Seksenli Yıllar

SEKSENLİ YILLAR

 İzmir Fuar Lunapark 1979

30 Nisan 2011, Cumartesi

Seksenli yıllarda hayatımızda neler vardı? O zamanları yaşayanlar en çok neleri hatırlıyor? İşte 1980'lerin unutulmazlarından kısa bir derleme.


OTOBAN SERİSİ

 seksenli yıllar

Şehirlerarası otobüslerde çalan ve "Otoban 1", "Otoban 2" diye devamlı arkası gelen bir kaset serisiydi. Dönemin uyanık bir yapımcısı popüler arabesk-fantezi şarkıları toplamış, aralarına da fıkralar ve konuşmalar döşemişti. Çok tutmuştu bu seri. Şehirlerarası yolculuklarda, otobüslerde hep bu kasetler çalardı.

ARKADAŞLIK KARTI

 seksenli yıllar

Bu da seksenlerin unutulmazlarından biriydi. Vapurda, trende, otobüste veya bir düğünde, toplantıda bir bayanla karşılaştınız ve çok hoşlandınız. Arkadaşlık teklif edeceksiniz fakat konuşamıyorsunuz. Kolayı var: Arkadaşlık kartı. Kartın üzerinde "Merhaba bayan, sizden çok hoşlandım, acaba arkadaş olabilir miyiz? Eğer cevabınız evetse kartın sağ tarafını, hayırsa sol tarafını yırtıp kartı iade ediniz." yazardı. Kartın her iki tarafında, üzerinde "evet" ve "hayır" yazan iki kulakçık ve altında da "düşünmek istiyorum" yazılı üçüncü bir kulakçık bulunurdu. Karşınızdaki kişi bunlardan birini kesip size geri verirdi. Bu kartlar o yıllarda piyasada hep bulunurdu ve çok da satardı.

AĞLAYAN ÇOCUK POSTERİ

 seksenli yıllar

Özellikle kamyoncular âşıktılar bu çocuğa. Hemen hemen her kamyonda ve çoğu kahvehanede bulunurdu bu poster. Önceleri, yukarıda görüldüğü gibi önden bir çocuk resmi vardı. Resim çok tutunca çocuğu yandan çizdiler, sağa sola bakarken çizdiler, elbisesini değiştirdiler. Bunlar da çok sattı tabii.

PEŞİN VEREN VERESİYE VEREN

 seksenli yıllar

Çerçevelerin şahıydı. Bütün bakkallarda bulunurdu. Çok kötü çizilmiş bir yağlıboya tabloydu. Çelik kasasının yanına kurulmuş, pahalı bir koltukta oturan şişman adam (peşinci) purosunu tüttürerek keyifle gülümsüyor, hemen yan tarafındaki karede ise içinde fareler oynaşan dükkânında borç senetleriyle boğuşan bir deri bir kemik yoksul esnaf (veresiyeci) hüzünle düşünüyordu.

SCHWEPPES

 seksenli yıllar

Schweps hoş içimli bir gazozdu fakat gazoz olmaktan çok, bir sözlü taciz malzemesi olarak toplumsal hayatımıza girdi. Sokakta bir bayanın arkasına takılır ve uzun bir süre "ssssssss..." diyerek gidilirdi. Tam bayan döneceği sırada yüz başka bir tarafa çevrilir ve "...schweppessssss" denilirdi. Böylece hem laf atılmış, hem de bayanın azarından kurtulmuş olunurdu. (Taciz kurgusu, gazozun televizyon reklâmının aynısıydı.)

ULUSAL VİDEO

 seksenli yıllar

Seksenlerin video klasiğiydi. Sinema dünyası tarihe karıştığı için video furyası başlamıştı. Özellikle Türker İnanoğlu'nun Ulusal Video'su ortalığı kasıp kavuruyordu. Yerli filmler Almanya piyasası için yapılmış, video kamerasıyla çekilmiş, kötü ışıklı, amatörce filmlerdi. Evde videosu olan herkes kaset kiralayıp izlerdi. Hâlâ bazen gündüz kuşağı filmlerinde rastlıyoruz bu kötü çekilmiş filmlere. Dönemin video yıldızlarından Yunus Uyanık ise kayboldu birden bire!

