Sultaniye Üzümü

SULTANİYE ÜZÜMÜ

  Erdinç Gönenç

Erdinç GÖNENÇ (rahmetli)

6 Şubat 1990

Bütün çocuklar meyveyi dalından koparıp yemeyi sever. Ben de çok severdim. Benim neslimin çocukları bu konuda, şimdiki çocuklara göre çok daha şanslıydı şüphesiz. Karşıyaka'da hatta Alsancak'ta değişik cinste pek çok erik ve dut ağacı vardı. Küçük Yamanlar'ın eteği kayısı bahçeleriyle örtülüydü. Kendi bahçemizde de erik ağaçları olduğu halde, komşu bahçelerinden erik çalmaya bayılırdık. "Kitap hırsızlığı, çiçek hırsızlığı ve hele hele erik hırsızlığı günah değilmiş" derdik.

İtalyan eriğini, mürdüm eriğini de çok severdim ama can eriği hiç birine değişmezdim. Önce o ortaya çıkardı, yaz mevsimini müjdelerdi ve ben tuza banıp banıp yerdim. Anneannemin bir asması vardı. Avlunun üstünü tamamen örterdi. Ne demiş asma? "Bana tutunacak yer gösterin, aya tırmanayım." Anneannem asmasındaki korukların üzüm olmasını beklemez, hepsini keserek koruk suyu hazırlardı. Yazın buzlu koruk şerbeti içerdik.

Sultaniye üzümü de can erik kadar, belki de ondan bile çok severdim. Şimdi şaraplık olmayacak kadar değerli. Ama Baküs şarabı kınalı yapıncaktan mı üretilir yoksa sultaniyeden mi, bilemiyorum. Bildiğim şey, sultaniye, zeytin ve incirle birlikte Ege'nin simgesidir.

Sultaniye üzümü kütüğünden kopararak yemek mutluluğunu ilk kez Cumaovası'nda (şimdiki adı Menderes) tattım. Babam İstanköylüdür. Bir bölüm akrabası Cumaovası'na yerleşmiş. Bağları varmış, bir de her şeyi satan büyük dükkânları. Babam bir gün bizi, onları ziyarete götürdü. Uzun burunlu bir otobüsle eğri büğrü yollardan geçerek Cumaovası'na gittik. Bana çok uzun bir yolculuk gibi gelmişti. Orada birkaç gün misafir olarak kaldık. Misafirliğimizin ilk sabahı erkenden, gün doğmadan uyandım. Geceden izin almıştım. Evin arkasındaki oldukça büyük bağa daldım. Sultaniye salkımları olgunlaşmıştı. Salkımlar kocamandı. Artık çiğ mi yağmıştı yoksa kırağı mı bilmiyorum, sultaniye tanelerinin üstü buğu ile kaplıydı. Parmağımı sürdüm mü iz kalıyordu. En iri salkımı koparıp, aç karnına ama büyük bir keyifle yiyip bitirdim.

Sultaniyenin en güzeli Alaşehir'in Piyadeler köyünde yetişir. Beni oraya ilk defa bir akşamüstü Özer Yalçındağ götürmüştü. İngilizler akşam beş çaylarından vazgeçemezler, beş çayları ile birlikte de üzümlü kek yemeğe bayılırlar. Sultaniye üzümü İran'da, Afganistan'da, Avustralya'da, Yunanistan'da ve Amerika Birleşik Devletleri'nde yetişir. Ama İngilizler en çok Ege sultaniyesini isterler. Çünkü İngilizler kestikleri zaman kekleri parçalansın istemezler. Bir  tek Ege sultaniyesinin kabuğu çok incedir ve kekle birlikte kolaylıkla kesilir, keki parçalamaz.

Londra'da yaşlı bir İngiliz kadını, artık geride kalmış muhteşem günlerini düşleyerek fincanına Hindistan çayı doldururken, üzümlü kekini parçalamadan dilimliyor. Piyadeler köyünde de Selendili kızlar asma kütüğünden, kuruyup İngiltere'ye gidecek sultaniye salkımlarını kesiyor. Asma kütüğü bin yıl yaşamaz ama incirden, zeytinden şanslı. Çünkü çabuk yetişiyor incire ve zeytine göre.


Yorumlar - Yorum Yaz