Biz Türkler

 TÜRKLERİ TANIMA SANATI

Şu Çılgın Türkler

  • Geçirdiği bir trafik kazasından sonra kanlar içinde ayağa kalkıp arabasının hasarına üzülen kişi Türk'tür. Hasan Kaçan

  • Ancak bir Türk, gazete bulmacasını yanındakilere sora sora çözebilme becerisini gösterip, kendisi çözmüş gibi sevinebilir.

  • Türkiye'de hesap ödeyen erkek, hesabı ödeme işini  masanın altında yapar. Türk erkeği ödediği hesabı masadakilerin görmesini istemez. Eğer görürlerse ayıp olacağını düşünür ve masadakilerin "Amma da görgüsüz adam. Hem ısmarlıyor, hem de hesabı gözümüze sokuyor." demesinden çekinir. Böyle bir davranışa bir de Eskimo erkeklerinde rastlanabilir. (Hesabı açıkta ödeyen Eskimo'nun eli haliyle donacaktır.)

  • Tüp kaçırıyor mu, kaçırmıyor mu diye kibrit çakıp kontrol eden Türk'ten başkası olabilir mi? Hasan Kaçan

  • Türklerde "Askerdeyken bir çavuş vardı ..." diye başlayan askerlik hatıraları pek meşhurdur.

  • Yemekte eti bıçakla değil, çatalın kenarıyla kesmeye çalışan bir kişi görürseniz gözlerinden öpün. O bir Türk'tür. Hasan Kaçan

  • İlköğretimde, lisede ve askerlikte hatıra defterlerine yazarken "Bana kalbin kadar temiz bu sayfayı ayırdığın için ..." diye başlamak Türklere mahsustur.

  • Türkler "nerelisin" sorusuna cevap aldıktan sonra otomatik olarak "içinden mi" diye sorarlar.

  • Kırmızı ışıkta durduğunuz için size ancak bir Türk bağırabilir. Hasan Kaçan

  • Türkler Japonları kastederek "adamlar yapmış abi" derler.

  • Türkler serçe parmaklarını kulaklarına sokup, hızla sallayarak karıştırırlar.

  • Türklerde ütü ütülemek, boya boyamak, uyku uyumak, kendini intihar etmek, yangın yanması, ölü ölmesi gibi dumur deyimler vardır.

  • Türkler soba borusu aktığında yoğurt kaplarını telle soba borusuna bağlarlar.

  • Türkler kağıt paraları komedi unsuru olarak kullanırlar (paranın ön yüzüne "tehlike anında arkayı çevir", arka yüzüne de "şimdi değil salak, tehlike anında çevireceksin" yazmak gibi).

  • Evin kapısı veya zili çaldığında ev sahibinin "kim o" sorusuna "ben" diye cevap veren kesinlikle bir Türk'tür.

  • Ancak bir Türk yanıbaşında gördüğü kişiye "geldin mi" veya "sen mi geldin" gibi gereksiz bir soru yöneltebilir.

  • Telefonu açan kişiye kendini tanıtmadan "orası neresi" veya "kimsiniz" diyen kişi ancak bir Türk olabilir.

  • Telefon zili çaldığında telefonun başına dikilen ama açmak için tekrar çalmasını bekleyen bir Türk'tür.

  • Ancak bir Türk kolayı çalkalayıp fışkırtarak asitsiz içmeyi akıl edebilir. Hasan Kaçan

  • Elektronik hesap makinesini, uzaktan kumandasını naylona sarmış, üzerine de ambalaj lastiği geçirmiş birini görürseniz hemen boynuna sarılın. Türk'tür o! Hasan Kaçan

  • Desenlerini çok beğenerek aldığı yeni bir mobilyanın üstüne örtü örterek çok beğendiği deseni gizleyen Türk'ten başkası olamaz.

  • Türkiye'de büyüklerin "biz sizin yaşınızdayken" diye başlayan serzenişleri meşhurdur.

  • "Hamili kart yakınımdır" ifadesi Türklere mahsustur.

  • Türk mektuplarında büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öpülerek kestane kebap, yemesi sevap, acele cevap beklenir.

  • "Senin paran burada geçmez" sözü Türklere mahsustur.

  • Ancak bir Türk ailesi evinin en güzel köşesini, yani salonunu kilitleyip kullanıma kapatabilir.

  • Otobüs, uçak, hastane gibi cep telefonu kullanmanın yasak olduğu yerlerde gizlice cep telefonu ile konuşmaya kalkan biri Türk'tür.

  • Türkler kendilerini tanıttıktan sonra diğer yarışmacı 'arkadaşlarına' başarı dilerler.

  • Türkiye'de bir eve misafir gelince ilk yapılan iş çay suyu koymaktır.

  • Türklerde düğün salonu, lokanta gibi yerlerde masaları birleştirerek oturma geleneği vardır.

