Yetmişli Yıllar

YETMİŞLİ YILLAR

 1970lerde İzmir Konak

14 Eylül 2011, Çarşamba

Nasıl bir ülkede yaşıyorduk? Hayatımızda neler vardı? O yılları yaşayanlar en çok nelerden etkilendi? Hangi olaylar büyük izler bıraktı? İşte 1970'lerin unutulmazlarından kısa bir derleme.


KARARTMA GECELERİ

 yetmişli yıllar

Kıbrıs Barış Harekâtı yapıldı 1974'te. Türkiye, İkinci Dünya Savaşı yıllarından beri görmediği bir uygulamaya tanık oldu: Evler ve otomobiller karartıldı. Yunan savaş uçakları ani bir baskın düzenlerse yerleşim yerleri fark edilemesin diye evlerin pencerelerine kalın siyah perdeler takıldı. Otomobillerin farları da koyu renkli jelatinlerle kaplandı. Altı ay kadar süren bu uygulama, 1970'leri yaşayanların zihnine kazındı.

KUYRUKLAR VE KARABORSA

 yetmişli yıllar

Türkiye'nin 73 sente bile muhtaç olduğu yıllardı 1970'ler. Ülke ihracat yapamıyor, elde döviz olmayınca da en zaruri ihtiyaçlar bile karşılanamıyordu. 1970'leri hatırlayanların en unutamadıkları şeylerin başında kuyruklar vardır. Tüp gaz kuyruğu, Sana yağı kuyruğu, sigara karaborsa, tuz karaborsa, benzin karaborsa! 1970'leri yaşayanların zamanlarının önemli bir bölümü kuyruklarda ve karaborsadaki malları aramakla geçti.

KOMŞULUK

Komşuluk ilişkilerinin çok yoğun yaşandığı son yıllardı 1970'ler. Daha sonra komşuluk ilişkileri bir daha hiç eskisi gibi olmadı. O yılları hatırlatan en tatlı söz ise bu olmalıydı: "Annem beni gönderdi. Müsaitseniz size gelmek istiyoruz." Henüz telefonlar yeterince yaygınlaşmamıştı, sadece işyerlerinde bulunurdu. Komşuların misafir kabulüne uygun olup olmadıkları gönderilen çocuklar tarafından öğrenilirdi.

TELEVİZYON

 yetmişli yıllar

Televizyon Türkiye'de 1969'da yayına başladı, 1970'lerde yaygınlaştı. 1970'lerin başından sonuna kadar çatılar çatallı televizyon antenleriyle kaplandı. Başlangıçta, televizyonu olmayan aileler televizyonu olanların evine misafirliğe giderdi akşamları. Açıkçası 1970'lerin başında, evinde televizyon olan aileler misafir yoğunluğundan illallah demişlerdi. Televizyonlar yaygınlaştıkça bu gelip gitmeler de azaldı. On yıldan fazla bir zaman televizyonlarımız siyah beyaz ve tek kanallıydı. Üstelik bütün gün yayın da olmazdı. Başlangıçta saat 18 ya da 19'da yayın başlar, 23-24 gibi İstiklal Marşı okunarak sona ererdi. Televizyon kapanınca da herkes yatağına giderdi. Yine o yıllarda televizyonlarda yoğun yayın kesintileri yaşanırdı. Bir teknik aksaklık olduğunda hemen ekrana bir fotoğraf (genellikle necefli maşrapa) taşınarak arıza izleyicilere bildirilirdi. Dakikalarca o sabit ekran görüntüsüne bakılırdı. Bazen arıza saatlerce sürebilirdi.

CUMARTESİ OKULU

Cumartesi günleri de okula gidilirdi 1970'lerin başında ama yarım gün olarak. 1974'ten itibaren cumartesi günleri okula gitme uygulaması sona erdirilince öğrenci milleti de düğün bayram etti.

LÂKLÂK

 yetmişli yıllar

Dönemin en ünlü ve en elden düşmeyen oyuncaklarından biriydi laklak. Bir plastik daireye bağlı V şeklinde bir ip ve o ipin iki ucunda plastikten iki top vardı. Amaç, dairesel plastiğe parmak takıp topları bir üstte bir altta hızla birbirine vurdurmaktı. Bu iş ne kadar hızlı yapılırsa, yapan o kadar becerikli sayılırdı. Oyuncak öyle yaygınlıkla kullanılırdı ki, çocukların da büyüklerin de tak-tak-tak ya da lak-lak-lak sesleri sokakları doldururdu.

