İzmir İlçelerinin Adları

İZMİR VE İLÇELERİNİN ADLARININ KÖKENİ
Cumhuriyet Meydanı - Heykel - Büyük Efes Oteli

30 Ocak 2018, Salı

İzmir haritası - İzmir ve ilçeleri
İZMİR

Güçlü bir rivayete göre İzmir şehrine bu ismi bir Amazon Kraliçesi vermiştir. İzmir yöresinde yaşayan Erektidler M.Ö. 14'üncü asırda Karadeniz’den gelen Amazonlarla savaşıp yenmişler ve Erektid hükümdarı These Amazon kraliçesi Smyrna ile evlenmiş ve yerleştiği bu şehre de onun adını vermiş. Bu ad sonradan İyon diline Zimimi biçiminde geçmiş ve İzmir kenti anlamında Zmirni diye anılmaya başlamıştı. Türkler şehri zaptettiklerinden itibaren ona İzmir demişlerdir. Smyrna, Zmirni, Esmira, Yezmir, Samornia, Zmirna,Smirne, Simire,Semire, Lesmire, Lesmirr, Ksimire, Siniros, Mirina, Samorna, Simira, Zmirna, Zimirra, İsmire, Yezmir olarak isimlendirilen şehir, sonunda Türkler tarafından İzmir olarak kabul görmüştür. Başka bir rivayet, binlerce yıl önce buralarda hüküm süren Luvilerin kullandığı Zmürna kelimesinden dolayı bu ismin kullanıldığını ileri sürer.

ALİAĞA
Dördüncü Murat, Bağdat Seferi sırasında faydası  görülenlerden bir kısmına Batı Anadolu’da toprak vermiştir. Bunlardan Abdülkerim Ağa’ya  bu yöreyi bağışlamıştır. Abdülkerim Ağa’nın ölümünden sonra toprakları oğulları arasında paylaşılmış ve bugünkü Aliağa yöresi oğlu Ali Ağa’ya kalmıştır. Ali Ağa burada büyük bir çiftlik kurmuş ve yöre bu isimle tanınmıştır.

BALÇOVA
Eskiden Ayesefit olarak kullanılan köyün adı, köy arazisinin büyük bir kısmının balçık olması nedeniyle, Balçık Havi olarak değişmiş ve daha sonra söylene söylene Balçık Ova birleşerek bugünkü ismi olan Balçova adını almıştır.

BAYINDIR
Bayındır ilçe merkezinde Bizanslılar döneminde yerleşimin bulunduğu ancak Selçukluların gelişi ile Orhan Gazi tarafından 14'üncü yüzyılın başlarında 24 Oğuz boyundan Üçoklar’ dan biri olan Bayındır Türkmen Boyunun kendi adı ile yeni bir yerleşim oluşturduğu bilinmektedir.

BAYRAKLI
Bayraklı adının kökeni hakkındaki en güçlü rivayet, Ege kıyılarını kendilerine insan kaynağı olarak seçen Türk korsanlarla ilgilidir. O dönemde Akdeniz’e hakim olan denizciler her yıl İzmir’e gelip bayraklar açarak levent toplar, “Solumadan can vermek, terlemeden mal kazanmak isteyen bayrağımız altına gelsin” sözleriyle gönüllü çekmeye çalışırlarmış. Bayraklar günümüzdeki Bayraklı’nın bulunduğu yerde açılmakta ve gönüllüler orada yazılmakta olduğu için yörenin adı Bayraklı olarak kalmış.

BERGAMA
Helenlerden çok önce Batı Anadolu'da Pelasglar ve Luvi halkı yaşardı. O zaman Bergama'nın adı Pargauma idi. Parg (perg) burç anlamına gelir ve kale demektir. Uma ise halk demektir. Pergamon adı da Helenleşmenin başlamasıyla dönüşen bir kelimedir. Bugün Bergama adı aslında ilk kullanılışı olan Pargauma'ya daha çok benzer.

BEYDAĞ
Palaipohs Helen dilinde eski kent demektir. Bu ad yakın zamana kadar Balyambolu olarak kullanılıyordu. Beydağ ilçesinin adı Osmanlılara kadar, Palaiapolis adının değişik şekilleri ile (Palyapolis, Palaiapolis, Nikapolis, Palaipolis, Palaioupolis, Paloeopolis, Algiza, Palaiapolis) olarak gelmiştir.