  • Türkler sakal tıraşı olduktan sonra kanayan yerlerine küçük kağıtlar yapıştırırlar.

  • Türkler yolculuklarda "yolculuk nere hemşerim" diyerek muhabbete başlarlar.

  • Yüzsüzce rüşvet istedikten sonra "helal et" diyen memurlarımız da vardır.

  • On yıllık bir otomobilin koltuk ambalaj naylonlarını çıkarmadan kullanma becerisini ancak Türkler gösterebilir. Hasan Kaçan

  • Çorabının kirlenip kirlenmediğini burnuna sürtüp koklayarak anlayan kişi, temizliğine düşkün bir Türk'tür.

  • İşinde iyi olan birisine hakaretle iltifat eden kişi bir Türk'ten başkası olamaz. ("Şerefsizin oğlu ne biçim yapmış be kardeşim? Helal olsun.") Hasan Kaçan

  • Ancak bir Türk, aracının sinyal lambaları dururken kolunu çıkararak 'dönüyorum' hareketi yapabilir. Hasan Kaçan

  • Otoyolda arabasının gaz pedalına tuğla koyup yorulmadan kullanma fikri bir Türk'ündür.

  • Türkler kağıt paraları cüzdanlarına veya ceplerine koyarken Atatürk resimlerinin aynı yöne gelmesine dikkat ederler.

  • Türkler rüzgarlı havalarda sigara küllüğüne su koyarlar.

  • Sıkışık trafikte gördükleri ambulansın peşine takılarak uyanıklık yaptıklarını zannedenler Türklerdir.

  • Çiğnediği sakızı daha sonra tekrar çiğnemek üzere başındaki tülbende yapıştıran bir Türk kadınından başkası değildir.

  • Ancak bir Türk tek aptesle birkaç vakit namaz kılmak için iki büklüm kıvranır.

  • Ancak bir Türk trafik ışıkları kırmızıdan yeşile döndüğünde önündeki herkesi salak sanarak kornaya basabilir. Hasan Kaçan

  • Uçakta bulunan tanıdıklarına uçak havalandıktan sonra görmeyeceğini bildiği halde el sallayan birini görürseniz hemen boynuna sarılın. Çünkü o Türk'tür. Hasan Kaçan

  • Televizyonda film seyrederken filmin oyuncularıyla muhatap olan Türk sinemaseverlerdir. ("Oraya gitme", "Allah belanı versin" vs.) Hasan Kaçan

  • Ancak bir Türk kulağını kalem, tığ ya da örgü şişiyle karıştırabilir. Hasan Kaçan

  • Çantasının içinde yeni tanıştığı birisine bile çekinmeden göstermek üzere en güzel fotoğraflarını ve aile albümünü taşıyan birisini görürseniz hemen boynuna sarılmayın yoksa çantayı kafanıza yiyebilirsiniz. Çünkü o bir Türk kızıdır.

  • Gazete kağıdını en iyi şekilde kullananlar Türklerdir. (cam silme bezi, külah, mendil, sofra bezi vs.) Hasan Kaçan

  • Türkler nezle olunca tuvalet kağıdını uzun bir şerit yaparak mendil olarak kullanırlar.

  • Ancak bir Türk kadını dikkat çekmemek için denize elbiseleriyle girip bütün dikkatleri üzerine çekebilir. Hasan Kaçan

  • Plajda mayosunu kabinde giymek yerine arkadaşlarına havlu tutturarak giymeye çalışıp, bir de arkadaşlarına "bakmayın" diye çıkışan bir Türk'tür.

  • Plastik yoğurt kabını saksı yapan elbette ki Türk'tür. Hasan Kaçan

  • Diş fırçasını saçını boyamak için kullanan birini görürseniz, o saçını seven bakımlı bir Türk'tür.

  • Türkler tabaklarındaki yemeğin etini veya köftesini genellikle en sona bırakırlar.

  • Türkiye'de ailece televizyon izlenen bir evde uzaktan kumanda babanın elindeyse, o hangi kanalı izlerse aile fertleri de onu izlemek zorundadır.

  • Türkler evin bir odasının ampulü patladığı zaman yenisini almayıp, evde yedek ampul de bulundurmayıp,  fazla kullanmadıkları bir odanın ampulünü söküp onun yerine takarlar.

  • Dişlerini gazoz açacağı, fındık, ceviz kıracağı olarak kullananlar Türklerdir.

  • Türkler saksı topraklarını kül tabağı olarak kullanırlar.

  • Bir Türk cebinden çıkardığı paraların içinde en eskisini özenle arayıp bulduktan sonra ücreti onunla öder veya para üstü olarak onu kullanır.

  • Bir Türk taksi tuttuğunda taksicinin yanındaki koltuğa oturur. Eğer üç dört kişi taksi tutarsa, taksi ücretini ödeyecek kişi ön koltuğa oturur.

