Altmışlı Yıllarda Gazinolar

ALTMIŞLI YILLARDA İZMİR'DE GAZİNOLAR, GECE KULÜPLERİ, ÇAY BAHÇELERİ
Şenay Savur

Şenay SAVUR

2017 Yaz Mevsimi

Yazarın, "1960'lı Yıllarda İzmir'de Sosyal Yaşam" adlı doktora tezinden alınmıştır.


1960'larda İzmir Fuarı

Altmışlı yıllarda İzmir'in eğlence mekânları gazinolar, gece kulüpleri, müzikli lokantalar ve çay bahçeleri idi. Gece kulüplerine sadece erkekler giderken, çay bahçelerine ve gazinolara ailece gidilirdi. Daha çok Birinci Kordon'da ve Kültürpark'ta yer alan eğlence mekânlarına İzmir'in farklı semtlerinde de rastlamak mümkündü. İzmirliler gece eğlencesini severler, yeni açılan mekânları takip ederler ve sık giderlerdi. Özellikle fuar dönemi, eğlencenin doruğa ulaştığı, İzmir içinden ve dışından birçok vatandaşın İzmir'e akın ettiği bir dönemdi. Otobüslerle veya kendi araçları ile gelen vatandaşlar, Fuar içindeki eğlence yerlerinde sabahın ilk ışıklarına kadar eğlenirlerdi. Sadece fuar döneminde açık olan gazino ve gece kulüplerinin yanı sıra tüm yıl boyunca faaliyet gösteren eğlence mekânları da olurdu. Bütün bir yıl boyunca çalışan bu mekânlar bile, fuar zamanında programlarını genişletirlerdi. Yurt içinden ve yurt dışından sanatçılar getirirlerdi. Gazinoların, gece kulüplerinin ve çay bahçelerinin programları günler öncesinden gazetelerde yayınlanır, vatandaşların biletleri nereden temin edecekleri duyurulurdu. Numaralı salonlar için önceden rezervasyon yapılırdı. O dönemde, çay bahçeleri bugünkü anlamda faaliyet gösteren kurumlar değildi. Müzikli gece eğlencelerinin yapıldığı, sanatçıların sahne aldığı yerlerdi. İzmirlilerin aileleri ile birlikte rahatlıkla gittikleri mekânlar da daha çok bu çay bahçeleri olurdu.

Fuar'ın açık kaldığı 20 Ağustos ve 20 Eylül tarihleri arası, İzmirlilerin eğlence hayatının canlılık kazandığı dönemdi. Fuar'ın açılmasıyla birlikte İzmirliler Fuar'a akın ederlerdi. Sadece İzmirliler değil, çevre illerden ve dünyanın birçok bölgesinden turistler İzmir Fuarı'na gelirlerdi. Eğlence hayatı canlanır, sokaklar ışıklandırılır, müzikli ve danslı partiler çoğalırdı. Kültürpark Müdürlüğü her sene Fuar'da birtakım yenilikler yaparak daha fazla ziyaretçi çekmeye çalışırdı. Mesela 1964 fuarının yenilikleri arasında Kültürpark Müdürlüğü tarafından yaptırılan minyatür tren vardı. Minyatür tren en fazla saatte 5 kilometre hızla gidiyor, dört ayrı durakta duruyor ve hepsinden yolcu alıyordu. On yolcu vagonu, bir oyuncak vagonu ve bir lokomotifi bulunan minyatür trenin vagonları 20 yolcu taşıyabilecek büyüklükteydi. İki kilometrelik bir alan üzerinde tur yapıyordu. Ücreti ise büyükler için 50 kuruş, küçükler için 25 kuruştu.

