Alsancak ve Kordon

ALSANCAK VE KORDON
Vural Yiğit

Doç. Dr. Vural Yiğit

18 Aralık 2017

 

LİMAN KENTİ SMYRNA

Eski Smyrna kenti ve limanı, Milat öncesi 650­-545 yılları arasında İyon uygarlığının en parlak dönemini yaşamıştır. İyonlar bu dönemde Ege Denizi, Akdeniz, Marmara Bölgesi ve Karadeniz'de birçok ticaret kolonisi kurdular. İzmir tarih boyu Anadolu'da ve Ege'de hüküm süren tüm devletlerin kontrol etmek istedikleri bir liman kenti olmuştur.

ANADOLU'NUN GÖZBEBEĞİ

İzmir bu konumu nedeniyle tarih boyunca pek çok istilaya uğradı. 15'inci yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren Osmanlı İmparatorluğu'nun kontrolüne geçti. 16'ncı yüzyılın ikinci yarısında yabancı devletlerin konsoloslukları İzmir'e taşındı. Kent, 17'nci yüzyılın başına kadar hala bir kasaba görünümündeydi. Ancak, 17'nci yüzyıldan itibaren 19'uncu yüzyıla kadar, Avrupalı sanayici ve yatırımcıların gözdesi oldu.

ALSANCAK

Alsancak İzmir'in kalbidir ve Kordon'u ile denize açılan vazgeçilmez sevdasıdır. Eski dönemlerde konumundan dolayı Punta olarak anılmıştır. Punta Yunanca nokta, İtalyanca sivri uç demektir. Günümüzdeki Alsancak semtinin önemli bölümü, Boyacı ve Meles derelerinin taşıdığı alüvyonlu toprak nedeniyle zengin bir tarım alanıydı. 18'inci yüzyıl sonlarına doğru bu akarsular zamanla yerleşim yerleri arasında kalıp tarihe karıştı.

KORDONBOYU

Bu süreçte şehir kademe kademe Kordonboyu'na doğru gelişme gösterdi. Şehrin geleneksel Osmanlı görünümü, yerini cepheleri süslü detaylarıyla dikkat çeken yapılara bıraktı. Kordonboyu'nda konsolosluklar, postaneler, oteller, tiyatrolar, kulüpler kuruldu. Kordon'daki mekanların en ünlüsü olan Sporting Club, kutlamalara, konserlere, tiyatrolara ev sahipliği yapmış bir yerdi. Şimdi Kordon'un bu muhteşem geçmişinden geriye elimizde sadece kartpostallar ve resimler kaldı.

1860'lı yılların ortalarında demiryolu hatlarının işletmeye açılması ile büyük tonajlı gemilerin rahatça yanaşıp yükleme ve boşaltma yapabilecekleri bir rıhtıma ihtiyaç duyulmuştu. 1867'de J. Charnaud, A. Baker ve G. Guerracino adlı İngiliz tüccarların kurdukları kumpanyaya rıhtım inşaatının imtiyazı verilmişti. Şirket 1869'da inşaata başladı ve rıhtım 1876 yılında tamamlanarak hizmete açıldı. Birinci Kordon'a döşenen tramvay hatları ile gündüzleri yolcu, geceleri gemilere/gemilerden yük taşınıyordu. Kordon adı verilen bu kıyılar aynı zamanda mesken, otel ve eğlence yeri olarak gelişti.

1890'larda atlı tramvay hattı açılmıştı. Grand Huck Hotel ve Avrupa tarzı kafeler Kordon boyunca yer alıyordu. Spor kulüpleri ve eğlence yerleri de vardı. Sıra sıra dizili faytonlar gidip geliyordu. O zamanlar Karşıyaka ve İzmir arasında en önemli ulaşım ve taşıma aracı olarak kullanılan ünlü İzmir kayıkları da kıyıda bekleşiyordu.

