Altmışlı Yıllarda Sinemalar

ALTMIŞLI YILLARDA İZMİR'DE SİNEMALAR
Şenay Savur

Şenay SAVUR

2017 Yaz Mevsimi

Yazarın, "1960'lı Yıllarda İzmir'de Sosyal Yaşam" adlı doktora tezinden alınmıştır.


Mezarlıkbaşı Lale Sineması - 1929
!929, Mezarlıkbaşı'ndaki Lale Sineması (Gösterimdeki film: 1928 yapımı Under the Black Eagle)

Kordon Tayyare Sineması - 1933
1933, Kordon'daki Tayyare Sineması (Eski adıyla Majik Sinema)
(Sol altta atlı tramvay rayı gözükmekte)

 

İzmir'de her mevsim gidilecek, gündelik hayatın koşuşturmasından insanları uzaklaştıracak, hoşça vakit geçirmelerini sağlayacak birçok eğlence unsuru vardı. Bunlardan belki en önemlisi ve en sık gidileni sinemalardı. Yaz kış açık olan sinemalar; her gelir grubundan insanın, kadınlı erkekli, çoluk çocuklarıyla birlikte rahatlıkla gittikleri yerlerdi. Yazları açık hava sinemaları tercih edilir, özellikle bayanlar ev işlerini sinema saatlerine göre ayarlar ve komşularıyla buluşup, kalabalık gruplar halinde giderlerdi. Başrol oyuncuları ile kendilerini özdeşleştirmek ve film boyunca ağlamak yaygın davranıştı. Filmin kalitesi acıklı olmasına bağlıydı. Birbirlerine filmi önerirken, "mutlaka git, çok acıklı" diye tavsiye edilirdi.

Kordon Tayyare Sineması - 1940'lı yıllar
1940'lı yıllar, Kordon'daki Tayyare Sineması

Konak Elhamra Sineması - 1950'li yıllar
1950'li yıllar, Konak'taki Elhamra Sineması

Konak Elhamra Sineması - 1960'lı yıllar
1960'lı yıllar, Konak'taki Elhamra Sineması

Kapılar Yıldız Sineması - 1958
1958, Kapılar'daki Yıldız Sineması (sağdaki mavi badanalı bina)

İzmir, yirminci yüzyılın başlarından itibaren yaşayan bir sinema kültürüne sahipti. Yüzyılın ikinci yarısında sinemanın sektörel açıdan gelişmesiyle birlikte sinema salonlarının sayısı da hızla arttı. 1948 yılında İzmir'de 8 sinema salonu mevcutken, 1960'lı yıllarda sayı 60'ın üzerine çıktı. Sinema sektörü en popüler dönemini 1960'larda yaşadı. Televizyon henüz gündelik yaşantıya girmemişti. Kadınlı, erkekli tüm vatandaşların en büyük eğlencesi sinema idi. Erkeklerin boş vakitlerini değerlendirmek ve eğlenmek için gittikleri birçok mekân olurdu; fakat bayanların gittikleri eğlence mekânı genelde sinemalardı. Sinema biletlerinin nispeten ucuz olması, her gelir seviyesine uygun bilet satışlarının bulunması, vatandaşın sinemalara kolaylıkla gitmesini sağlıyordu. İzmir, ılıman bir iklime sahip olduğu için altmışlı yılların ikinci yarısından itibaren İzmir'de açık hava sinemalarının da sayısı artmaya başladı. Öyle ki bazen bir semtte birkaç tane birden açık hava sineması olurdu. Sinema salonlarının fazlalığı, bilet fiyatlarının uygunluğu ve İzmir'deki yerleşmiş sinema kültürü, sinemayı İzmirliler için vazgeçilmez kılıyordu.