İzmir Fuarı treni

İzmirliler tarafından ilgi gören yerlerden birisi de Fuar'daki Hayvanat Bahçesi'ydi. 1963 yılında Fuar Basmane Kapısı'nın sol tarafında Planetarium (Yıldızlar Evi) açıldı. Yıldızlar Evi'nde özel gözlükler takılarak gökyüzüne benzeyen kubbede gezegenler ve yıldızlar izlenirdi. Kubbe her saat başında 45 dakikalık seanslar halinde hizmet verirdi. Akşam saat beşte açılır, gece yarısına kadar sürerdi. 1968 yılında Türkiye'de bir ilk gerçekleşti ve ilk televizyon yayını Fuar'dan yapıldı. Bu, 37'nci İzmir Fuarı'nın en büyük yeniliğiydi. Fuar'ın İzmirlilerin eğlence yaşamına katkısı her yıl biraz daha artıyordu. Fuar yetkilileri, Fuar'ın açılma zamanına yakın bir tarihte hazırlıklara başlıyorlar ve her yıl bir önceki yıldan daha fazla eğlence aracı ve daha gösterişli ışıklandırma sistemi yapıyorlardı.

Fuar her yıl binlerce ziyaretçiye kapılarını açıyordu. 1968 yılında Lunapark, yerli ve yabancı 27 eğlence firması tarafından kiralanmıştı. İtalya'nın dünyaca ünlü Tony Sirki Fuar'a katılmıştı. Türk sinema ve ses sanatçıları özel Fuar programları hazırlıyorlardı. Fuar sadece ticari firmalara ev sahipliği yapmıyor, İzmirlilerin eğlence yaşamına da damgasını vuruyordu. Fuar'ın Lozan Kapısı ile Sergi Sarayı arasındaki kısım en çok gezilen yerler arasında olduğu için, burasının ışklandırılmasına ayrı bir özen gösteriliyordu. Işık Tüneli her yıl biraz daha titizlikle hazırlanırdı. Mesela 1968 yılında Işık Tüneli'nin üzerine Japon stili avizeler yerleştirilmişti. Gölün çevresinde ışık zinciri oluşturulmuş, çevresinde dönen ve renk değiştiren ışık kulesi dikilmişti. Bütün bu tertibat İzmirlilere görsel bir şölen sunardı.

Özellikle akşam yemeğinden sonra ailece Fuar'a yapılan ziyaretler anılarda tatlı bir yer edinirdi. Kültürpark'ın ortasında yer alan Paraşüt Kulesi ise, İzmirliler ve Fuar'a katlan bütün ziyaretçiler için ayrı bir eğlence kaynağıydı. Fuar süresince Paraşüt Kulesi'nden atlamalar yapılırdı. 1968 yılından itibaren Türkiye'nin tanınmış sanatçıları tarafından ücretsiz konserler verilmeye başlandı. Gül Bahçesi ile Kaskatlı Havuz'un yanında verilen bu konserleri İzmirliler iple çekerlerdi. Devlet Tiyatrosu sanatçıları tarafından Fuar Açık Hava Tiyatrosu'nda temsiller verilirdi. Akşam saatlerine doğru Deniz, Kara ve Hava Kuvvetleri Bandosu Milli Marşları çalarak halkı coştururdu.

Ailece gidilen gündüz eğlencelerinin yanı sıra gece eğlenceleri de olurdu. Kültürpark'taki gece kulüpleri genelde yaz sezonunda faaliyet gösterir, özellikle fuar zamanında programlarını çeşitlendirirlerdi. Kübana ve Mogambo Gece Kulüpleri İzmir'in en meşhur gece kulüpleriydi ve tıklım tıklım dolu olurlardı. İstanbullular tarafından da büyük bir üne sahip olan Mogambo'da caz ağırlıklı müzik programları yapılırdı. Mogambo'nun 1960'lı yıllardaki işletmecisi Saffet Kuyaş'tı. Yurt dışından bale grupları ve orkestralar getirilir, yerli ve yabancı sanatçılar sahne alırdı. Mesela 1968 yılında Erol Büyükburç Kübana'da sahneye çıkardı. Ada, Göl, Atış Poligonu ve Küçük Göl Gazinoları, Da Restoran, Minyatür Golf Kulübü, Palmiyeler Gazinosu, Taverna Erol (Paraşüt Kule Gazinosu), Tenis Kulübü Restoranı ve Mavi Saray Kokteyl, Fuar içerisinde yer alan gazino ve içkili lokantalardı. Bu mekânların yanı sıra çay salonları, pastaneler ve müzikli bahçeler de halkın gece eğlencesine katkıda bulunurlardı. Mavi Saray Çay Salonu, Villa Çay Bahçesi, Hayvanat Bahçesi'ne ait Kır Kahvesi, Akasyalar Çay Bahçesi ve Luna-Ekici Aile Bahçesi, Fuar içindeki çay salonlarıydı. Ayla Bahçesi ve Çamlık Senar Bahçesi de Türk müziği konserlerinin verildiği eğlence mekânlarıydı.