Hasılı; günümüzdeki bitişik nizam yapılmış çirkin apartmanların, özensiz birahanelerin, zevksiz kafelerin bulunduğu Kordonboyu o zamanlar muhteşemdi.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Kordonboyu
Cumhuriyet'in ilk yıllarında Kordonboyu

Cumhuriyetin ilk yıllarında Kordonboyu
Cumhuriyet'in ilk yıllarında Kordonboyu

TAYYARE SİNEMASI

İzmir'de bilinen en eski sinemalardan bir tanesi Kordon'da bulunan ve 1908 yılında yapılmış Palas Sineması'dır. Bu bina 1922 yılında İzmir yangınından çok fazla etkilenmeden kurtuldu. İzmir Tayyare Cemiyeti 1927 yılında binayı satın alarak adını Tayyare Sineması olarak değiştirdi. 4 Mart 1930 Salı akşamı Tayyare Sineması'nda gösterimde olan filmi Atatürk de izledi. Sinema 1933 yılında ünlü mimar Ernest Egli tarafından onarım geçirdi. 536 adet lüks koltuk, havalandırma ve kalorifer düzeni olan salonda sesli film oynatılabiliyordu. (Çocukluğumun ilk filmini Tayyare Sineması'nda izlemiştim. Bir Laurel-Hardy gösterisiydi.)

Tayyare Sineması
Kordon'daki Tayyare Sineması

Sakarya Sineması
Kordon'daki Sakarya Sineması

KORDON'UN İNCİSİ

Eski adı Punto olan Alsancak semti, dünyaca ünlü birçok seyyah ve yazarın şiir ve eserlerinde yer almış. Victor Hugo 1829 yılında yayınlanan Les Orientales isimli kitabında yer alan La Captive isimli şiirinde, ünü batıya yayılan İzmir'i bir prensese benzetir. "İzmir, bir prensestir çok güzel küçük şapkasıyla. Mutlu ilkbaharlar durmaksızın onun çağrısına yanıt verir. Nasıl vazo içindeki çiçekler gülümserse, o da denizler arasından ışıldar. Hatta Aripel'in yaratılışından çok daha tutkulu."

ALSANCAK GARI

1856 yılında İzmir-Aydın demiryolu hattının yapılması için imtiyaz, İngiliz girişimci Wilkin ve dört arkadaşına verildi. Bu imtiyaz 1857 yılında İzmir'den Aydın'a Osmanlı Demiryolu kumpanyasına devredildi. Alsancak Garı'ndan başlayan 133 kilometrelik İzmir-Aydın demiryolu hattı 1866 yılında hizmete açıldı.

Alsancak Tren İstasyonu
Alsancak Garı

FASULA MEYDANI

Türklerin Fasulya Meydanı dediği Fasula Meydanı, bir köşesinde karakol bulunan üçgen planlı bir alandı.

Fasula Meydanı
Fasula Meydanı

FASULA SOKAKLARI

Yüz metreden fazla uzunluğu olan Fasula Meydanı'nın sona erdiği noktada Frenk Sokağı, sonraları Teşrifiye Caddesi adını aldı. Teşrifiye Caddesi'nin önemli özelliği oldukça sık aralıklarla başka sokaklara açılmasıdır. Bu sokaklar arasında caddenin kuzey yönünde İkinci Kordon Caddesi'ne açılan Lâle, Çayaltı, Kasapoğlu, Nathali İskelesi, Alhambra, Triandafilides Sokakları ile güney yönüne açılan Büyük Boyahane, Çay, Natali, İstanbul ve Sütçü Sokakları sayılabilmektedir. Bu sokakların da tamamı aynı Frenk Caddesi gibi kesme Napoli taşı döşeli ve her iki yönlerinde de önemli işyerleri ve işletmeler bulunmaktaydı.

FRENK SOKAĞI

İzmir'deki bu üç önemli çarşısından birisi Frenk Sokağı idi. Pazar alanı ve hanlara bitişik olan yol boyunca, İzmir'in en güzel evlerinin ile konsolosluk görevlilerinin yaşadıklari evler yer almaktaydı. Bu evlerin ön cephelerinde sayısız kapı bulunuyordu ve arka cephelerindeki teraslar Körfeze bakıyordu. Evlerin arka bahçeleri denize ulaşıyor ve geceleri gemilerin yükleme ve boşaltmasında rıhtım olarak kullanılıyordu.

Frenk Sokağı bugünkü yapılanmaya göre Kemeraltı'nın doğusundan başlayıp, Kıbrıs Caddesi, Pasaport, Cumhuriyet Meydanı ve Alsancak'a kadar uzanıyordu. Levantenlerin ve yabancıların alışveriş yaptığı bir ticaret merkeziydi. Kemeraltı'nda yerli ürünlerin ticareti yapılırken, burada daha çok Avrupa mallarının satıldığı görülmektedir. Pek çok Avrupa mağazasının şubeleri vardı ve modanın her çeşidini görmek mümkündü.

