Eski İzmir'de Fikir-Düşünce ve Basın

ESKİ İZMİR'DE FİKİR-DÜŞÜNCE HAYATI

 Mehmet Emin Elmacı

Bu yazıdaki bilgiler 1949 tarihinde kaleme alınmış olup, Yrd. Doç. Dr. Mehmet Emin Elmacı'nın derleme-düzenlemesiyle ortaya çıkmıştır.

 Osmanlı dönemi İzmir Saat Kulesi

3 Aralık 2015, Perşembe

İzmir'in son asırdaki hayatı türlü hadiseler, özellikler ve memleket çapındaki vukuatla doludur. Birçok yenilik fikirleri ve inkılap hamleleri İzmir'de filizlenmiş ve İzmir'in münevver muhitinde dayanaklar bulmuştur. İstibdat devrinde İzmir Türkiye'nin fikir mihrakı olarak tanınmıştır. İzmir'den yükselen her ses ehemmiyetle karşılanır, değeri olan bir hadise olarak ele alınırdı.

Yakın tarihe kadar İzmirli hususi bir karaktere, bazı bakımlardan ayrılan geleneklere, bambaşka bir yaşama tarzına malikti. İzmir'in kafesli, panjurlu evleri bir hususiyetti. Erkek evinin hem sahibi, hem ailenin söz söylenmez reisi idi. Ramazan geceleri erkekler çalgılı kahvehanelerde eğlenir veya karagöz oyunları seyrederken, kadınlar da komşu alemleri yaparlardı. İzmir'in en eski aileleri Tilkilik, İkiçeşmelik, Karantina ve Göztepe semtinde otururdu. Bozyaka semti İzmir'in yazlığı idi. Yazın birçok aile Bozyaka'daki bağlara çekilir ve bir kısım halk da deniz kenarındaki yalılarda otururdu. Halk denize pek rağbet göstermezdi.

J. Fisher "İzmir Hakkında 16 Mektup" adlı eserinde şunları anlatır:

"Kocamın İzmir'den gaybubeti esnasında boş vakitlerimi İzmir'in eski ve tanınmış aileleri ile tanışmakla geçirdim. Bilhassa Mansurzade ailesi ile yakınlık tesis ettim. Bu aile İzmirli diğer birçok aile gibi gayet muhafazakârdı. İnanışlarına bağlanmışlardı. Evdeki genç kadınlar bütün günlerini kocalarını düşünmek ve onlara hizmet etmekle geçirirlerdi. Pek nadiren bizzat yemek pişirirler, fakat ekseriya mutfakta olup bitenleri kontrol ederlerdi. Evin ihtiyaçlarını vekilharçlar düşünürdü. Genç kızlar büyüklerinin nezdinde pek az kalmakla beraber, zaten orada bulundukları zaman fazla konuşmazlardı. Bazıları gergefle çalışır ve bir kısmı da ince elişleri yapar ve kitap okurdu. Okudukları kitaplar tamamen romandı. Evde birçok halayık ve hanımefendinin emrinde genç ve taze kızlar bulunurdu. Bu kızlar evin içinde hanımefendinin yardımcıları olarak bulunur, her bakımdan evin hanımının işlerine ve vazifelerine yardım ederlerdi. Akşam vakti eve yorgun argın gelen beyefendiyi karşılamak, rahat ettirmek bu kızlara aitti. Evin sahibesi olan hanımefendi evin erkeğine gayet itibar ve hürmet gösterirdi.

1882 yılından sonra İzmir'in tanınmış aileleri arasında kadınların kabul günleri vardı. Kabul günlerinde evin içinde bulunan herkes en iyi elbiselerini giyer ve misafirleri geniş odalarda ağırlarlardı. Misafirlere kahve, adaçayı, türlü reçeller ve vişne şurubu takdim edilirdi. Kadınlar gayet güzeldi. Ekseri İzmirli kızlar füsunlu bir güzelliğe, siyah hülyalı gözlere sahiptiler. Küçük-büyük farkı Türk evlerinde hemen göze çarpardı.

Sokaklarda dilenciye pek o kadar rastlanmazdı. Zengin aileler varlıksız kimseleri himaye ederler ve maaş bağlarlardı. Bilhassa cuma günleri evlerde kazanlar kaynatılarak fakirlere ikram edilirdi. Dul kadınlarla fakir genç kızlar, zengin kimseler tarafından evlendirilir ve fakir çocukların sünnetleri zenginler tarafından yaptırılırdı.

Türk kadınları ile konuşmak bir zevkti. Tahsilleri fazla olmamakla beraber kendi kendilerini yetiştirirlerdi. Umumi malumatları iyi idi. Tanıyabildiğim Türk erkekleri sağlam karaktere sahiptiler. Memleketlerini severlerdi. Orduda hizmet etmeyi şeref bilirlerdi. Erkekler dürüst kimselerdi. Çarşıda pazarda alışverişe gelen kadınlara başlarını kaldırıp bakmazlardı.

İzmir'de Ramazan ayı çok canlı geçerdi.

Halkın bir kısmı yaz mevsimini bağda geçirirdi."


