Tuzlu Kahve

TUZLU KAHVE

 bir aşk öyküsü - tuzlu kahve

12 Ocak 2011, Çarşamba

Ona bir partide rastlamıştı. Çekici bir kızdı. Parti bittiğinde bütün cesaretini toplayıp kızı kahve içmeye davet etti. Parti boyunca silik duran, sönük kalan bir erkekten gelen bu davete genç kız çok şaşırdı ama geri çevirmedi.

Yakınlardaki bir kafeye oturdular. Öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpıntısından konuşamıyordu bile. Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı, önündeki kahveyi yarım bırakıp tam gitmeye hazırlanırken delikanlı birden garsonu çağırdı ve "Kahve için biraz tuz getirir misiniz?" dedi. Yan masalardakiler bile şaşkınlıkla delikanlıya baktı. Kahveye tuz! Delikanlı utançtan kıpkırmızı oldu ama gelen tuzu kahvesine döktü ve karıştırıp içmeye başladı. Kız hayretle "Garip bir ağız tadınız var." deyince delikanlı anlatmaya başladı.

- Çocukken deniz kenarında yaşardık. Ben hep deniz kıyısında ve denizde oynardım. Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu tat ile büyüdüm, bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymamın sebebi işte bu! Ne zaman o tuzlu tadı dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mesut ailemi hatırlıyorum. Annemle babam hâlâ orada oturuyor. Onları, küçük kardeşimi ve evimi öyle özlüyorum ki!

Kız dinlediklerinden çok duygulanmış, gözleri nemlenmişti. İçini böylesine samimiyetle döken, evini, ailesini bu kadar seven ve özleyen bir insan dürüst ve aile düşkünü biri olmalıydı. Evini düşünen, evini seven, evini arayan, evine özenen biri. O da konuşmaya başladı. Onun da evi uzaklardaydı tıpkı çocukluğu gibi.

Şirin, çok sıcak bir sohbet olmuştu o gün kafede. Buluşmaya devam ettiler ve okulları bitince evlendiler. Evlilikleri çok mutlu geçti. Kız ne zaman ocağa kahve koysa kocasınınkini tuzlu yapıyordu. Onun böyle sevdiğini çok iyi biliyordu çünkü.

Delikanlı uzun yıllar sonra dünyaya veda etti. Ölümünden sonra açılması şartıyla bir mektup bırakmıştı karısına. Şöyle diyordu mektuptaki satırlar:

- Bir tanem. Bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum için beni affet. Sana hayatımda bir kere yalan söyledim, tuzlu kahve konusunda. İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun? Öyle heyecanlı ve gergindim ki, "şeker" diyecekken "tuz" çıktı ağzımdan. Sen ve herkes bana tuhaf tuhaf bakarken hatamı düzeltmeye o kadar utandım ki, yalanıma devam etmek zorunda kaldım. Bu yalanın ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. Sana gerçeği anlatmayı defalarca düşündüm ama her defasında korkarak vazgeçtim. Şimdi ölüyorum ve artık açıklamak zorundayım. Ben tuzlu kahveyi sevmem. Zaten kim sever ki? Berbat bir tadı var. Ama seni tanıdığım günden sonra kahveyi tuzlu içmeye devam ettim, hem de zerrece pişmanlık duymadan. Seninle olmak, hayatı seninle paylaşmak benim için en büyük mutluluktu ve ben bu saadeti tuzlu kahveye borçluydum. Dünyaya bir daha gelsem, her şeyi yeniden yaşamak, seni yeniden tanımak, bütün hayatımı yine seninle geçirmek isterim; ikinci hayatım boyunca tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da!

Mektup yaşlı kadının gözyaşlarıyla ıslanmıştı.

Bir arkadaş toplantısında lâfı açıldığında, kadınlardan biri "Tuzlu kahve içmek kadar iğrenç bir şey olabilir mi?" diyecek oldu. Gözleri dolan kadın, "Tuzlu kahveden daha lezzetli bir şey olamaz ki!" deyiverdi.

bir aşk öyküsü - tuzlu kahve  


Yorumlar - Yorum Yaz