GÜNEŞ TECELLİ - CENK KORAY

 yetmişli yıllar - cenk koray

En çok hafta sonları televizyon izlenirdi. Hafta sonları Türkiye bu iki insanla güne başlar, onlarla günü bitirirdi. Güneş Tecelli geniş ve kalın gözlükleriyle, Cenk Koray ise soğuk esprileriyle dönemin insanlarının zihinlerine iyice kazındı. Pazar programlarının adı "Telepazar" ya da "Stüdyo Pazar" idi. Bu programın, evlerin hanımları tarafından en sıkıcı bulunan bölümü ise "Telespor" adıyla anılır, maçlardan görüntülere yer verilirdi. Pazar programlarının zihinlerde en çok iz bırakan iki de çizgi kahramanı vardı: Biri orijinal adı "La Linea" olan "Bay Meraklı", öbürü ise "Pembe Panter" idi.)

Bay Meraklı

 yetmişli yıllar - bay meraklı

Pembe Panter

 yetmişli yıllar - pembe panter

KAYNANALAR

 yetmişli yıllar - kaynanalar

Evlerin içleri o zamanlar kalabalıktı. Çoğu evde dedeler ve ninelerle birlikte oturulurdu. Dönemim anneleri için en zor şey, kaynanalarıyla birlikte yaşıyor olmaktı. "Kaynanalar" dizisi, 1974 yılının Mayıs ayında TRT ekranlarında yayınlanmaya başladı. Dizide, Kayseri'den İstanbul'a göç eden Nuri Kantar ailesinin bu büyük şehre uyum çabalarının komedisi işleniyordu. Başroldeki Tekin Akmansoy, 1970'lerin insanları için unutulmaz simalardan biri oldu.

KURTARILMIŞ BÖLGELER

 yetmişli yıllar

İhtilalden sonra 1970'lerin adı "12 Eylül öncesi" olarak kaldı. 12 Eylül darbesini yapanlar, darbe öncesi yılları hiç sevmezlerdi. Şehirler, mahalleler, sokaklar siyaseten bölünmüş, kurtarılmış bölgeler ortaya çıkmıştı. Bir sürü sol fraksiyon vardı. Sokaklara çıkmak, kahveye, üniversiteye gitmek cesaret isterdi. 1970'ler için "sokaklarda ölümün kol gezdiği yıllar" demek hiç de abartılı olmaz.

DEMİREL - ECEVİT - ERBAKAN - TÜRKEŞ

yetmişli yıllar - bülent ecevit     yetmişli yıllar - süleyman demirel

Bu dört ismin üzerine kuruludur 1970'lerin siyaset tarihi. Demirel 1965'ten beri siyasetin içindedir ve dönemin en baştaki siyaset figürüdür. Bülent Ecevit 1973'te CHP'de başrol oyuncusu olmuş ve 1970'leri domine eden iki isimden biri olmuştur. Bir dönem Ecevit için, dağlara taşlara bile "Karaoğlan" diye yazılırdı. Necmettin Erbakan, kendisinden en çok beklendiği gibi sadece Demirel ile ittifak yapmadı, Ecevit'i de iktidara taşıdı. 1970'lerde Türkiye'yi koalisyonlar yönetti ve Erbakan kimin yanındaysa o başbakan oldu.

TARKAN - KARAOĞLAN

 yetmişli yıllar - tarkan

Evet, Teksas ve Tommiks vardı ama bu Amerikan kahramanlarına rakip olarak "Tarkan" ve "Karaoğlan" kendilerine sağlam bir yer edinmişlerdi. Her Türk çocuğunun gönlünde bir gün Tarkan gibi bir kahraman olmak yatardı. (İçindeki ölçülü erotizm de yeni serpilmeye başlayan gençlerin gönlünü kazanmıştı.)