İkbal Sineması yangını - 1966
18 Nisan 1966, Fevzi Paşa Bulvarı'ndaki İkbal Sineması yangını

Sinema Salonları

Altmışlı yılların başında İzmir'de çok sayıda sinema salonu mevcuttu. Hemen hemen her semtin kendine ait bir salonu vardı. Ancak salonların konforları, konumları ve bilet fiyatları birbirinden farklı idi. Haliyle gelen müşteri profilleri de farklı oluyordu. İzmir'in tanınmış ailelerinin ve gelir seviyesi yüksek vatandaşların gitmeyi tercih ettikleri sinema salonu Elhamra Sineması idi. İzmirliler arasında, Elhamra Sineması'nda film izlemeye gitmek adeta bir ayrıcalıktı. Öyle ki sinemaya giden vatandaşlar o gün giyimlerine özen gösterir, en şık kıyafetlerini giyerlerdi. Elhamra Sineması 2006 m2 bir alan içerisine inşa edilmişti. Plan ve projesi, mimar mühendislerden Sermet ve Galip Beylere aitti. Görkemli iç ve dış mimariye sahip olan sinemanın, ayrıca büyük bir dinlenme salonu mevcuttu. Film izlemeye gelenler önce dinlenme salonunda oturur, ardından sinema salonuna girerlerdi. Sinema salonu kışları merkezi ısıtma sistemi ile ısıtılır, yazları vantilatör ve aspiratörlerle soğutulurdu. O dönem sinema salonları özel localara sahipti. Locaların fiyatları ve konforları birbirinden farklıydı. Elhamra Sineması'nın da 100 kişilik özel bölümü, 200 kişilik balkonu ve 450 kişilik parter denilen ön alanı vardı. Ailesi ya da arkadaşları ile ayrı oturmak isteyen izleyiciler için de 10 tane balkon locası ve 10 tane benyuvarı mevcuttu. Benyuvarların her biri dörder kişilik, balkon localarının her biri beşer kişilikti. Toplam 840 koltuğu vardı. Koltuklar kadife kumaştan olup, Viyana'daki Thonet şirketine yaptırılmıştı. Son derece lüks ve zevkle döşenmiş olan Elhamra Sineması, bu nedenle daha çok İzmir'in tanınmış simalarına hitap ederdi. Elhamra Sineması altmışlı yıllarda altın çağını yaşadı. Salonunun genişliğinden dolayı müzikhollere, tiyatro topluluklarına ve konserlere ev sahipliği yaptı. Tiyatro oyunları, yerli ve yabancı Batı müziği konserleri ve operalar hep Elhamra Sineması'nın salonunda gerçekletirildi. Şükran Yücel, Yitik Zamanın Peşindeki Karantina adlı eserinde, altmışlı yıllardaki anılarından bahsederken şu bilgileri verir:

"En çok gittiğimiz sinema Konak'taki Elhamra Sineması idi. Her cuma suareye giderdik. Elhamra'da en yeni yabancı filmler oynardı. En çok izlenen filmler, Ben-Hur gibi bol Oscarlı, On Emir gibi tarihi ve Kleopatra gibi bol tanıtımlı Amerikan filmleriydi. Ama aynı zamanda Alain Delon, Jean Gabin, Jeanne Moreau, Monica Vitti, Mircille Darc, Sophia Loren, Marcello Mastroianni'nin oynadığı Fransız ve İtalyan filmleri de sık sık gösterilirdi. Elhamra'nın çok şık bir izleyici kitlesi vardı. Sinema için özel olarak en yeni giysilerimizi giyerdik. Perşembe'den gider, cuma akşamı için hep ayni sıranın başından bilet alırdık. Normal sıra numaralarından farklı olan sinemanın numara dizgesini ezberlemiştik. Hemen herkes, her hafta, aynı sırada, aynı koltukta otururdu."

