Levanten, Kozmopolit, Köksüzlük

LEVANTEN, KOZMOPOLİT, KÖKSÜZLÜK
İlhan Pınar

İlhan PINAR
22 Mart 2013

Attila İlhan 1990'lı yıllarda TRT 2'de haftada bir söyleşi yapar, hemen her konuya değinirdi. Şiirden siyasete, siyasetten kültüre, tasavvuf şiirinden divan şiirine, üzerinde durmadık konu bırakmazdı neredeyse. Bir konuşmasında Asya Türklerinin ve özellikle Azerilerin Anadolu Türklerine Levanten dediğini ve iki Türklük arasındaki farklılığa ve ayrışmaya dikkat çekmişti. Attila İlhan toplumsal eleştirilerini doğrudan yapan bir düşünür değildi. Levanten teriminin de ne anlama geldiğini gayet iyi biliyordu. Attila İlhan'ın deyişiyle, "buraya kadar olanları sinek pislemedik bir yere not edin"!

Aslında çok zamandır İzmir bağlamında Levanten ve kozmopolit kavramları üzerinde durmak istiyordum. Kavramlar üzerinde durmayı ve düşünmeyi seven bir toplum olmadığımız için, kavram kargaşasına düşmek de kaçınılmaz oluyor. Kavramlar üzerinden birbirimizi daha kolay anlayabiliriz ve birbirimizle daha iyi anlaşabiliriz diye düşünüyorum. Eğer kavramlara da aynı anlamı yüklüyorsak! Öncelikle farklı düşünmek zenginliğimizdir. Herkesin ortak bir düşünceye sahip olduğu ve farklı bir düşüncenin dile getirilmesinin engellendiği bir toplumun ne kadar sıkıcı olabileceğini hepimiz anlayabiliriz. İzmir ki yüzyıllar içinden süzülen gelen tarihi içinde uzlaşmalar ve uzlaşmasızlıklar yaşamış ve bunların kötü sonuçlarını yaşamak zorunda kalmıştır. İzmir'i zenginleştiren ve önemli bir kent yapan da bu birikimi ve bu zenginliğidir bir anlamda.

Levanten kavramı İzmir bağlamında dünya literatürüne ilk defa 1830'lu yıllarda Batı Avrupalılar tarafından tedavüle sokulmuştur. Batı'nın ulaştığı siyasal-toplumsal durumun bir sonucu olarak dünyayı tanımlama çabasının bir sonucudur. 19. yüzyıl başlarına kadar İzmir'e gelen Batı Avrupalılar İzmir'de Livorno, Napoli, Cenova, Bolonya ve benzeri İtalyan şehir devletlerinden kente yerleşmiş Latinlerle karşılaşmışlar ve bu insanları geldikleri kentin adıyla Livornolu, Padovalı vb. olarak adlandırmışlardır. Ancak Avrupa'da uluslaşma sürecine girilmesine ve ardından İtalyan şehir devletlerinin tarihin sahnesinden çekilmesine bağlı olarak bu insanlar şehir devleti aidiyetini yitirince kendilerini Katolik olarak tanımlamaya başlamışlardır.

Ulus kavramının ağırlık kazanmaya başladığı Avrupa aklı, bir dinin mezhebini tanımlayıcı bir kavram olarak görmez çünkü Avrupa'da yaşayan ve artık farklı bir kültürün toplumu olan Katolikler de bulunmaktadır. Dolayısıyla bu topluluğu tanımlamak gerekmektedir. Bu bağlamda Romalılardan beri kullanımda olan ve Doğu Akdeniz anlamına gelen Levant teriminden yararlanılarak 19. yüzyılın ilk çeyreğinde Levanten kavramı Doğu'da yaşayan Katolikler için kullanılmaya başlamıştır. Bu kavram bir Batı Avrupalı için olumsuz içeriğe sahip anlam taşımaktadır. 19. yüzyılın ikinci yarısında İtalyan Devleti'nin kurulmasına kadar İzmir'de yaşayan Katolik Levantenler Avusturya-Macaristan İmparatorluğu uyruğundaydılar. Özellikle Yunan İsyanı sonrasında Mora'dan Batı Anadolu'ya ve dolayısıyla İzmir'e geçen Filhelenler ile başlayan süreç İzmir'de Levanten kavramının genişlik kazandığı ve yaygınlaştığı bir dönem olmuştur.

Kozmopolit mi Köksüz mü?

Günümüzde 7'den 77'ye kime sorsanız, İzmir'in kozmopolit olduğunu söyleyecektir size. Bu kavramın daha çok farklı kültürlerin bir arada oluşuna vurgu yapmak için kullanıldığını düşünüyorum. Ancak ikisi arasında çok büyük farklar vardır ve hatta taban tabana zıttır. Farklı kültürler derken her topluluğun özgün kültürünün var olduğu kabulünden söz edildiğini düşünüyorum. Yani bir kültürü ve ona bağlı bir geleneği var. İşte tam da burası iki kavram arasındaki kırılma noktasını oluşturmaktadır. Çünkü kozmopolit olmak, geleneğin ve verili kültürün dışına çıkarak meçhulleşme ve köksüzleşme halidir.

Gelin, kozmopolit kavramının ortaya çıkışı ve İzmir'deki tarihsel durumu üzerinde biraz duralım.