ANKARA GAZOZU

 seksenli yıllar

Güzel bir gazozdu, hoş bir tadı vardı. Sonradan "içinde fare ölüsü bulunmuş" geyiği çıkınca kimse içmemeye başladı ve nihayet fabrikası kapandı.

ÇAKAR ÇAKMAZ ÇAKAN ÇAKMAK

 seksenli yıllar

Tokai, ülkemizde yapılıp satılan ilk gazlı çakmaktı. Gazlı çakmaklar önceleri sadece Almancılarda görülürdü. Yeni çıkan bu çakmağın televizyondaki reklâmı "çakar çakmaz çakan çakmak" sloganını kullanıyordu. Bu sloganı çok tutan halkımız, günlük hayatında sık kullanır, hemen her yere uyarlar oldu. Fenerbahçe stadında bile "çıkar çıkmaz çakan takım" yazılı dev bir pankart asılıydı.

KİBRİTTEN EV

 seksenli yıllar

Bir de bu hobi vardı seksenlerde. Yetmişlerden seksenlere devretmiş bir mirastı aslında. Her kasabada ya da mahallede mutlaka bir manyak çıkar, bir iki sene uğraşır, kibrit çöplerini birbirlerine yapıştırarak kocaman bir ev yapar ve "bakın, psikopatım ben" dercesine dükkânının vitrinine koyardı. "Çakar çakmaz çakan çakmak" devriyle birlikte kibritten evler de yok oldu.

EN AZ YEDİ KİŞİYE DAHA YOLLAMAZSAN

Seksenlerde en sık rastlanan salaklıklardandı. Daha çok Frenk icadı olan bu toplumsal paranoya müsebbibi mektuplar memlekette de çok tutmuştu. Sürekli insanlardan bu tür mektuplar gelirdi. "Bu mektubu alıp da yollamayan bilmem kimin kızı öldü, bir diğerinin freni patladı, biri canına kıydı, biri kısa zamanda iflas etti. Onların yaşadıklarını yaşamak istemiyorsan bu mektubu en az yedi tanıdığına göndermelisin." şeklinde başlardı mektup. Mektubu alan da "aman benim de başıma böyle şeyler gelmesin" diye hemen el yazısıyla kopyalayıp yedi kişiye postalardı. Böylece mektup bütün Türkiye'yi dolaşırdı.

TUVALET KAPAĞI

Yine bir seksenler klasiğiydi. Özellikle gecekondu semtlerindeki evlerde, alaturka tuvaletler koku yapmasın diye deliğe kapatılan ve üzerine bir ağırlık düştüğünde açılan anlamsız bir kapaktı. Anlamsızdı çünkü pislik o kapağın üzerine düşer ve kapağı yıkamak için ayrıca bir çaba gerekirdi.

SENİN ANANA BACINA LAF ATSALAR İYİ Mİ OLUR?

Dönemin en popüler kadın lafıydı. O zamanlar yola hangi genç kız çıksa sapığın biri dayanamaz, "paspasın olayım" gibisinden lâf atardı ama kızlardan gelecek cevap hiç şaşmazdı. "Senin anana bacına laf atsalar hoşuna gider mi?"

SAVSAK TURİZMİN YAVŞAK YOLCULARI

Dönemin en popüler esprilerinden biriydi. En alakasız yerde bile yapıldığında kimse yadırgamaz, topluca kahkaha atılırdı.

ASKER ÇAKMAĞI

"Erotik çakmak" da deniliyordu. Çok popülerdi. Çakıldığında çakmaktaki resim yani kadın yavaş yavaş soyunurdu ve sigara yakılana kadar striptiz izlenmiş olurdu.


Yorumlar - Yorum Yaz