Mezarlıkbaşı Saray sineması - 1973
1973, Mezarlıkbaşı'ndaki Saray Sineması

Meşhur İzmir sinemalarından biri de Kordon'daki Tayyare Sineması'ydı. 1920'li yılların başında açılan Tayyare Sineması, İzmir'in hatta Türkiye'nin en iyi sinemalarından birisiydi. Alsancak sakinlerine ve Alsancak çevresindeki muhite hitap ederdi. Özellikle azınlıklar tarafından tercih edilirdi. Sinemanın yeri belediyeye aitti. 1968 yılına kadar belediye tarafından farklı işletmecilere kiralanmış, birçok defa el değiştirmiş ve zaman zaman restore edilmişti. 536 koltuk kapasitesine sahipti. Kış ayları için kalorifer, yaz ayları için vantilatör ve aspiratör düzeni mevcuttu. Sahnesi, sahne arkası düzeni ve akustik özellikleri ile Türkiye'nin önemli sinema salonlarından birisiydi. 1960'ların ikinci yarısından itibaren sinema sektöründe başlayan kriz, bir süre sonra Tayyare Sineması'nı da etkiledi. 1968 yılında son işletmecisi Celal Boyer zamanında, İzmir Belediyesi tarafından işadamı Bedri Akgerman'a satıldı. Bedri Akgerman sinemanın son sahibi oldu. Bedri Akgerman'ın sinema salonunu yıkarak, yerine apartman yapma isteği belediye tarafından da olumlu karşılanınca, gerekli formaliteler yerine getirildi ve Tayyare Sineması yıkılarak yerine Tayyare Apartmanı inşa edildi.

Eşrefpaşa Ferah Sineması - 1970'li yıllar
1970'li yıllar, Eşrefpaşa'daki Ferah Sineması

İzmir'deki en popüler iki sinema olan Tayyare ve Elhamra Sinemalarından başka birçok sinema daha vardı. Bunlardan bir tanesi de Eşrefpaşa Caddesi'nde açılan Yeni Sinema idi. Sinema 1930 yılında 1250 koltuk kapasitesiyle açılmıştı. Açıldığında dönemin en büyük sinemasıydı. Yeni Sinema'nın açılmasıyla birlikte tiyatro toplulukları bu salonda sahne almaya, sergiler bu salonda düzenlenmeye başladı. İzmir Devlet Tiyatrosu Konak Sahnesi, yerini Yeni Sinema'nın sahnesine bırakmıştı. 1950 yılına kadar ön planda faaliyet gösteren sinema, zamanla eskidi, makinaları yıprandı. Üstelik civarda dört yeni sinemanın daha açılması, Yeni Sinema'yı gözden düşürdü. Bunun üzerine 1956 yılında yurt dışından 16.000 liraya sinema perdesi getirtilerek, Yeni Sinema baştan sona yenilendi. Sunnyscreen Panoramik Sinemaskop, fosforlu gümüş renginde, İzmir'de bir benzeri daha olmayan perdeydi. Tadilattan sonra sinemaseverlere kapılarını yeniden açan Yeni Sinema, 20 yıl boyunca aralıksız olarak film göstermeye devam etti. En parlak dönemini 1960'lı yılların ortalarında yaşadı. Ancak 1960'lı yılların ikinci yarısından itibaren açık hava sinemalarının açılmasıyla birlikte şöhreti azalmaya başladı ve 1960'lı yılların sonlarında zarar ederek kapanma aşamasına geldi.

Mezarlıkbaşı Yeni Sinema - 1960'lı yılların sonları
1960'lı yılların sonları, Mezarlıkbaşı'ndaki Yeni Sinema

Kapanan sinema salonlarının yanı sıra, 1960'ların sonlarında yeni açılan sinema salonları da vardı. Bunlardan bir tanesi, 1967 yılında işadamı Enver Baklolu tarafından açılan Sema Sineması'ydı. Sema Sineması'nın mimari planlaması, Yüksek Mimar Rıza Aşkan tarafından yapılmış ve Konak'ta 2000 m2'lik bir alan üzerine inşa edilmişti. 500 m2 salonu, 220 m2 fuaye ve sigara alanı, 120 m2 giriş holü ve gişeler, 144 m2 sahnesi ile tiyatro ve konserlerin de yapılmasına imkan tanıyan bir büyüklükteydi. İngiltere'den özel olarak getirtilmiş naylon perdesi, dönemin son moda trenlerini yansıtıyordu. Kalorifer tertibatı ve havalandırması mevcuttu. 755 kişilik salonu ile tek kat üzerine inşa edilmişti. O dönemlerde pek rastlanılmayacak şekilde balkonsuz olarak yapılan salonun beş tane çıkış kapısı mevcuttu. Sema Sineması'nın bir diğer özelliği de barında alkollü içki satışı yapılmasıydı. Sinema saati başlamadan önce sinemaseverler beklerken içki alabiliyorlardı. Alkollü içki satışı modern sinema salonlarında bir yenilikti. Nitekim 1968 yılında Rıza ve Zeki Aşkan kardeşler tarafından açılan Şan Sineması'nda da alkollü içki satışı yapılmaktaydı.

