Osmanlı Mezar Taşları

OSMANLI MEZAR TAŞLARI

 Ozan Semerci

Ozan SEMERCİ

Nisan 2010

Fidan Dergisi, Sayı 67

 Osmanlı mezar taşları

Başlık (serpuş) kafayı sıcak, soğuk, yağış ve benzeri harici tesirlerden korumak için, tamamen sağlık sebebiyle icat edilmiş bir giyim aracıdır. Ama bunun yanı sıra başlık, aynı zamanda tarihin ta ilk çağlarından beri ferdin toplum içindeki statüsünü, dini inanç ve yaşayış tarzını da belirleyici bir sembol olmuştur.

Osmanlı dönemi Türk başlıkları deyince aklımıza hemen “sarık” ve “kavuk” gelir. Tabii ki “fes” ve “külah” da var. Ancak bizim konumuzun ağırlığı “sarık” ve “kavuk” hakkında olacak.

Sarık, bir külah (kalensüve), börk veya takye (takke, fes) etrafına sarılan ince kumaştan veya tülbentten oluşmuş bir başlık türüdür. Sadece bu kumaşın adına da sarık denir ve yapılan sarma işlemi de “sarık sarma” olarak tanımlanır. Kavuk ise, içi pamuk doldurularak çeşitli şekiller verilmiş, çuha ve bezden dikilen, şişkince başlık demektir. Bazen üzerine sarık sarılarak kullanıldığı da olurdu.

Diğer bütün başlıklarda olduğu gibi, bir İslâm başlığı olan sarık veya kavuğun da zamanla değişen ve çeşitlilik gösteren bir modası olmuştur. Mesela 11'inci asır ortalarında Orta Asya’dan Orta Doğu’ya göç eden Oğuz Türkleri, beraberlerinde kendilerine has bir başlık olan börkü de getirdiler. Bir İslâm toplumu olan Acemler ve Araplar ve onların kullandıkları başlıklar da (mesela sarıklar da) bu yüksek seviyeli kültürden çok etkilendi. Öyle ki 11’inci ve 12’nci asırlarda bu bölgede hüküm süren İslâm âleminde tam bir Türk modası hâkimdi. Bu moda haçlı seferleri ile birlikte Hıristiyan Avrupa’ya da sirayet etti.

Türkler Orta Asya’dan getirdikleri İslâm öncesi başlıklarını, bir zaman sonra İslâm kültürüyle bağdaştırarak bu hususta da bir Türk-İslâm sentezini sağladılar. “Taşkent türü kalensüve”, “Börk-i Horasanî” gibi isimlerle anılan daha nice başlık çeşidi, işte bu sentezin hatıralarından hemen aklımıza gelenlerdir.

Başlıklar, Sosyal Farklılıkların da Belirleyici Özelliğiydi

Serpuşun, yani başlığın, sosyal farklılıkları belirleyici özelliği bir “cihan devleti” kültürünü temsil eden Osmanlı medeniyetinde ise çok daha ince ayrıntılara kadar inmiştir. Öyle ki şahsın başındaki sarık veya kavuk onun esnaf, devlet memuru ve benzeri bir görevi belirttiği gibi, daha ayrıntılı bilgiler de vermekteydi. Mesela bir devlet görevini temsil eden “katib-i sarık”ın değişik şekilleri, aynı zamanda bu göreve ait çeşitli unvan ve görev derecelerini de ifade etmekteydi. Değişik meslekler için de ayrı ayrı sarıklar kullanılmaktaydı. Hatta her tarikat mensubunun dahi kendisine has bir başlığı (sarığı) vardı. Bunlar da yüzyıllar içerisinde ve bölgeden bölgeye bile değişikliğe uğramış olan bir kültürel zenginliğe sahipti. Meselâ Mevlevîler yukarı doğru ince uzun, Bektaşiler ise “12 dilimli”, daha kısa başlıklar kullanırlardı.