SEKS FİLMLERİ

 yetmişli yıllar - seks filmleri furyası

Yeşilçam sinemasının bütün itibarını kaybettiği yıllar oldu 1970'ler. Türk sinemasının en klasik filmlerinin bir kısmı 1970'lerde üretildi ama yerli seks filmleri de bu yıllarda piyasaya sürüldü. Her şehirde, sadece bu tür filmleri gösteren sinemalar türedi. Gençler bu sinemalarda bazen büyüklerine rastlayarak dumur olurlardı. Dönemin seks filmlerinde Aydemir Akbaş, Behçet Nacar, Figen Han, Zerrin Egeliler, Dilber Ay, Zerrin Doğan gibi isimler çok popüler olmuşlardı. O dönemden hatırlarda kalan kimi film isimleri şöyleydi: Kartal Pendik Gittik Geldik, Parçala Beni Behçet, Kendin Pişir Kendin Ye, Zeynelle Veysel, Tak Fişi Bitir İşi, Vay Anasını On Yedi.

AŞK-I MEMNU

 yetmişli yıllar - aşk-ı memnu

Aşk-ı Memnu dönemin en çok izlenen televizyon dizilerinden biriydi. Şükran Güngör, Müjde Ar ve Salih Güney'li kadro, o günlerde büyük bir izleme rekoru yaratmıştı. Müjde Ar'ı Müjde Ar yapan da bu dizi oldu zaten. Müjde Ar'ın o dönemki fiziği, dönemin kadın güzellik anlayışını yansıtan en önemli figürdür: Daha dolgun, bugünün ölçülerine göre biraz daha XL ölçüler yani "balık eti". 1970'lerin unutulmaz TV dizileri şunlar olmuştu: Kaygısızlar, Görevimiz Tehlike, Charlie'nin Melekleri, Uzay Yolu, Kaçak, Zengin ve Yoksul, Kökler, Küçük Ev, Kara Şimşek, Beyaz Gölge.

CİNSİYET TESPİTİ

O yıllar, ultrasonun icat edilmediği yıllardı. Çocukların cinsiyeti doğumdan önce bilinemezdi. Her anne baba, her ağabey abla, her komşu, her akraba yeni doğacak bebeğin cinsiyetini doğum anına kadar merak ederdi. Bebeğin cinsiyeti, doğumdan hemen sonra ilk ilan edilen bilgi olurdu.

UZUN SAÇ

Gençler arasında uzun saç modası vardı 1970'lerde. Bazı babalar, oğullarını yakalarlarsa saçlarını kesmek için ellerinde makasla sokaklarda dolaşırlardı. Gençler saç uzatamasın diye "karı gibi" aşağılaması yapılırdı ama sökmezdi. 1970'ler boyunca gençler saçlarını omuzlarına kadar uzatmakta ısrar etti. Dönemin bu modasını uzun saçlı iki dönem şarkıcısı da desteklerdi: Cem Karaca ve Barış Manço.

İSPANYOL PAÇA

 yetmişli yıllar - ispanyol paça

Pantolon paçaları İspanyol idi 1970'lerde. Ayak bileklerine kadar normal inen pantolonlar, paça kısmında iki kata yakın genişler ve bir tür yelken görüntüsü alırdı. Yürürken pantolon paçaları sürekli bir o yana bir bu yana dalgalanırdı.

APARTMAN TOPUK

 yetmişli yıllar - apartman toupk

Bazılarına kâbus gibi gelen görüntülerinden biri de bu ayakkabılar oldu 1970'lerde. Yapıldığı malzeme olan "epa" sebebiyle "epa topuklu ayakkabılar" da dendi. Kadınlar 1970'lerde bu ayakkabılar sayesinde boylarını hayli uzatmışlardı.

DİSKO DANSI

En etkili müzik "disko" oldu 1970'lerde. Diskotekler henüz herkesin gideceği bollukta değildi ama disko müziği bütün Türkiye'de meşhur olmuştu.

KARATE FİLMLERİ

yetmişli yıllar - bruce lee     yetmişli yıllar - wang yu

Dönemin sineması yerli seks filmleri kadar karate filmlerinin de etkisi altında kaldı. 1970'lerin film dağıtım koşulları gereği, Türkiye'ye filmler zaten 3-5 yıl gecikmeli olarak gelebilmekteydi. 1973'te ölen Bruce Lee ve arkasından gelenler (mesela Wang Yu) bütün 70'ler boyunca Türk film izleyicilerini müptela etti.