Mezarlıkbaşı Yeni Sinema - 1976
1976, Mezarlıkbaşı'ndaki Yeni Sinema

Şan Sineması 1968 yılında, Konak Üçüncü Beyler Sokağı'nda yeni ve modern bir yapıyla hizmete açıldı. Kalorifer tesisatı, havalandırma sistemi, kafeteryası ve bin kişilik salonu ile İzmirli sinemaseverlerin hizmetine sunuldu.

Mezarlıkbaşı Yeni Sinema - 1973
1973, Mezarlıkbaşı'ndaki Yeni Sinema

Konak'ta Anafartalar Caddesi üzerinde, 608 koltuk ile izleyiciye kapılarını 20 Kasım 1956 tarihinde açan bir diğer sinema salonu Konak Sineması'ydı. Konak Sineması üç ayrı salondan oluşmakta ve her salonun duvarlarında akustik özellikler bulunmaktaydı. Sahnedeki fısıltılar en arka koltuklardan bile duyulabiliyordu. Salonun mimari çalışmalarını, dönemin meşhur mimarı Harbi Hotan yapmıştı. Ne yazık ki 1960'lara doğru, depreme dayanıklı olmadığı iddiasıyla kapandı. İki yıl kapalı kaldığı bilinen sinema 1962 yılında tekrar hizmete açıldı. Konak Sineması 1960'lı yıllar boyunca İzmirli seyircilere sinema izletmeye devam etti.

Mezarlıkbaşı Yeni Sinema - 1973
1973, Mezarlıkbaşı'ndaki Yeni Sinema

Yukarıda sayılan sinemaların dışında, 1962 yılında İzmir'deki sinema salonlarından bazıları Albayrak, Atlas, Büyük, Ferah, İkbal, İnci, Kök, Kulüp, Lale, Melek, Ses, Saray, Şenocak, Tan ve Yıldız Sinemalarıydı. 1969 yılında varlığını sürdürmeye devam eden sinema salonlarından bazıları ve bu salonlarda oynayan filmler aşağıdadır.

Albayrak Sineması: 1. Erol Büyükburç / Berduş 2. Cüneyt Arkın / Malkoçoğlu

Büyük Sinema: 1. Ayhan Işık / Sabah Olmasın 2. Tamer Yiğit / Sazlı Damın Kahpesi

Efes Sineması: Rod Taylor / Kara Güneş

Elhamra Sineması: Yul Brynner - Tony Curtis / Taras Bulba

Elif Sineması: Charles Bronson / 12 Kahraman Haydut

Hatay Sineması: Erol Büyükburç / Berduş

İzmir Sineması: Jerry Lewis / Jerry Gider Tersine

Konak Sineması: Hayley Mills / Asi Ruhlar

İmren Sineması: 1. Erol Büyükburç  / Berduş 2. Ekrem Bora / Arkadaşımın Aşkı

Kök Sineması: Cüneyt Arkın / Malkoçoğlu

Kulüp Sineması: 1. Henry Fonda / Dedektif Madigan 2. Rod Taylor / Kara Güneş

Lale Sineması: 1. Ayhan Işık / Sabah Olmasın 2. Tamer Yiğit / Sazlı Damın Kahpesi

