Mediha Öğretmen

MEDİHA ÖĞRETMEN

 köy okulu - köy mektebi

14 Ocak 2010, Perşembe

Okulun ilk gününde beşinci sınıf öğretmeni Mediha Hanım sınıfındaki öğrencilere bakarak, birçok öğretmen gibi yalan söyledi; hepsini aynı derecede sevdiğini söyledi. Yalandı çünkü ön sırada, oturduğu yerde bir yana kaykılmış, adı Mustafa olan, öğretmenine itici gelen bir çocuk vardı. Mediha öğretmen geçen yıl Mustafa’yı izlemiş ve diğer çocuklarla iyi geçinmediğini, elbiselerinin kirli olduğunu, mütemadiyen pasaklı dolaştığını gözlemişti.

O sene öyle bir noktaya geldi ki, Mediha öğretmen onun kağıtlarına kırmızı kalem ile uyarılar yazmaktan, kalın çarpılar atmaktan ve kâğıdın üstüne büyük harflerle "zayıf" yazmaktan zevk alır oldu.

Mediha öğretmenin okuldaki her çocuğun geçmiş kayıtlarını incelemesi gerekiyordu ama Mustafa’nın kayıtlarını en sona bıraktı. Ancak, onun durumunu gözden geçirdiğinde büyük bir sürprizle karşılaştı.

Mustafa’nın birinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı,

- Gülmeye hazır parlak bir çocuk. Ödevlerini derli toplu ve temiz yapar. Çok terbiyeli. Onun etrafta olması çok eğlenceli.

İkinci sınıf öğretmeni de şöyle yazmıştı,

- Mükemmel bir öğrenci. Sınıf arkadaşları tarafından çok seviliyor ama annesi ölümcül bir hastalığa yakalandığı için sıkıntı içinde. Evdeki hayatı mücadele içinde geçiyormuş.

Üçüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı,

- Annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Mustafa elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor ama babası onunla alâkadar olmuyor. Eğer çare bulunmazsa evdeki hayatı onu kısa zamanda bitirecek.

Dördüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı,

- İçine kapanık. Derslerine ilgi göstermiyor. Pek arkadaşı da yok. Bazen sınıfta uyuyor.

Bunları okuyan Mediha öğretmen ister istemez kendinden utandı. Uzun zaman boyunca, hatta öğretmenler gününde öğrencileri ona güzel kurdelelerle bezenmiş, parlak kağıtlara sarılmış hediyeleri getirdiğinde bile kendini çok kötü hissediyordu. Mustafa’nın hediyesini alıncaya kadar bu böyle devam etti. Mustafa’nın hediyesi kalın, kahverengi buruşuk bir ambalaj kâğıdı ile beceriksizce sarılmıştı. Mediha öğretmen onu diğer hediyelerin ortasında, öğrencilerin arasında açmaya çekindi. Ama yine de açtı. Paketten, taşlarından bazıları düşmüş bir bilezik ve kullanılmış bir parfüm şişesi çıkınca bütün sınıf gülmeye başladı. Ama Mediha öğretmen, bileziğin ne kadar güzel olduğunu yüksek sesle söylediğinde çocukların gülmesi birden kesildi. Bileziği taktı ve parfümü bileklerine sürdü.

Mustafa o gün dersler bittikten sonra öğretmeninin yanına giderek,

- Öğretmenim, bugün aynı annem gibi kokuyordunuz, dedi. Çocuklar gittikten sonra Mediha öğretmen sınıfta hıçkırarak ağlamaya başladı.

Mediha öğretmen o günden sonra Mustafa’ya özel bir ilgi gösterdi. Onunla çalışırken çocuğun zihni canlanmaya başlıyordu. Onu daha fazla teşvik ettikçe, çocuk daha hızlı karşılık veriyordu.

Yılın sonuna doğru Mustafa sınıfın en parlak öğrencisi oldu. Sene sonunda Mediha öğretmen bütün çocukları aynı derecede sevdiğini söylemesine rağmen yalan söylediğini, Mustafa'yı daha çok sevdiğini çok iyi biliyordu.

Bir yıl sonra Mediha öğretmen kapısının altında bir not buldu. Mustafa ona, hayatı boyunca tanıdığı en iyi öğretmen olduğunu söylüyordu.

Altı sene sonra Mustafa’dan bir not daha aldı. Liseyi bitirdiğini, sınıfında üçüncü olduğunu ve onun hâlâ hayatındaki en iyi öğretmen olduğunu yazmıştı.

Bundan altı yıl sonra, bazı zamanlar zor geçmesine rağmen okulda kaldığını, sebatla çalışmaya devam ettiğini ve yakında üniversiteden yüksek derece ile mezun olacağını yazan başka bir mektup aldı. Yine, Mediha öğretmenin bütün hayatındaki en iyi ve en favori öğretmeni olduğunu yazmıştı.

Sonra dört sene daha geçti ve başka bir mektup geldi. Bu defa doktora diplomasını aldığını, biraz daha ilerlemeye karar verdiğini açıklıyordu. Mektupta, onun hâlâ karşılaştığı en iyi ve en unutulmaz öğretmen olduğunu açıklıyordu. Ama şimdi ismi biraz daha uzundu. Mektup söyle imzalanmıştı, "Operatör Doktor Mustafa Yılmaz"

Birkaç sene sonra bir mektup daha geldi. Mustafa bir kızla tanıştığını ve onunla evleneceğini söylüyordu. Babasının bir süre önce vefat ettiğini açıklıyor ve evlenme töreninde Mediha öğretmenin, damadın annesine ayrılan yere oturup oturamayacağını soruyordu. Mediha öğretmen bunu sevinçle kabul etti.

Mediha öğretmen düğün töreninde taşları düşmüş olan o bileziği taktı ve Mustafa’nın annesinin kullandığı parfümden sürdü. Birbirlerini kucakladılar ve Mustafa öğretmeninin kulağına şunları fısıldadı,

- Bana inandığınız için size minnettarım öğretmenim. Önemli olduğumu hissettirdiğiniz ve bir fark meydana getirebileceğimi gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim.

Mediha öğretmen gözlerinde yaşlarla cevap verdi,

- Mustafa, asıl ben yanlış yoldaydım. Bir fark meydana getirebileceğimi bana öğreten sensin. Senle tanışıncaya kadar öğretmeyi, hele eğitmeyi bilmiyordum bile!


Yorumlar - Yorum Yaz