YAĞ SÜRÜLMÜŞ EKMEK

 yetmişli yıllar

O yılların çocukları sokaklarda toz toprak içerisinde oynarlardı. Sokakta yenen en önemli atıştırmalıklar da şunlardı: Sana yağı sürülmüş ekmek (bazıları yağın üzerine toz şeker veya salça ya da kimyon dökerdi), salça sürülmüş ekmek, yoğurt ve şeker sürülmüş ekmek.

KASET KAYITLARI

 yetmişli yıllar - kaset

Plakların ömürlerini tamamladığı, teyplerin ve kasetlerin sahne aldığı yıllar oldu 1970'ler. Önceleri dev teyp bantları (makara) kullanılıyordu, sonra kasetler ortaya çıktı. Dönemin modası, her köşe başında bir kasetçi dükkânı açılmasıydı. Sevilen şarkıların bir listesi verilir, kasetçiler o şarkıların kayıtlarını yapardı. Henüz telif hakları kaygısının olmadığı yıllardı o yıllar.

REKLÂMLAR

 yetmişli yıllar

TRT televizyonlarında ilk reklâmlar 1972 yılında başladı. 1970'lerin iki unutulmaz reklâm filmi "İzocam" ve "Eti" olmuştu. İzocam reklâmı bir çizgi film biçiminde yapılmıştı. Diğer reklâmın cıngılı da böyleydi:

- Çayda kahvaltıda yenir!

- Acaba nedir, nedir?

- Bisküvi denince akla!

- Tamam, şimdi buldum!

- Her an onun adı gelir!

- Eti, Eti, Eti…

Ve bir diğer unutulmaz reklâm: "Akşama babacığım. Unutma Ülker getir."

DEYİMLER

Dönemin en çok kullanılan deyimleri "Allah bir yastıkta kocatsın", "Güle güle giy”, “üstünde paralansın", "yenildik ama ezilmedik" idi.

ARKAYA KAMÇI

 yetmişli yıllar

Otomobillerle birlikte at arabaları da şehrin yollarındaydı ve 1970'lerin çocukları bu arabaların arkasına takılmayı çok severdi. Bu hareket tehlikeli olduğu için at arabası sürücüleri, çocukların ellerine yüzüne gelecek şekilde atlara savurdukları kamçılarını arkaya, çocuklara doğru da savururlardı.

HACI MURAT

 yetmişli yıllar - hacı murat

Murat 124, 1971 yılında Tofaş’ın Bursa fabrikasında Fiat 124 şasesine oturtularak Türkiye’de yabancı lisansla üretilen ilk otomobil oldu. 1971-1977 arasında 134.867 adet üretilen ve "Hacı Murat" da denilen bu otomobillerin ömürleri, Tofaş'ın "kuş serisi" otomobilleri üretmeye başlamasıyla sona erdi. 1984-1995 yılları arasında "Serçe" adıyla yeniden üretimine başlandı. 1197 santimetreküplük motoru 65 beygir güç üretmekte ve aracın hızı saatte 170 kilometreye çıkabilmekteydi. Türkiye yollarında Hacı Murat'a bir diğer yerli otomobil markası olan "Anadol" eşlik ederdi. (Fiat 124, yılın otomobili yarışmasında 1967'de Avrupa'da birincilik ödülü almıştı.)

BECKENBAUER - MÜLLER - CRUYFF

yetmişli yıllar - beckenbauer yetmişli yıllar - müller yetmişli yıllar - cruyff

Televizyonun yaygınlaşmaya başlamasıyla birlikte, 1970'lerde dünya futbolunu da izleyebilir hale geldik. 70'lerde Almanya ve Brezilya milli takımlarını Türk futbolseverleri çok severdi. O dönemden akılda en çok kalan futbol yıldızlarından üçü Gerd Müller, Franz Beckenbauer, Johann Cruyff idi.

BONCUKLAR

 yetmişli yıllar

Sinekle mücadelenin zorlu olduğu yıllardı 1970'ler. Özellikle karasinekler ortalıkta vızır vızır gezinir, vızıltısı ve sürekli üzerinize konmasıyla herkesi sinir ederdi. Berber ve kasap dükkânlarının kapılarında, iplere geçirilmiş boncuklardan oluşan ve sineklere önlem olarak kullanılan bir perde bulunurdu.