Göl Gazinosu ve Ada Gazinosu aynı anda inşa edilmişti ve Fuar içinde bütün yıl boyunca faaliyet gösterirlerdi. Ancak fuar zamanı kadrolarını zenginleştirir, programlarını çeşitlendirirlerdi. Göl Gazinosu'nda 1962 yılına kadar sadece yabancı orkestralar ve bale grupları sahne alırdı. 1962 yılında Göl Gazinosu'nun işletmeciliğini Necdet Yazar alınca, gazinoda alaturka müzik de başladı. Emel Sayın Göl Gazinosu'nda sahne alırdı. Çeşitli folklör gösterilerinin yapıldığı, temsillerin verildiği, Zeki Müren'in sahne aldığı, İzmir'in en meşhur müzikli bahçelerinden birisi de Manolya Bahçesi idi. Ajda Pekkan, Neriman Köksal ve Ateş Böcekleri Manolya Bahçesi'nde sahneye çıkardı. Ayrıca Şükran Ay, Beyaz Kelebekler, Öztürk Serengil de Manolya Bahçesi'nde sahneye çıkardı. Bütün yerler numaralı olurdu.

Akasyalar Çay Bahçesi Fuar içindeki bir diğer eğlence mekânıydı. Tıpkı Manolya Bahçesi gibi yaz aylarında açılır, fuar sezonunda kadrosunu zenginleştirirdi. Bir de Lunapark'ta yer alan Ekici Aile Bahçesi vardı. Gönül Yazar ve 1968 yılında Altın Mikrofon finalistleri olan Moğollar burada sahne alırdı. 1969 yılında Ekici Aile Çay Bahçesi'nde Erol Büyükburç, Selda Alkor ve Selma Güneri, Akasyalar Çay Bahçesi'nde Semiramis Pekkan, Serpil Örümcer, Manolya Çay Bahçesi'nde Müzeyyen Senar, Sadri Alışık, Selçuk Ural ve Sevda Ferda sahne almıştı. Yine Fuar içerisinde yer alan Benelüks Gazinosu vardı. Necdet Yazar tarafından işletilen Benelüks içkisiz bir gazinoydu. 1967 yılında Şükran Ay burada sahne almıştı. Konak Vapur İskelesi'nin hemen üstünde Deniz Gazinosu yer alırdı. Necdet Yazar organizatör olarak, Deniz Gazinosu'na da meşhur sanatçıları getirirdi. Dario Moreno Kübana'da sahne alır, Neşe Can, Saime Sinan, Ziya Taşkent, Fuar Mehtap Bahçesi'nde çıkardı.

İzmir Fuarı assolistleri

Manolya'da ayrıca Güneri Tecer, Sevim Tanürek ve Nuri Sesigüzel de sahne alırdı. Fuar Çamlık Senar'da ise Mualla Mukadder ve Ahmet Sezgin çıkardı. 1960'ların başında gece eğlencelerinde en çok tercih edilen mekânlar Kısmet Oteli, Göl Gazinosu, Sibel Gazinosu, Orduevi, Türk-İtalyan Derneği, Tenis Kulübü, Kültürpark'taki Benelüks Pavyonu ve İzmir Palas Salonu olurdu. 1960'ların sonlarına doğru Büyük Efes Oteli, Anba Oteli, Basın Kulübü, Bergama Restoran, Bergama Restoran'ın üstündeki Amerikan Kulübü, Güzelyalı'daki Mehmet Ali Restoran en kalabalık mekânlardı. Göl Gazinosu ve Sibel Gazinosu her dönem popülerliğini korur, alaturka ve alafranga programları ile İzmirlilerin ilgisini toplardı. Gençler daha çok Karşıyaka'daki Hipokampus'ta ve İzmir'deki Yuva 77'de eğlenirlerdi.