  • Arabasının arkasına yazı yazan bir Türk değil de kimdir? ("Rahmetli de sollardı") Hasan Kaçan

  • Türkiye'de çocuk yüzmeyi çabuk öğrensin diye babası tarafından kucaklanıp denize atılır. Babalar plajların olmazsa olmazlarıdır. Yüzme öğrensin diye çocuklarını kucaklar ve "Sıkma kendini, rahat bırak." diye suya atarlar. Bahane de hazırdır. "Olur mu? Bak Rusya'ya! Orada çocukları doğar doğmaz havuza atıyorlar yüzmeyi öğrensin diye. Olimpiyatlarda görüyoruz herhalde." derler.

  • Türkler yürüyüş veya dolaşma esnasında ellerine tespih, değnek, anahtarlık vs. almadan edemezler.

  • Türklerde at-avrat-silah, kavun-beyaz peynir-rakı, karpuz-peynir-ekmek gibi üçlemeler pek çoktur.

  • Türkiye'de ilk, orta, lise, üniversite, yüksek lisans, doktora fark etmez, sınav kağıtları dağıtılırken bir öğrenci mutlaka "Hocam, istediğimiz sorudan başlayabilir miyiz?" sorusunu sorar. Aynı öğrenci, öğretmen haftaya sınav yapacağını bildirdiğinde "Kaçıncı sayfaya kadar sorumluyuz hocam?" sorusunu soran, ama yine de sınava çalışmayan öğrencidir.

  • Türkiye'de bütün ısrarlara rağmen misafir "yemeyeceğim, yeter" diyorsa, ev sahibi son kozunu kullanır ve ilahi gücü cümle içinde kullanıp "bak Allah'ın adını verdim" ya da "ant verdim" diyerek misafiri köşeye sıkıştırır. Misafir bunun üzerine midesi dolu olsa da, ilahi kudret korkusundan mıdır, kaçış yolu kalmamasından mıdır, ne var ne yoksa bir çırpıda yer, bitirir.

  • Türkiye'de işyeri açılışının yapıldığı gün satılan ilk üründen elde edilen para (siftah parası) bereket getireceğine inanılıp çerçeveletilir ve işyerinin duvarına asılır. İşyeri açılışları çok önemlidir. Alışveriş yapanlar ürünlerin gerçek karşılığını değil, gönüllerinden geçeni kasaya bırakırlar. İlk alışveriş parası herkese gösterilir.

  • Türkiye'de dolmuşlarda 'bindi-indi' tarifesi olması gerekirken, 'indi-bindi' tarifesi vardır.

  • Türkiye'de üzerinden araç geçsin ve temizlensin diye işyeri paspasları cadde ortasına fırlatılır. Sinek avlayan esnaf Türkiye'de temizlik hastası kesilir. Alır eline hortumu, baştan aşağı dükkanının bulunduğu sokağı, kaldırımları bir güzel sular. O da yetmez, yan sokakları da sulamayı vazife edinir. Bu esnada paspaslar da temizlikten payını alır.

  • Türkler nişanlarda, düğünlerde, eğlencelerde içkinin dozunu kaçırıp olay çıkarırlar.

  • Türkiye'de misafirlikte kolonya ikram edilirken büyüklerin ellerine, çocukların başlarına dökülür.

  • Türkiye'de durakta değil de, her el kaldıran yolcuyu gördüğünde duran otobüse 'halk otobüsü' denir. Halk otobüsü halkı kırmaz, durur. Belediye otobüsünden farkı da budur.

  • Türkiye'de şehirler arası otobüs yolculuklarında akrabalık yoksa bir bayanın yanına erkeğin oturması firma  tarafından kabul edilmez. Türkiye'de otobüs muavinleri namus bekçileridir. Böyle bir duruma asla izin vermezler. Ancak yol boyunca namusunu korudukları bayanı kesmeyi de ihmal etmezler.

  • Türkiye'de gelinin belinde yer alan kırmızı kuşak bekareti simgeler. Damadın elbisesi üzerinde herhangi bir işaret bulunmadığından, geçmişi hakkında fikir yürütmek mümkün değildir. Aslında damadın geçmişiyle pek ilgilenen de yoktur.

  • Türkiye'de bütün ilaçlar buzdolabında saklanır. Buzdolabının kola, su, gazoz koyulan bölgesi yetmeyince, ilaçlar yumurtaların bulunduğu alanda, kurumuş yarım limonlara komşuluk yapar.

  • Türkiye'de üç beş güvercin bir araya gelip buldukları kırıntıları yerken, kendilerine doğru aniden koşan birini gördüklerinde hızla kaçarlar. Güvercinler neden böyle bir davranışla karşılaştıklarını anlamazlar. 'Kışt' diye ses çıkarıp güvercinlerin ortasına dalan bir Türk'ün de anlaşılacak bir hali yoktur zaten.


Yorumlar - Yorum Yaz