Medeniyet Demek Ayrıntı, Zarafet ve İnce Duygular Demektir

Osmanlı kültüründe sarığı çeşitlendiren başlıca özellik, onun rengi ve sarılış şekli olmaktaydı. Bir kaynakta 66 çeşit sarık sarma şekli olduğundan bahsediliyor. Bu aynı zamanda en az 66 çeşit başlık demektir. Böylesine ince bir zevk çeşitliliği, Osmanlı-Türk medeniyetinde “sarık sanatı” denilen müstesna bir kültürel değeri doğurmuştur. Öyle ki bu çeşitliliği bilebilmek günümüzde de, Osmanlı döneminde de başlı başına bir uzmanlık alanıdır.

Bu kültürel değerin yan ürünleri de olmuştur. Mesela o devirlerdeki Türk evlerinde “kavukluk” denen ve kavuk–sarık koymaya yarayan süslü küçük bir raf olurdu. Buraya konulan başlığın üzerine de “kavuk örtüsü” denen bir kumaş parçası örtülürdü. Bu örtü dahi hanımlarımızın ince duygularını yansıtan el emeği göz nuru nakışlarla süslenirdi. İşte ecdadımız her şeyin hakkını veren böylesine bir hayat sürerdi. Medeniyet demek ayrıntılar, zarafet ve ince duygular demektir.

İzmir’deki Tarihi Büyük Mezarlıkların Hepsi Yok Edilmiştir

Türk toplumunun Cumhuriyet öncesi kullandığı başlıklar konusunda en zengin ve en değerli malzemeyi tarihi mezarlıklarımızda bulmaktayız. Çok üzücüdür ki İzmir’de bu tarihi büyük mezarlıkların hepsi yok edilmiştir. Geriye sadece adına “hazire” dediğimiz, cami–türbe bahçelerindeki küçük mezarlıklar kalmıştır. Eşi benzeri olmayan bu çok önemli ecdat hatırası kültür mirasımız da maalesef sahipsizlik yüzünden her geçen gün biraz daha yok olmaktadır. Daha doğrusu taammüden (bilerek, planlayarak) yok edilmektedir. Buna rağmen İzmir'in Konak ilçesi hudutları dâhilinde hâlâ var olan 500 kadar mezar taşı dahi bize çok önemli bilgiler sunuyor. İzmir’in ermişi, evliyası, ümerası, uleması, esnafı, tüccarı, kültürü, sanatı, hâsılı her şeyi hep buralardadır. Bu mekânlar muhteşem bir cihan imparatorluğunun en nadide eserleri ile doludur.

Tarihi eserlerimizi korumak, vatanı korumak kadar önemlidir çünkü onlar bu topraklar üzerinde yüzlerce yıldan beri yaşadığımızın ve büyük bir medeniyet kurduğumuzun belgeleridir. 950 yıllık bir Türk yurdu olan güzeller güzeli şehrimize hâlâ “Gâvur İzmir” denmesinin sebebini acaba hiç düşündüğünüz oldu mu?

İzmir’in hazirelerinde farkında olmadığımız daha nice güzellikler var. Nasip olursa onları da anlatırım inşallah. (Merak edenler için İzmir’in Hazireleri isimli kitabımızda epeyce bilgi vardır. Piyasada bulunmayan kitabımızı arzu edenler 533 327 06 97 numaralı telefondan temin edebilirler.)

 Osmanlı sarıkları - Osmanlı kavukları

1- Perîşan destarlı kavuk

2- Simidî (torlagî destarlı kavuk - haseki)

3- Kallâvi (vezir kavuğu)

4- Selimî

5- Mücevveze

6- Örf

7- Horasanî

8- Kâtibî (kalafat)

9- Kâtibî

10- Arakıye düz sarık

11- On iki terkli Bektâşi tacı

12- Hüseynî destarlı ve terkli Bektâşi tâc

13- Kafes destarlı kubbeli kalafat taç

14- Lâmelif destarlı arakıye kavuk

15- Destarlı sikke (Mevlevî şeyhi)

16- Melevî sikkesi

17- Seyfî tâc

18- Hüseynî destarlı Kâdirî tâc

19- Dal arakıye (derviş)

20- Kalensuva

21- Barata

22- Düz destarlı kavuk

23- Nizâm-ı cedîd

24- Mahmudiye fes (işlemeli)

(Tablodaki bilgilerin ışığında, sayfanın başındaki mezar taşlarına daha bilinçli bakılır artık.)


Yorumlar - Yorum Yaz