Saray Sineması: 1. Cüneyt Arkın / Malkoçoğlu 2. Yıldız Tezcan / Tatlı Sevgilim

Sema Sineması: Henry Fonda / Dedektif Madigan

Ses Sineması: Erol Büyükburç / Berduş

Site Sineması: Erol Büyükburç / Berduş

Şan Sineması: Rod Taylor / Kara Güneş

Şenocak Sineması: 1. Cüneyt Arkın / Malkoçoğlu 2. Yıldız Tezcan / Tatlı Sevgilim

Ülkü Sineması: 1. Yul Brynner - Tony Curtis / Taras Bulba 2. Jerry Lewis / Jerry Gider Tersine

Yıldız Sineması: Charles Bronson / 12 Kahraman Haydut

Karşıyaka Melek Sineması - 1960'lı yıllar
1960'lı yıllar, Karşıyaka'daki Melek Sineması

 Kemeraltı İzmir Sineması
Kemeraltı'ndaki İzmir Sineması

Kemeraltı Şan Sineması
Kemeraltı'ndaki Şan Sineması'nın salonu

Alsancak Karaca Sineması
Alsancak'taki Karaca Sineması

Alsancak Karaca Sineması
Alsancak'taki Karaca Sineması'nın girişi


Açık Hava Sinemaları

İzmir, 1960'lı yıllarda yazlık sinema cennetiydi. Her semtte açık hava sinemalarına rastlamak, hatta bir semtte birden fazla açık hava sineması görmek mümkündü. Belki İzmirlilerin sinema kültürüne düşkünlüğü, belki de İzmir'in ılıman iklime sahip olması ve yaz aylarının uzun sürmesi, İzmir'de 1960'lı yıllarda çok sayıda yazlık sinemanın açılmasına imkân tanıdı. Özellikle Alsancak'ta, neredeyse her köşe başında yazlık sinema vardı. 1960'lı yılların ikinci yarısı, yazlık sinema sektörünün doruğa ulaştığı yıllar oldu. İzmir, 100'ü aşkın açık hava sineması ile Türkiye'nin en çok yazlık sinemaya sahip olan iki şehrinden birisi idi.

Yazlık sinemalar İzmir'in ılık yaz akşamlarının vazgeçilmez eğlencesi olurdu. Hangi sinemaya gidileceği gündüzden kararlaştırılır, akşam yemekleri erken yenir ve hevesle sinema saati beklenirdi. Genellikle komşularla veya ailecek sinemaya gidilirdi. Açık hava sinemaları her semtte bulunduğu için ulaşım kolay olur, yürüyerek gidilirdi. Sinemaların oturma yerleri tahta sandalyelerdendi. Pek rahat olmamakla birlikte, kirlendiğinde yıkanabildiği için tahta sandalyeler tercih edilirdi. İzmirliler yanlarında getirdikleri minderleri altlarına koyar, sandalyenin verdiği rahatsızlığı böylece giderirlerdi. Yanlarında minder getirmeyenler için kapıda minder kiralanırdı. Sinemaların vazgeçilmez yiyeceği çiğdem (ay çekirdeği) idi. Film boyunca çıtır çıtır çekirdek yeme sesleri eksik olmazdı. Sinemalarda konuşmak serbestti. Çocukların ağlama ve gülme sesleri, büyüklerin filmle ilgili yorumları normal karşılanırdı. Sade gazoz sinema kültürünün önemli bir parçasıydı. Gazozcu boynuna bir kova alır, içini gazozlarla doldurur ve metal gazoz açacağıyla kovalara tık tık vurarak izleyiciler arasında dolaşırdı. Biten şişeler gazoz atölyelerine veya gazozhanelere gönderilerek doldurulup yeniden satılırdı. Daha sonra meyveli gazozlar çıktı.

