur ucuz. Elli bin liraya iki bilet aldık ve saat 16.00 vapuruna bindik.

Hava kapalı ama sıcaktı. Bu nedenle görüşü kısıtlı ve sigara yasaklı alt kat salonu yerine üstteki açık bölüme oturduk. Artık yürürken sigara içmiyorum ve bu yüzden oturur oturmaz bir tane tüttürmeye başladım. Çay ve sigara birlikte çok iyi gider ama çayımızı az önce içmiştik. Yoksa vapurda sıcak-soğuk her türlü meşrubat var. Peki otobüslerde de var mı?

Vapur zamanında kalktı. O da hoşuma gitti. Uzunca bir aradan sonra denizi olan bir kentte yaşadığımızı hatırladık. İyot ve yosun kokusunu özlemişiz. Ben kıyıdan başlayıp birdenbire paralel yükselen, gri beton duvarlar yerine, biraz Susuzdede Tepesi'ne ve daha çok Çatalkaya ile Büyük Yamanlar tepelerindeki yok etmeyi henüz başaramadığımız ormancıkları seyretmeyi yeğledim. Çamur renkli denize bakmak da içimden gelmedi.

Geçmişteki Vapur Yolculukları

Birden, çok da uzak olmayan geçmişteki vapur yolculuklarımı anımsadım. Çoğu kez hemen girişte, vapurun iki tarafında da bulunan sıralara oturur ve denize çok yakın olurdum. Bazen köpükler üzerime sıçrardı ve ben mikrop kapacağımdan korkmazdım. Denizin rengi Foça'nınki gibi cam göbeği değil, kopkoyu lacivertti. Az ötede yunuslar (polis değil, balık) bizimle yarışa girişir ve yarışı kazanırdı. Kordon'daki sakız biçimi bembeyaz evlerden, palmiyelerden uzaklaştıkça, Karşıyaka Yalı'sının ağaçlar ve yel değirmenleri arasındaki köşklerine yaklaşırdık.

Neyse, Karşıyaka'ya yirmi beş dakikada ulaştık. Vapur pek hızlı değil ama amaç gezi olunca fark etmiyor. Zaten otobüsle bir saatte ancak gidersiniz. İskele civarında biraz turlayıp 17.00 vapuruyla geri döndük. Böylece bizim yürüyüş menzili Karşıyaka'ya kadar uzamış oldu.

Dikkat ettim, hem gidişte, hem de dönüşte zarar ettirmeyecek sayıda yolcu vardı. Demek ki bu hat kapanmayacak. Üstelik iyi duyurulmadı da! Bileni çok az yani. Bir de, yazın Bulvar'ın Güzelyalı kesimi özellikle gençlerle tıklım tıklımdır. Gece saatlerine de vapur konulursa, yüzlercesinin gitarları ile karşıya gidip geleceğinden hiç kuşkum yok. Artık ben de Metin Dikenelli'nin evine vapurla gidip, vapurla dönerim.


Güzelyalı vapuru yaşayacak
Şimdi sıra Narlıdere, İnciraltı, Bayraklı iskelelerinde

Yorumlar - Yorum Yaz