BORNOVA
Bilinen en eski adı Birun-u Abad olan Bornova’da yerleşim Helenistik çağda başlamıştır. İsmi Osmanlı kayıtlarında Birunabad olarak geçmişse de, Farsça "dış, harici" anlamına gelen "birun" kelimesinin, genellikle yer isimlerinde bir özel isimle birlikte kullanılan abad takısı (İslamabad, Haydarabad gibi) ile pek uyuşmaması, Birunabad'ın başka bir ismin tahrif edilmiş veya uyarlanmış şekli olabileceğini düşündürmektedir. İsmin başlangıçta Burunova şeklinde geçtiği de öne sürülmüştür. Levantenler yöreye Bonobat da demişlerdir.

BUCA
Buca adının orijini hakkındaki bilgiler kesin değildir. 1235'te İznik Devleti (Dukas Vatidis) bu yöredeki manastırın sınırlarını tespit ettirirken, Kohi denen, Kral Yolu yakınında bir yerleşim yeri adı geçmektedir. Burası sonradan Buca adını alan yerdir. Kohi eski Yunancada bir kapalı açının iç tarafı, dibi anlamına gelmektedir. Kohi yeni Yunancada Goni olmuş, daha sonra Bugia olmuş ve sonra da Buca'ya dönüşmüştür. Söz konusu manastıra ait belgeler incelenirken, Ruza adında bir köyün isminin geçtiği, bunun Buca olabileceği de söylenmektedir. Bir başka varsayım da son Bizans döneminde bu yörede büyük toprak sahibi olan Vuza yahut Vuzas isimli kişinin adının kaynak olabileceği yolundaki görüştür. Buca Batı literatüründe Boudja, Budjia, Bougieh, Borja gibi değişik şekillerde yazılmıştır. Birincisi en yaygın kullanılmış olanıdır. Buca adı ilk olarak Fransız Konsoloshanesi'nin deprem dolayısıyla Buca'ya nakledildiği 1688 yılındaki Konsoloshane kayıtlarında görülmektedir.

ÇEŞME
Çeşme ve civarında kaynak suları bol olduğundan ve zamanla çoğalan buz gibi suların aktığı çeşmelerinden dolayı yöreye Çeşme denilmiştir. Sürekli akan bu kaynakların etrafında çeşme yaptırmak günümüzde olduğu gibi, eski geleneklerimiz arasında da yer almıştır.

ÇİĞLİ
Eski tarihlerde, ilçenin genel olarak bataklık ve sazlıklardan oluşması ve denize yakınlığı nedeniyle yeşil alanlara çok çiğ düşmesinden dolayı, ilk yerleşenler tarafından buraya Çiğli adı verildiği sanılmaktadır.

DİKİLİ
Zeytin ağaçlarının dikildiği yere dikmelik denir. Dikili isminin bu dikmelik kelimesinden geldiği sanılmaktadır. Karaosmanoğlu Dikili'de bir çiftlik kurmuştur. Karaosmanoğlu’na ait başka çiftlikler de mevcut olduğundan, bu çiftliği diğerlerinden ayırt etmek üzere zeytinlerin dikili olduğu veya dikili çiftlik denmiş, zamanla değişime uğrayarak Dikili adını almıştır.

FOÇA
 İzmir'in kuzeyinde yer alan bir sahil ilçesidir. Yöre antik çağda bir İyon yerleşimi olarak ortaya çıktığında, denizde yaşayan foklardan dolayı Phokaia adını almış, günümüze Foça olarak gelmiştir.

GAZİEMİR
Günümüzde Seydiköy’ün yerini almış olan Gaziemir adı, Aydınoğlu Gazi Umur Bey’e izafeten verilmiş olan bir isimdir. Gaziemir ismi, Gazi Umur ifadesinin zaman içerisinde uğramış olduğu değişim sonucunda ortaya çıkmıştır.