Tilkilik Atlas Sineması afişi - 1970'li yılların başları
1970'li yılların başları, Tilkilik'teki yazlık Atlas Sineması'nın Dönertaş'taki afişi

Sinemalara çoluk çocuk ailecek gidildiği için genellikle duygusal filmler, komedi filmleri veya kovboy filmleri oynatılırdı. Polisiye filmler ve korku filmleri pek rağbet görmezdi. Çocuklar genelde filmin ortasında uyur, eve kadar annelerinin veya babalarının kucağında uyuyarak dönerlerdi. Sinemaların temizliği ve konforu istenilen boyutta olmasa da, İzmirliler sinemaya gitmekten büyük keyif alır, akşam olmasını hevesle beklerlerdi.

Sinema işletmecilerinin bazen daha fazla müşteri alabilmek için kurallara uymadıkları da görülüyordu. Örneğin açık hava sinema talimatnamesine göre, her sinemanın sandalye sayısı önceden belirlenirdi fakat sinemacılar daha fazla müşteri alabilmek için sandalye sayısını artırıp salonu tıklım tıklım doldururlardı. Diğer bir hile yöntemi de numaralı bilet yerine numarasız bilet satmaktı. Birinci sınıf sinema salonlarının biletleri numaralı olurdu fakat işletmeciler daha fazla müşteri çekebilmek için biletlerin hepsini numarasız olarak keserlerdi. Bu nedenle açık hava sinema talimatnamesine uymadığı için kapatılma cezası alan sinemalar olurdu. Mesela, 1960 yılının yaz aylarında Venüs, Lozan, Nergis, Gönül, Çiçek, Levent, Mavi Çiçek, Güneş, Gülbahar, Yeşiltepe, Ar, Gül, Yenidoğan ve Bayraklı'daki Işık sinemaları kapatılma cezası almıştı.

Bornova Hayat Sineması - 1970'li yıllar
1970'li yıllar, Bornova'daki yazlık Hayat Sineması

Altmışlı yılların ilk yarısında İkinci Kordon'da Ses Sineması vardı. NATO binasının tam karşısında yer alan Ses Sineması, en erken kapanan sinemalardan birisi oldu çünkü 1966 yılında yıkılarak, yerine Ses Apartmanı inşa edildi. 1960'ların ortalarından itibaren birçok sinemanın kaderi de yine Ses Sineması gibi olacak, yıkılarak yerlerine apartmanlar veya işyerleri inşa edilecekti. Nitekim Ses Sineması ile aynı kaderi paylaşan bir diğer sinema Ünüvar Sineması oldu. Talatpaşa Bulvarı'ndan Gündoğdu Meydanı'na giderken sol taraftaki ada üzerinde konumlanan Ünüvar Açık Hava Sineması, 1960'lı yılların ortalarına kadar İzmirlilere hizmet vermeye devam etti. Ancak 1967 yılında yıkılarak yerine apartman yapılmasına karar verildi. 1969 yılında apartmanın inşaatı tamamlandı ve Ünüvar Apartmanı olarak daire sakinlerini kabul etmeye başladı.

Ar Sineması bugünkü Kıbrıs Şehitleri Caddesi üzerinde bulunuyordu. Dönemin en büyük sinemalarından birisiydi. 1954 yılında Mesudiye Sineması adıyla açılmış, 1961 yılında yeniden restore edilmiş ve Ar Sineması ismini almıştı. En uzun süre hizmet veren sinemalardan birisi oldu. 1970'li yılların sonlarına kadar varlığını sürdürmeye devam etti.

Talatpaşa Bulvarı üzerinde Ege Sineması, Alsancak Camii'nin karşısında Hayat Sineması, Talatpaşa Bulvarı'ndan Tekel binasına doğru giderken sağda Kemahlıoğlu Sineması yer alırdı. Kemahlıoğlu Sineması hep yerli film oynatırdı. 1967 yılında Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nin sonlarına doğru Hastürk Sineması'nın yapımı için çalışmalar başladı. Yapım izninin alınmasının uzun sürmesinden dolayı, sinema ancak 1971 yılında faaliyete geçebildi. Hastürk Sineması'nı biraz geçince sağ tarafta Kordon Sineması yer alırdı. Her iki sinemanın da ömrü uzun süreli olmamış ve yerlerine iş hanı inşa edilmişti. 1968 yılında açılan bir diğer sinema Dünya Sineması'ydı. Namık Kemal Lisesi'nin bahçesine inşa edilen ve 1980'lere kadar faaliyette kalan sinema, okulların kapanmasıyla birlikte hizmete açılırdı. Okul bahçesinde açılan bir diğer yazlık sinema ise Güneş Sineması'ydı ve okul aile birliğinin başvurusu ile Alsancak Ortaokulu bahçesinde, açılmıştı. Dünya ve Güneş sinemalarının birbirine çok yakın olması, seslerin birbirine karışmasına sebep oluyordu. Bu nedenle araya ses karışımını engelleyen tertibat kurularak sorun çözülmüş ve sinemalar hizmete açılmıştı.

