İnşaat Ustası

İNŞAAT USTASI

 yalnızlık özlem hüzün

29 Kasım 2010, Pazartesi

Yeterince yaşlanmış olan inşaat ustası artık emekli olmak, kendisine daha çok zaman ayıracağı sakin bir hayat sürmek istiyordu. Düşüncesini patronuna açtı. Maaşının azlığını hissedecekti belki ama emekli olmaya da şiddetle ihtiyacı vardı. Müteahhit böyle çalışkan ve kabiliyetli bir ustanın işten ayrılmasına üzülmüştü. Kendisinden, işi bırakmadan evvel tek katlı müstakil bir ev yapmasını rica etti. Usta bunu kabul etti ve ertesi gün hemen işe koyuldu. Fakat bir süre sonra bu konuda çok da istekli olmadığını açıkça fark etmeye başladı. Kalitesiz malzemeler kullanarak, özensiz bir işçilikle gelişigüzel bir iş çıkardı. Böylesi iyi bir kariyerin bu şekilde noktalanması onun için üzüntü vericiydi ama içinde hiçbir heves yoktu doğrusu.

İnşaat ustası işini bitirince patronuna haber verdi. Patron geldi, evi gezip gördü. Evin anahtarlarını marangoza uzattı ve "Al, bu senin evin. Benden sana emeklilik hediyesi." dedi. Usta çok şaşırmıştı. Şaşırmak ne kelime, şoke olmuştu. Yazık olmuştu hakikaten. Eğer kendi evi olacağını bilseydi, özene bezene bir şaheser yaratmaz mıydı?

 

Eğer geriye dönüp baştan başlayabilseydik, her şeyi çok daha farklı yapardık. Ne var ki asla geriye dönemiyoruz.

Bizim için de bu böyledir. Biz de günden güne kendi hayatlarımızı inşa ederiz, genellikle en iyi malzemeyi kullanmaz ve en iyi işi çıkarmaya çalışmayız. Sonra da inşa ettiğimiz evde yaşamak zorunda olduğumuzu fark ederek hayretler içinde kalırız.

Bizler de hayatımızın inşaat ustayız. Her gün bir çivi çakar, bir tuğla örer veya bir fayans yerleştiririz. Bugünkü davranışlarımız ve yaptığımız seçimler yarınki evimizi inşa eder.


Yorumlar - Yorum Yaz