Denize Küsen Şehir

DENİZE KÜSEN ŞEHİR
Erdinç Gönenç

Erdinç GÖNENÇ (rahmetli)

17 Kasım 1997

Yaz kış demeden fırsat buldukça Mustafa Kemal Sahil Bulvarı'nda yürüyüşe çıkarım. Yürüyüş bölgem genellikle Levent Heykeli-Vali Konağı arasıdır. Tüm Bulvarda en yeşil bölge orasıdır. Heykel ile Faikbey Durağı arasında parkın, Faikbey Durağı ile Konak arasında ise bahçelerin yeşili fazladır. Ben bahçe yeşilini yeğlerim. Oralarda ağaçlar eskiden kalma ve kocaman, parklardakiler ise yeni yetmedir.

Benim bölgemde Bulvar yazın her yaştan, her sınıftan insanla tıklım tıklımdır. Akşam üstünden başlayıp çay bahçelerinde boş masa bulamazsınız. Ben öğle saatlerini severim. Terlememek için sık sık ağaç gölgesinde oturup sigara içerim. Ağustos böcekleri cır cır öter. Artık evimden duyamadığım bu müthiş senfoniyi keyifle dinler, Yamanlar Dağı'ndaki Smyrna siluetini ve Çatalkaya'yı seyrederim. Ve çok sevdiğim denize bakmak içimden gelmez.

Kış yürüyüşçüleri oldukça azdır elbette. Artık yürüyüşten başka spor yapabilecek gücü kalmamış olan yaşlılarla, sarmaş-dolaş gezinen, oturan unisex giyimli gençler çoğunluktadır. Pek de gizlenme gereği duymadan öpüşen çocuklara kimse dönüp bakmadığına göre Gavur İzmir bizim oralarda yaşamayı sürdürüyor gibi.

Mustafa Kemal Sahil Bulvarı'nda yürüyüşler hep otoyolun kara tarafında yapılır. Kışın deniz kıyısında yürüyen hemen hiç yoktur. Yazın bile tek tük insan görebilirsiniz. Yürüyüşçülerin hemen hiçbiri, tıpkı benim gibi denizi çok seyretmez. Evet İzmirli denize küstü. Oysa benim çocukluğumda iç Körfez'in neredeyse tümünde evlerin önünde hep şarpiler, sandallar demirli olurdu. Onlara kadar yüzer, üstlerine çıkıp biraz soluklandıktan sonra suya balıklama atlardık. Bostanlı'da Kabotaj Bayramı'nda yüzme, yelken ve yağlı direk yarışları yapılırdı. İstanbul vapurları Pasaport'taki iskeleye yanaşır, oradan kalkardı. Cumhuriyet Alanı ile Gümrük arası capcanlı, tipik bir Akdeniz limanıydı. Benim çocukluğumda İzmirli, denizle barışıktı.

Aslında küslüğü başlatan İzmirli değil denizdir. Deniz artık içinde yüzerek serinlememize izin vermiyor. Suların cam göbeği rengine dalıp dalıp düş kuramıyoruz. Deniz artık bizi balıkla, midye ve kalamarla beslemiyor. Deniz haksız mı yani? Son günlerde küçük bir değişim oldu. Kışa girdiğimiz halde Güzelyalı'da deniz kıyısında dolaşanların sayısı epey arttı. Nedeni yeni yapılan vapur iskelesi ve üst geçit. Sanırım üst geçit ben dahil epey insanın otoyol fobisini, yaya geçidinde ezilme korkusunu yendi. Ölmüş de olsa denize akın, bir iskele ve bir üst geçitle artmaya başladı. Demek ki kimileri denize küstüğü için değil, denize ulaşamadığı için hep kara tarafında dolaşıyor. Yalılara yapılan otoyollar insanın denizle bağlantısını koparıyor demek ki.


Yorumlar - Yorum Yaz