GÜZELBAHÇE
Milat öncesi yedinci yüzyılda bölgede kurulan Klazomenia şehrinin ismi zaman içerisinde halk dilinde Klizman (Kilizman) şekline dönüşmüştür. Uzun yıllar bu isim kullanılmış ancak 1936 yılında ilçeyi ziyaret eden İzmir Valisi Kazım Dirik'in, "Bu yörenin toprağı kızıl. Kurtuluş Savaşı sırasında buralarda çok fazla şehit kanı döküldü. Buranın ismi artık Kızılbahçe olsun." emrinden sonra yöre için Kızılbahçe ismi kullanılmaya başlamıştır. İlerleyen yıllarda “kızıl” kelimesine karşı gelişen tepkiler üzerine, 1954 yılında Kızılbahçe ismi Güzelbahçe olarak değiştirlmiştir.

KARABAĞLAR
İzmir'in en eski yerleşim yerlerinden Karabağlar'da iki asır önce (Emrez ve Aktepe'de) kara üzüm bağları doluydu. Bölgedeki çok az sayıda ailenin bağları, çiftlikleri ve bağ evleri yer alıyordu. Karabağlar isminin kaynağının bu kara üzüm bağları olduğu sanılmaktadır.

KARABURUN
Karaburun adının nereden geldiği konusunda çok değişik görüşler vardır. Çok eski dönemlerde yarımadanın adının Capo Calaberno olması, fonetik olarak isminin buradan değişerek geldiğini düşündürmektedir. Bir varsayıma göre ise deniz yoluyla yarımadaya ilk varışta Kömür Burnu denilen mevkiin görülmesi nedeniyle, kayaların rengi esas alınarak Karaburun denildiği şeklindedir. Bir başka varsayım da eski Türk adlandırma usullerinde kuzey yönünün "kara", güney yönünün ise "ak" olarak adlandırılması mantığına dayanmaktadır. Şimdiki ilçe merkezi eski haritalarda Karaburun, Eşendere burnu da Akburun olarak geçmektedir.

KARŞIYAKA
Kordelya Karşıyaka’nın eski isimlerinden bir tanesidir. Karşıyaka’nın ismi Coeur de Lion'dan gelir. Fransızca "aslan yürek" anlamındadır. Üçüncü Haçlı Seferinde Aslan Yürekli Richard’ın orduları Karşıyaka’da konaklamışlar ve o zamanlar ormanlık olan bu bölgeye Richard'ın lakabı olan Cordelion adını vermişledir. Coeur de Lion zaman içinde Cordelieu, Cordelion ve Kordelya ve en sonunda Karşıyaka’ya dönüşmüştür. Bugün bile ilçede Kordelya adında birçok kafe mevcuttur. Bir başka rivayete göre ilçe sahilinin körfezde gerdanlık gibi olması nedeniyle  Yunanca gerdanlık anlamına gelen Cordelia adı verilmiştir.

KEMALPAŞA
Dokuz Eylül 1922 akşamı Mustafa Kemal Paşa'nın bu bölgede konaklamasından dolayı ilçenin ismi değiştirilerek Kemalpaşa olmuştur.

KINIK
Kınık adı tarihçilere göre "nerede olsa azizdir" anlamına gelmektedir. İlçe bugünkü adını Oğuz Türklerinin Bozoklar kolunun Kınık boyundan almaktadır.

KİRAZ
Milat öncesi sekizinci yüzyılda İyonlar, kışın sert soğuktan koruyan barınak anlamına gelen Klaos yahut Kleos  ismi vermişlerdir. Bizans döneminde "çanak ova" anlamına gelen Kilas yahut Kilos ismi verilmiştir. Milat sonrası ikinci yüzyılın sonlarına kadar Kilbis olarak anılıyordu. Milat sonrası ikinci yüzyıl sonlarındaki Bizans döneminde Koloe yahut Kolose adı kullanılıyordu. Luvi dilinden gelme Koloe adı, Helen ağzına uydurulup Kolose olarak söylenmiştir. Osmanlı döneminde Keles ismi kullanılmıştır. Cumhuriyet döneminde 1948 yılında ilçe olan Keles'e  Kiraz adı verilmiştir ama yöre halkı 70 yıl sonra bile hâlâ Keles adını kullanmaktadır.

KONAK
Katipzade Mehmet Çelebi'nin 1700’lerde yöre meydanında denize nazır bir konak inşa ettirdiği, Konak isminin böyle ortaya çıktığı söylenir ama Osmanlı Hükümet Konağı'nın aynı meydanında olması nedeniyle de buraya Konak adı verildiği söylenir. Katipzade'nin konağı sonradan vilayet konağı olarak kullanılmış da olabilir.