19. yüzyıl İzmir'inin de kozmopolit bir kent olduğundan söz edilir. Ancak bunun pek mümkün olmadığı kanısındayım. Eğer döneme özgü bir kozmopolitlikten söz edilecekse bunun Frenk Mahallesi ile sınırlı tutulması gerektiğini düşünüyorum. Ama kentin tamamı için değil. Zaten bu kozmopolit yapı, Batı Avrupa'da yaşanan gelişmenin sonucu dünyanın birçok kentinde ortaya çıkmıştır. En yakın örnekleri İstanbul (Pera), İskenderiye ve Beyrut'tur.

Kozmopolitizm tarihte, kendi gelenek ve göreneklerini korumaktan gurur duyan seçkinler, aristokratlar ya da yönetici sınıflardan ziyade kendilerine yeni ve geniş ufuklar arayan alt sınıflar arasında gelişmiştir. Kozmopolitlik feodal yükümlülüklerden, unvanlardan ve kendisine miras kalan bir servetten yoksun olan burjuva sınıfı arasında yaygınlık kazanmış bir yaşam tarzıdır. Kozmopolit köksüzdür, meçhuldür ve yabancıdır.

Dolayısıyla İzmir'de yaşayan Türk, Rum, Ermeni ve Yahudi gibi bu özelliklere sahip olmayan, tam aksine cemaat yapısı içinde köklerine ve kadim geleneklerine bağlı olarak yaşayanların kozmopolit olmasından söz etmek mümkün değildir. Ancak bu kesimler arasında münferiden de olsa geçiş örnekleri vardır. Zenginleşen Yahudiler Türk Mahallesi'ne taşınırken, Rum veya Ermeniler de Frenk Mahallesi'ne taşınabilmekteydi.

Bir Batılı seyyah 19. yüzyılda Avrupalı İzmirliliğinin sosyolojik olarak genişlemesini şöyle tanımlar: "Din temelinde birleşseler bile, etnik temelli ayrışım bu mahallede yavaş yavaş ortadan kalkıyor, farklı milletlere ait Avrupalılar Levantenlik temelinde harmanlanıyor ve Batı Hristiyanlığıyla sınırlı olan kimlik zaman içinde Doğu Hristiyanlarının bir bölümünü de kapsayarak genişliyordu."

Bu saptama bize Batı Avrupa'dan göç ederek kente yerleşen kesimin yerel unsurlarla evlilik ve ortaklık gibi yollarla birleşerek Levantenliğin ortaya çıkışını imlemektedir.

Aynı Batılı seyyaha göre, "Gelenek-göreneklerin büyük çeşitliliği yüzünden sonsuz bir hürriyet içinde yaşanır. Kimseyi hayrete düşürmeden her şey yapılabilir. En tuhaf olan şey bile bu büyük manevi anarşinin içinde fark edilmeyebilir."

Kentin Frenk Mahallesi Avrupalılıktan, Avrupalı zihniyetten o kadar uzakta konumlanıyordu ki, bunu İngiliz seyyah Sir Charles Fellows da saptamıştır:

"İzmir'de karşılaştığım çok sayıdaki aydınlanmış insan İzmirlilerin bilim ve sanattan anlamadığından yakınıyordu. Fakat aynı insanlar da diğer yandan, 'başımızın üstünde nefis bir güneşimiz ve tam anlamıyla özgürlüğümüz var' diyebiliyorlardı. Her milletin kendine özgü özgürlük anlayışı oluyor. Örneğin İngilizlerin özgürlük anlayışı çevresindeki her şeyi kapsayan özgürlüktür. Özgürlüklerin sınırsız ve kuralsız yaşandığı bir ülke bir İngiliz için en kötü barbarlık olarak görülür."

Buradan hareketle Osmanlı Dönemi'nde İzmir'in Batı'nın gereksinimleri doğrultusunda işlevsellik kazandığını kentsel olarak bu gereklere göre şekillendiğini toplumsal ve kültürel olarak da bu gereklere göre belirlendiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Bu kentsel ve toplumsal olarak şekilleniş İzmir'in bu döneme damgasını vurmuş; burada zaman içinde köksüzleşerek, yabancılaşarak ve meçhulleşerek kozmopolitleşen kitle kural tanımaz özgürlük içinde yaşarken, yerli kitleye batılılaşmanın bu olduğu algısı seçenek olarak kalmıştır. Yerli kitleden bu kozmopolit yapıya geçenler kendilerini batılılaşmış olarak algılamaya başlamışlardır.

İzmir'in kozmopolit yapısı (Frenk Mahallesi) içinde gerçekleşen her şey İzmir'in biricikliğine ve öncülüğüne referans teşkil eder olmuştur. Bu kural tanımazlık içinde gerçekleşen her şey İzmir'e ve İzmirliye özgü olarak algılanmaya başlamıştır. Bu yapı, tarihin bir döneminde İzmir'in konumundan kaynaklanan ama İzmirliden bağımsız olarak gelişen bir sonuçtur. İzmirli bu sürece dâhil olmuş, İzmir'in bu şekillenişinde sadece öteki olarak rol almış ve kendisinden talep edilen iktisadi rolü yerine getirmiştir. Bu duruma mesafeli duran kesimler bile kentin bu yapısından etkilenmiş, nimetlerinden yararlanmış ve geç de olsa kentin ticari yaşamına dâhil olmuşlardır.

Kavramlar üzerinde düşündüğümüz zaman aslında her iki kavramın da aynı olduğu, sadece söyleyen ile nasıl söylediğinin önemli olduğu anlaşılacaktır. Kavram kargaşası tam da budur anlamayı ve anlaşmayı olanaksız kılan. Kozmopolit "out", köksüz "in"!


Yorumlar - Yorum Yaz