İzmir Fuarı gazinoları - Zeki Müren

Altmışlı yıllarda çocukluk dönemlerini yaşamış olan Sancar Maruflu'nun Fuar ile ilgili anlattıkları şunlardır:

«Fuar'ın çevresinde bulunan evler fuar zamanı çok ilgi toplardı. İzmir'in bazı aileleri, özellikle yazlığı olanlar yazlıklarına giderken evlerini eşyalarıyla beraber Fuar için gelen pavyon müdürlerine ve firma temsilcilerine kiraya verirlerdi. Her yıl birçok ülke fuara katılır, önemli gelirler elde edilirdi. Mesela Sovyetler Birliği çok kalabalık gelip, en az 30 daire kiralardı. İngiltere dört beş daire kiralardı. Hele bir seferinde Çinliler gelmiş, tam 40 daire kiralamışlardı. Dairelerin dışında, oteller de dolup taşardı. Çevre illerde oturan vatandaşlar, fuar döneminde İzmir'deki akrabalarına yerleşirlerdi. Önceden programlar yapılır, akrabalar aranır, hangi tarihlerde gelecekleri bildirilirdi. Dört beş gün, hatta bir hafta kalanlar olurdu. Egeli çiftçi mahsulünün satışını fuara göre ayarlardı. Yirmi Ağustos'tan önce mahsulünü toplar, satar, parasının bir bölümünü bankaya yatırır, fuarda harcayacağı miktarı cebine koyar ve ailesiyle birlikte İzmir'e gelirdi. İzmir'de akrabası varsa onun yanına yerleşir, yoksa Basmane veya Kemeraltı'ndaki otellerden birine yerleşirdi.

Gündüz İzmir'in plajlarına gider, denize girerlerdi. Denizden gelince yıkanıp temizlenirler ve en şık kıyafetlerini giyerek fuara gelirlerdi. Fuar'da çay bahçelerine otururlar, orada yemeklerini yerlerdi. Genelde otellerde yemek yapılmasına izin verilirdi. Dolma, köfte yaparlar, getirip Fuar'da yerlerdi. Eğer yemek yapmamışlarsa, yemeklerini Fuar'da hazır yerlerdi. Palmiyeler, Paraşüt Kulesi ve Atış Poligonu yemek yenilecek yerlerdi. Önceden akşam için bir program yapılmış olurdu. Ya Açıkhava Tiyatrosu'nda Shakespeare veya Dördüncü Murat seyredilir ya da Mehtap Aile Bahçesi'ne gidilirdi. Akasyalar Çay Bahçesi, Lunapark Gazinosu ve Manolya Gazinosu çok meşhurdu. Gelir durumu yüksek aileler Göl Gazinosu'na giderlerdi. Fuar zamanı bayram gibi kutlanırdı. Her yer sabaha kadar açık olurdu. Basmane'den başlayıp Kemeraltı'na kadar giden hatta İkiçeşmelik'e uzanan Anafartalar Caddesi şıkır şıkır aydınlatılırdı.»

Fuar'ın dışında İzmir'in başka semtlerinde de gazinolar ve müzikli lokantalar mevcuttu. Birinci Kordon'da yer alan Sibel Gazinosu dünyanın birçok bölgesinden revüler getirtir, adından sıkça söz ettirirdi. Daha çok gençlerin gittiği danslı bir gazinoydu. Sibel'de yabancı gruplar sahne alır, çoğunlukla Avrupa'dan gelen sanatçılar gösteri yapardı. Gecenin ilerleyen saatlerine doğru Fransız striptizci kızlar sahneye çıkardı. 1960'lı yılların sonlarına doğru yavaş yavaş yerli sanatçılar da Sibel'de sahne almaya başladılar. Mesela 1967 yılında haftanın beş günü sahneye Ayla Dikmen çıkardı. Birinci Kordon'da yer alan bir diğer eğlence mekânı Bergama Restoran idi. Bergama Restoran'ın yemekli ve müzikli eğlenceleri olurdu. 1960'lı yılların sonlarına doğru Gündoğdu semtinde Pampam Eğlence Kulübü İzmirliler arasında ön plana geçmeye başladı. Yemekli ve danslı olan kulüpte İzmir'in tanınmış simaları eğlenir, ertesi gün magazin haberleriyle Pampam'daki eğlenceler basına yansırdı.