MELAMİN TABAKLAR

 yetmişli yıllar - melamin tabak

Plastik endüstrisinin bu icadı, Türkiye'de bütün 1970'lere damgasını vurdu. Sert plastikten yapılan tabaklar ve mutfak gereçleri düşse bile kırılmıyor, çinko tabaklar gibi sırrı dökülmüyor, bakır tencereler gibi ağır ve pahalı olmuyordu. Seramik tabaklar da çok pahalıydı ve melamin tabaklar, üzerlerine basılan desenlerle o pahalı seramik tabaklara çok benziyordu.

CİN ALİ

 yetmişli yıllar - cin ali

İlkokula başlayan çocuklar Cin Ali'nin hikâyelerini çok severlerdi. 1970'lerde yolu okula düşenlerin Cin Ali'yi ve serüvenlerini unutması mümkün değildi. Cin Ali, Türkiye'de ilkokul öğrencilerine okumayı kolay öğretmek amacıyla geliştirilmiş on kitaplık hikâye serisinin kahramanıydı, 1968 yılında ilkokul öğretmeni Rasim Kaygusuz tarafından yaratıldı. Çocuklar kolay çizebilsin diye çöp adam şeklinde tasarlandı. Cin Ali kitaplarının çizimlerini Selçuk Seğmen yaptı. Cin Ali Serüvenleri adlı kitap dizisinde fişleri kullanarak, okumayı heceleyerek öğrenmek yerine analitik bir sistemle öğrenmek esastı. Cin Ali yaramaz, yerinde duramayan, sürekli sorgulayan, araştıran bir çocuktu. Başında sürekli bir kasket ile çizilen Cin Ali giysili değildi, gövdesi bir çizgiden ibaretti. Cin Ali 1990'larda imaj değiştirdi ve papyonlu, kulağı çiçekli, siyah saçlı, belirgin yüzlü, fiyonklu ayakkabıları olan bir çocuk olarak resmedilmeye başladı. Bu yeni imajı Mustafa Delioğlu çizdi. "Çöp Adam, çocukların görsel sağlığına aykırıdır" iddiası üzerine böyle bir imaj değişikliğine gerek duyuldu.

AYI OYNATMAK

 yetmişli yıllar - ayı oynatıcı

En önemli sokak eğlencelerinden biri de ayı oynatmak oldu 1970'lerde. Roman vatandaşlarımız, burnuna halka takılmış ayıları, ellerinde bir tefle, sopa eşliğinde sokaklarda gezdirir, bir miktar kalabalık görünce basit bir şarkı eşliğinde ayıları oynatmaya başlarlardı. Oyun bitince de para toplanırdı. Dönemin en önemli sağlık egzersizi de sırt çiğnetmek idi. Bazıları sokakta bir yaygının üzerine yatarak, sırtlarını oyuncu ayılara çiğnetirdi. "Ne bakıyorsunuz? Ayı mı oynuyor?" deyimi o yıllardan kalmadır. 1980’lerde ayı oynatmak yasaklandı.

LEBLEBİ TOZU

 yetmişli yıllar - leblebi tozu

En eğlenceli ve en ucuz çocuk atıştırmalıklarından biriydi leblebi tozu. Leblebi dövülerek toz haline getirilir, biraz şekerle karıştırılarak çocuklara satılırdı. Yerken konuşmak mümkün değildi. Konuşmaya çalıştığınızda toz genzinize kaçar, dakikalarca öksürerek ciğerlerinizi temizlemeniz gerekirdi.

MUŞAMBA

 yetmişli yıllar - muşamba

Plastikten üretilen malzemelerin revaçta olduğu bir devirdi 1970'ler. Muşamba da 1970'lerin en önemli zemin kaplama malzemelerinden biri, hatta önde geleniydi. 1980'lerde "marley" denilen zemin kaplama malzemesi yaygınlaşana kadar, eski evlerde muşambanın hükmü devam etti.

DÖNEMİN YILDIZLARI

Özay Gönlüm

Şakir Öner Günhan

Serap Mutlu Akbulut

Bedia Akartürk

Orhan Gencebay

İlhan İrem

Öztürk Serengil

Yılmaz Güney

Cüneyt Arkın

Filiz Akın

Ferdi Tayfur


Yorumlar - Yorum Yaz