Frenk Sokağı
Frenk Sokağı

İZMİR YANGINI

İzmir'in kurtuluşu sonrası 13 Eylül'de pek çok noktadan birden başlayan yangın, denizden güney-güneydoğu yönünden esen rüzgârın etkisiyle 14 Eylül'de batıya doğru yayılmıştı. Yangın 15 Eylül'de kontrol altına alındı lakin ancak 18 Eylül'de söndürülebildi. Yangında, bugünkü fuar alanı ve yaklaşık 2,6 milyon metrekarelik bir alan, 25 bin ev, işyeri, kilise, hastane, fabrika, depo, otel ve lokanta yok oldu.

ATATÜRK EVİ VE MÜZESİ

Kordon'da bulunan ve 1941 yılından bu yana Atatürk Müzesi olarak kullanılan binanın geçmişi 1862 yılına uzanıyor. Halı tüccarı Takfor Spartalı tarafından yaptırılan bu ev 1922'de İzmir'e giren Türk ordusu tarafından karargah olarak da kullanıldı. Atatürk'ün Kordon'da yer alan tarihi konakta ilk kalışı, 1923'te toplanan İzmir İktisat Kongresi sırasında oldu. Daha sonra Naim Palas adıyla otel olarak kullanıldı. 13 Ekim 1926'da İzmir Belediyesi tarafndan yenilenip Atatürk'e hediye edildi. 1930­1934 yılları arasında İzmir'e beş defa gelen Atatürk hep bu evde kaldı.

Atatürk Evi - Atatürk Müzesi
Atatürk Müzesi, Atatürk Evi

ATATÜRK'TEN KORDON'DA İÇİLEN BİR RAKI ÖYKÜSÜ

Atatürk, 1923 yılında Kordon'daki Naim Palas'ta gün batımında rakı içerken Rum garsonu çağırıp "Vre Dimitri, gel bakayım." deyince, çocuk gelip "Buyur pasam." der. İşgal sırasında İzmir'e gelen Yunan kralı Konstantin'i kastederek "Sizin Kosti geldi mi buraya?" deyince, çocuk da "Geldi pasam." diye cevap verir. "Oturdu mu bu masaya?" der Atatürk. "Oturdu pasam." der çocuk. Atatürk "Güneş batarken rakı içti mi?" diye sorunca, çocuk "İçmedi pasam." cevabını verir. "E, o zaman sormadın mı çocuk, ne halt etmeye gelmiş İzmir'e?" diye sorar Atatürk.

CUMHURİYET MEYDANI

Cumhuriyet Meydanı ve Atatürk Anıtı 1922 yangını sonrasında İzmir'in imar çalışmaları içinde en önemli kazanımlarından birisidir. İzmir'in simgesi, bu meydanda yer alan Atatürk Anıtı'dır. Meydan ve anıt, asırlık kentin yeniden kurulması bakımından en önemli göstergelerinden birisidir. 1925 yılında yapımı tasarlanan meydan ve anıt düzenlenmesi 1929 yılında İtalyan heykeltraş Canunica'ya ısmarlandı. Ancak ekonomik bunalım nedeniyle 1932'de dönemin Belediye Reisi Behçet Uz'un çabaları ile tamamlanabildi.

İZMİR FUARI

Kurtuluş sonrası kentin uluslararası ticari kimliğinin yeniden canlandırılması, ürünlerinin dış pazarlara tanıtılması ihtiyacı vardı. Bunun için daha 17 Şubat 1923'te gerçekleştirilen İzmir İktisat Kongresi sırasında İzmir Fuarı'nın temeli sayılabilecek yerli malları sergisi düzenlenmişti. 1927 yılında vali Kazım Paşa'nın girişimleriyle, 9 Eylül Meşheri adı verilen sergiler, önce Mithatpaşa Sanat Enstitüsü'nde, daha sonraları günümüzde Efes Oteli olan sahada açılmıştır. 1936 yılından itibaren, yangın yerlerini imar etmek amacıyla Fuar Kültürpark'ta düzenlenmeye başlamış, 1931 yılında uluslararası statüye kavuşmuştur.


Yorumlar - Yorum Yaz