Büyük Efes Oteli'nin üstündeki Meyhane Gece Kulübü de İzmirliler tarafından en çok tercih edilen mekânlardan birisiydi. Güzelyalı tarafında ise Gaskonyalı Gazinosu vardı. Adnan Şenses burada sahne alırdı. Kordon'da ve Kültürpark'ta yer alan gazinolar kaliteli müzik yapar, renkli programları ile halkı gecenin ilerleyen saatlerine kadar eğlendirirlerdi. Türk sanat müziği dinleyenler ve kaliteli müzikten anlayanlar bu gazinolara giderlerdi. Sanatçılar da kıyafetlerine ve repertuvarlarına son derece önem verir, sanatlarını hakkıyla icra ederlerdi. Dönemin en tanınmış gazino işletmecisi Necdet Yazar, gardrobunda mutlaka yedek ceketler, kravatlar ve çoraplar bulundurduğunu söylerdi. Gelen saz heyetinden kıyafetini beğenmedikleri olursa, kendi gardrobunu onlara açar, sahneye özenle çıkmalarını sağlardı. Bu nedenle, sözkonusu gazinoların fiyatları da yüksek olurdu. Mesela 1960 yılında Güzelyalı'daki Gaskonyalı Gazinosu'nun fiks menüsü 55 liraydı. Daha alt gelir grubundan vatandaşların gittikleri gazinolar da vardı. Bu gazinoların çoğu Basmane semtinde toplanmıştı. Ali Ulvi Kışlık Aile Çay Bahçesi bunlardan birisiydi. Burada da geceleri müzikli eğlenceler düzenlenir, sanatçılar sahne alırdı. Giriş 200 kuruştu. Göztepe-Güzelyalı arasında gazinoların yoğun olarak bulunduklari bölge ise şimdiki Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi'nin bulunduğu bölgeydi. Karşısında troleybüs deposu vardı. Orta ve üst sınıfın gittiği bu eğlence mekânlarının dışında bir de alt sınıfın uğrak noktası olan gece kulüpleri vardı.

O dönemi yaşamış olan Alaattin Süberoğlu gece kulüpleri ile ilgili şu bilgileri aktarır:

«Anadolu'dan bağını tarlasını satarak, biriktirdiği üç beş kuruşla eğlenmeye gelenler olurdu. Onlar Basmane'deki gece kulüplerine giderlerdi. Buraları pavyon tarzı yerlerdi. İçeride 10-20 bayan çalışırdı. Hemen her gece olay çıkar, polis sık sık baskın yapardı. Basmane ve Çankaya'nın ilerisinde New York Pavyon vardı. Burası nispeten biraz daha iyiydi fakat yüklü miktarda hesap ödenirdi. Alsancak'ta da gece kulüpleri vardı. Mulen Ruj, London Pavyon, Sayanora bunlardan birkaçıydı. Sayanora şimdiki Hilton Oteli'nin bulunduğu yerdeydi. Alsancak'ta dört beş pavyon vardı ve elit yerlerdi. Güzel programları olurdu. Sanatçılar gelirdi. Fakat ailece pek gidilmezdi. Genelde erkeklerin gittikleri yerlerdi. Bazan eşleriyle veya sevgilileriyle gelen erkekler olurdu fakat pek hoş gözle bakılmazdı. Yine de Basmane'deki gibi kavga gürültü olmazdı.»

1960'larda İzmir Fuarı


Yorumlar - Yorum Yaz