Alsancak'ta Yüz Para

ALSANCAK'TA YÜZ PARA

 Erdinç Gönenç

Erdinç GÖNENÇ (rahmetli)

28 Nisan 1991

Her ülkenin bir para birimi vardır; dolar gibi, sterlin gibi, mark gibi. Bu temel para biriminin yanında, bir de bozuk para birimi bulunur; sent gibi, peni gibi, fenik gibi. Bizim de var bozuk para birimimiz. Bilmem adını hatırlayabilecek misiniz? Kuruş! Benim oğlum kuruş nedir bilmiyor, hiç görmedi. Halbuki çocukluğumda kuruştan başka bir de para vardı birim olarak. Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye, İngilizlerin para sistemine benzeyen üçlü para sistemi kullanırdı. İngilizlerin, peni, şilin ve sterlin yerine para, kuruş ve lira. Kırk para bir kuruş, yüz kuruş bir lira ederdi.

Para nasıl bir şeydi, hatırlamıyorum. Belki de tedavülden kaldırılmıştı. Ama bir çocuğun birçok şey satın almasına yetecek kadar değerli, ortası delik, metalden yapılmış iki buçuk kuruşları çok iyi anımsıyorum; "iki buçuk kuruş" değil de "yüz para" denirdi. Yüz para ile ilgili hiç unutamadığım bir hatıram var. Alsancak'ta, Bornova Caddesi'ne paralel bir ara sokakta yürürken, birden gözüme yerde parlayan bir yüz para ilişmişti. Almak üzere eğildiğimde, biraz ötede bir başkası, tozları eşeledikçe bir tane daha, bir tane daha. Yedi sekiz tane yüz para bulmuştum o gün. O kadar çok metal parayı kim ve de hiç farkında olmadan nasıl düşürmüştü, bugün bile şaşarım. Uzunca bir süre, sokakta yürürken gözlerimi yerden ayıramaz olmuştum belki para bulurum ümidiyle!

Yüz paralı günlerde bir de "yüz binlikler" diye anılan bir aile vardı Alsancak'ta. Tayyare Piyangosu'ndan büyük ikramiye vurmuş. Yani yüz bin lira. Kordon'da, sakız biçimi bir ev almışlar. Ben Alsancak'ın en zengini diye onları bilirdim çocukluğumda. Yüz bin lira! "Hepsini yüz paralık yaptırsalar ne kadar büyük bir yığın olur" diye düşünür, "say say bitmez" derdim. Şimdilerde ise yüz bin lira bir fileyi zor dolduruyor. Çoğu kişi yerde gördüğü yüz lirayı eğilip almak zahmetine bile girmiyor artık.

Acaba bir çocuk yerde kaç lira bulmalı ki benim yüz para bulduğumda sevindiğim kadar sevinsin? Devir artık trilyon devri, trilyoner devri. Kordon'daki butikler ayıp olmasın diye etiketlerindeki üç sıfırı atmışlar bile. İki yüz elli yazıyor, üç yüz yirmi beş yazıyor örneğin. İyi de ediyorlar. Rahmetli annem rakamlara bin kelimesini eklemeye alışamamıştı bir türlü; "üç bin lira" yerine "üç lira" derdi.

Bu ay telefon faturası yüklü geldi, yüz yirmi bin lira. Politika hızlandı ya! Telefon faturasını ödemek için tam dört milyon sekiz yüz bin adet "yüz para" gerek bana!


Yorumlar - Yorum Yaz