MENDERES
Yakın zamana kadar Cumaovası olan yöre ismi, 1989 yılında alınan kararla Cumaovası Havaalanı'nın isminin Adnan Menderes Havalimanı şeklinde değiştirilmesiyle ilçenin de adı Menderes olarak değiştirilmiştir.

MENEMEN
Bu konuda üç rivayet vardır. 1- Pers Krallığı sırasında övünmeyi seven Pers kralına bu şehri kimin aldığı sorulduğunda "men, men" diye cevap verir. Farsça'da "men", Türkçedeki "ben" zamirinin karşılığıdır. Kralın bu ifadesi sonradan Menemen olur. 2- Bergama Kralı Eumen şehre kendi adını vermiş, sonradan bu isim Menemen şekline dönüşmüştür. 3- Yöreye Bizans hakimiyeti sırasında maino-menau adının verildiği, bu ismin zamanla değişerek bugünkü şeklini alarak Menemen olduğu söylenir.

NARLIDERE
Yukarıköy'ün kenarından geçen Ali Onbaşı Deresi'nin kıyısındaki bahçelerde bir zamanlar var olan nar ağaçlarından ilhamla yöreye bu isim verilmiştir.

ÖDEMİŞ
Ödemiş adı 1451 yılında Otamış, 1684 yılında Ötemiş, 1820 yılında son değişikliklerle bugünkü halini almıştır.  Ödemiş’in, önce iri bir köy durumuna gelmesi ve sonra hızla nüfusunun artması, o sıralarda havzada, özellikle doğu kesiminde Ötemiş (ya da Ödemiş) aşireti olarak bilinen ve göçebe yaşantıları ile tanınan Türkmenlerin 1684’ten başlayarak bugünkü Ödemiş kasabasının olduğu yerde yerleşik duruma gelmeleri ile oluştuğu bilgisi mevcuttur.

SEFERİHİSAR
Bölgenin bilinen tarihi Karyalılar ve İyonyalılar ile başlar. Milat öncesi 30 yılında Romalıların Anadolu’yu işgali sırasında komutan Tysafer buraya yerleşir. Selçuklular hakim olduğunda bölgenin adı Tysafer'in Hisarı, Osmanlı döneminde Sivrihisar ve Cumhuriyet’ten sonra ise Seferihisar olur.

SELÇUK
İlçenin ilk ismi antik çağlardan beri Efes (Ephesus) olup, sonraki adı yerleşim yerlerinin değişmesiyle Ayasuluk olmuştur. Bölge 1390 yılında Türk hakimiyetine girdikten sonra Selçuk adını almıştır.

TİRE
Tarihi belgelerde Thira, Thyera, Tyrha, Apaterie ve Teira olarakta geçen Tire ismi, Hatti-Luvi dil ailesinden gelmekte olup; kale, hisar anlamındadır. Sırasıyla Hitit, Frigya, Lidya, Pers, Roma ve Bizans devletlerine ev sahipliği yapmış olan Tire 13'üncü yüzyılda Aydınoğullarının işgaliyle Türk hakimiyetine geçmiştir.

TORBALI
İsmini antik çağın ünlü şehirlerinden biri olan Metropolis, diğer adıyla Triyanna ya da Tripolisten aldığı rivayet edilen Torbalı, tarihin bilinen devirlerinden beri çeşitli uygarlıkların merkezi durumundadır. Rivayete göre Sultan Abdülhamit'in çiftliğine fidan diken Murat Bey, fidanların zarar görmemesi için develerin ağzına torba bağlanmasını emretmiş, bu nedenle yöre Torbalı adıyla anılmaya başlanmıştır. (Yöre halkı Torbalı'ya Tepeköy demektedir.)

URLA
İlçenin ismini nereden aldığına dair çeşitli rivayetler bulunmaktadır. Latince ve Rumca bataklık, sazlık anlamına gelen vurla kelimesinden kaynaklandığı veya Osmanlı Padişahı Mehmet Çelebi’nin komutanlarından İbrahim Bey'in sefere çıkarken kendisine "uğur ola", "uğurlu geldi" demesinden türediği söylenmektedir. Ayrıca Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde şehrin Kıdafe kralının kızı Ulice tarafından kurulduğu ve şehre Urli adının verildiği, zamanla halk dilinde değişerek Urla olduğu yazılmaktadır.

Yorumlar - Yorum Yaz