Buca Yeni Park Sineması - 1972
1972, Buca'daki yazlık Yeni Park Sineması

Alsancak'ın dışında Karşıyaka'da, Güzelyalı'da, Karataş'ta, Bornova'da, Buca'da, Bayraklı'da, Eşrefpaşa'da, Göztepe'de ve daha birçok semtte yazlık sinemalar mevcuttu. Mesela Karşıyaka'da Gül, Cihan, İpek, Rüyam, Bayraklı, Billur, Şan, Şeref, Neşe, Marmara, Mehtap, Bayezıt, Büyükçiğli, Hayal, Zafer, Yeni Ferah, Nergis, Melek, Rüya, Emek, Sayanora, Işık, Simeranya ve Holivud açık hava sinemaları vardı. Sonra, Göztepe'deki Faik Bey durağında Gözümoğlu Sineması, Güzelyalı'da Sahil Sineması meşhurdu.

Basmane Garı'nın karşısında Yıldız Sineması vardı. Sinemanın sahibi Osman Kazmirci, İzmir'in çok sıcak bir memleket olması, yazları sıcaklıkların 40 dereceye kadar yükselmesi ve İzmirlilerin sıcaktan bunalmaları neticesinde yazlık bir sinema inşa etmeye karar vermişti. Osman Kazmirci'nin hayalinde kapalı, ancak gökteki yıldızların izlenebileceği, havalandırma sorununun olmadığı bir sinema vardı. Nihayet hayallerini gerçeğe dönüştürerek, 1957 yılında var olan sinemayı yıkıp, yerine modern bir sinema inşa etti. Sinema salonunun üstü özel yapılmış bir sistemle tamamen açılabiliyor ve gökyüzü tüm açıklığı ile ortaya çıkıyordu. 1800 koltuğa sahip olan Yıldız Sineması'nda 1960'lara kadar daha çok yabancı filmler izlenirdi. 1960'lardan sonra Türk filmleri de gösterime girmeye başladı. Altmışların sonlarına doğru, sinema sektörünün girdiği kriz, sinemanın ikinci kuşak işletmecisi Yüksel Kazmirci'nin, bir günde izlenen film sayısını ikiye hatta üçe çıkarmasına sebep oldu. Fakat Yüksel Kazmirci'nin yaptığı müdahaleler işe yaramadı ve Yıldız Sineması kapanarak yerine Yıldız Spor Salonu açıldı.

1969 yılında Yeşildere'de açılan Serttaş Sineması da yazlık sinemaydı. Açılmasıyla birlikte 2505 sandalyesi ile İzmir'deki açık hava sinemaları içerisinde dördüncü büyük sinema olmuştu. Fatma Serttaş tarafından açılmış, müdürlük ve makinistliğini Çetin Serttaş yapmıştı. Aynı semtte, etrafında çok sayıda sinema olmasına rağmen, kısa süre içerisinde İzmirliler tarafından tutuldu ve benimsendi. O dönemde sinema salonları peş peşe iki film birden gösterirlerdi. Oynayan filmler pazartesi ve perşembe günleri değişirdi. Değişen filmlerden bir tanesi siyah-beyaz olurken, diğeri mutlaka renkli olurdu. Serttaş Sineması izleyicisine ayrıcalık yapmak amacıyla her iki filmi de renkli göstermeye özen gösterirdi. 1969 yapımı Nisan Yağmuru isimli film Serttaş Sineması'nda gösterildikten sonra, filmin başrol oyuncuları sahneye çıkmış ve izleyicileri şaşkına çevirmişti. Filmin galası için İzmir'e gelen oyuncular arasında Murat Soydan, Nebahat Çehre ve Münir Özkul da vardı. 1970'li yılların başında sinema sektöründe patlayan kriz Serttaş Sineması'nı da zarara uğrattı ve 1980'li yılların başında kapısını izleyiciye kapatmak zorunda kaldı.

Küçükyalı Divan Sineması
Küçükyalı'daki yazlık Divan Sineması kalıntısı

Altmışlarda İzmir'de film galaları sıklıkla yapılırdı. Seyirciler adeta filmin başrol oyuncularıyla yarışır tarzda kıyafetler giyerlerdi. O gün parfümler sürülür, en şık kıyafetler seçilir ve film izlemeye gidilirdi. Evleri sinemanın yanında olan aileler konu komşularını çağırırlar ve hep birlikte balkonlarından film izlerlerdi. Her akşam başka bir komşu geldiği için, ev sahibi aynı filmi defalarca izlerdi.

Altmışlara damgasını vuran en gözde yazlık sinemalardan biri de Karantina'daki Venüs Sineması'ydı. Venüs Sineması'na günlük kıyafetlerle gidilmezdi. Özellikle galaların yapıldığı geceler, izleyiciler adeta filmin başrol oyuncuları ile yarışır nitelikte kıyafetler giyerlerdi. Venüs Sineması da galaların sık yapıldığı salonlardan bir tanesiydi. Aynı zamanda İzmir'deki ilk amfi-tiyatro sinemasıydı. Ses sanatçıları burada konser verir, tiyatro oyuncuları eserlerini burada sahnelerlerdi. Venüs Sineması belirli kültür seviyesinin üzerindeki izleyicilere hitap ettiği için, gösterime giren filmler de aynı paralelde olurdu. Film başlamadan önce, izleyicilere dönemin popüler şarkıları dinlettirilirdi. Ses hafif bir tonda açılır, film başlayana kadar müzik dinletisi devam ederdi. O dönemde evleri Venüs Sineması'nın hemen yanında olan Nilgün ve Belgin Balın kardeşler Şükran Yücel'in kitabında bu sesten rahatsız olduklarını belirtmişlerdir. Ayrıca, akşamları lambaları açmalarına izin verilmediğini, karanlıkta oturmak zorunda kaldıklarını, sesten dolayı ders çalışamadıklarını da ilave etmişlerdir.

Alsancak'ta yazlık sinema
Alsancak'ta yazlık bir sinema kalıntısı

Sinemalar sadece kültürel bir araç değil, aynı zamanda sosyal paylaşım alanlarıydı. Buluşmaların günümüzdeki kadar kolay olmadığı 1960'larda kızlar ve erkekler sinemalarda buluşurdu. Burada platonik aşklar yaşanır, delikanlı, sinemada görüp beğendiği kızı evine kadar takip ederdi. Filmi, sinemada izlemek ayrı bir keyifti fakat bazen de evlerin balkonundan film izlenirdi. Özellikle evi sinemanın hemen yanında yer alan aileler arkadaşlarını, eş dostlarını film izlemeye davet ederlerdi. Her gece başka bir ahbabını misafir eden ev sahipleri, aynı filmi defalarca izlemek durumunda kalırlardı fakat bu durumdan pek de şikâyetçi olmazlardı.

Anadolu Apartmanı ve Gözümoğlu Sineması
Güzelyalı'da İzmir'in ilk apartmanı Anadolu Apartmanı ve Gözümoğlu Yazlık Sineması

Gözümoğlu Açık Hava Sineması
Doksanlı yıllardan sonra otopark olarak kullanılan Gözümoğlu Açık Hava Sineması


Yorumlar - Yorum Yaz