FİKİR HAYATI

İzmir'de fikir hayatı son yetmiş yıl içinde hayli canlı ve hareketli geçmiştir. İzmir valiliği zamanında Mithat Paşa ilim adamlarını makamına davetle konuşur ve kendilerine yardım eder, Kordon'daki kulüplere gençlerin toplanmasını teşvik ederdi. Kalem sahipleri o tarihte valinin himayesinden faydalanırdı.

İkinci Meşrutiyet'e kadar geçen devirde İzmir'de bazı canlı hareketler olabilmiş fakat bunlar kapalı kalmıştır.

İzmir'in fikir hayatında Şair Eşref iğneli yazılar ile gençlere öncülük etmiş ve yeni kalem sahiplerini iğneli yazılar yazmaya teşvik etmiştir. Tevfik Nevzat İzmir'deki her türlü yenilik hareketlerini ve fikir cereyanlarını, gençleri teşvik suretiyle desteklemiştir. Tokadizade Şekip Bey bu sahada pek büyük hizmetlerde bulunmuştur. Türkçü Necip dil hareketlerinde en eskiye dayanan çalışmaları ile Türk dilini sadeleştirmeye çalışmıştır. Halit Ziya Uşaklıgil, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Şahabetin Süleyman, Baha Tevfik, Bıçakcızade Hakkı, İzmir'de fikir hayatının canlı birer timsali idiler. Selahattin Kantar, Hüseyin Avni Ozan gibi simalar da aynı şekilde mesai göstermişlerdir.

1930 yılında Tokadizade Şekip Bey'in başkanlığında Edebiyat Cemiyeti kurulmuş ve bunu Hizmet gazetesi takviye etmiştir. Zeynel Besim Sun, Orhan Rahmi Gökçe, Ferit Ragıp, İrfan Konur, Haşim Nezihi, Nizamettin Nazif Tepedenlenli, Hüseyin Avni Ozan, Avukat Bedri, Asım Kültür, Süleyman Sıddık, Hasene Nalan, Benal Nevzat Arıman, Celal Enver, Adnan Bilget bu cemiyete dahil bulunuyorlardı. Cemiyet kısa bir zaman yaşadı.

İzmir'de yetişen edebiyatçılar arasında Cezmi Tahir, Eczacı Sururi Eşrep Sabit büyük kıymetlerdir. Yine İzmir'in fikir hayatında Eczacı Kemal Aktaş, Asım Kültür, Abdi Muhtar Bilginer, İrfan Hazar, Necati Kip, Hikmet Bozkurt faydalı roller oynamışlardır. İzmir'in en iyi fıkracıları Asım Kültür ve Orhan Rahmi Gökçe, en iyi hikayeci ve romancısı Hikmet Bozkurt'tur.


BASIN HAYATI

1881 yılında İzmir'de Aydın gazetesi Mecidi Fikri Bey tarafından çıkarılırdı. Aynı tarihte Amaltiya Rumca gazetesini M. Samotaki, Laform Fransızca dergisini M. Oskar, günlük Smyrna gazetesini M. Kridi, Velos Rumca mizah dergisini M. Şikari, Diyon Fen mecmuasını M. İridis çıkarmakta idi. 1908'den önce İzmir'de Kadızade İbrahim Bey Hizmet gazetesini, Resmolu Ferit Bey Muktebes gazetesini çıkarırlardı. Ahenk gazetesi yazı kadrosunda Maraşlı Kamil ve Şair Hüseyin Avni Ozan'ın yazıları nazara çarpardı.

 
İzmir Ahenk Gazetesi

İkinci Meşrutiyet'in ilanını müteakip İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin naşiri efkarı olan İttihat gazetesi çıktı. Bu gazetenin başmakalelerini Tevfik Rüştü Bey yazıyor ve Ali Haydar Bey güzel yazıları ile seviliyordu. Hizmet'te İbrahim Refik, Hüseyin Rıfat ve Kantarağasızade Selahattin Beylerin yazıları dikkate çarpıyordu. Sonradan adliye nazırı merhum İsmail Sıtkı Bey Köylü gazetesini çıkardı. Bu gazetede Mehmet Rıfat, Akil Koyuncu ve Resmolu Ferit Beyler'in yazıları calib-i dikkatti. 1910'dan sonra Bekir Behlül Bey'in çıkarttığı Medeniyet gazetesinin başyazarlığını adliyecilerimizden Hasan Fehmi Bey deruhte etmişti.

Tahrir ailesi arasında bulunan Hüseyin Avni Ozan'ın "Meçhul simalar - Maruf simalar" makaleleri mükemmeldir. Kantarağasızade Selahattin Bey'in Mülakat gazetesi de aynı tarihte çıkarıldı. Bu gazetenin en sevimli ve beğenilen imzası Bezmi Nusret Bey'dir. Yine Selahattin Kantar 1911'den sonra Muharrir gazetesini çıkararak nev'i şahsına münhasır mizah yazıları ve hicviyeleri ile dikkati çekti. Yine bu sırada merkezi İstanbul'da bulunan Demokrat Fırkası'nın reisi Hamit Suphi Bey partisinin fikirlerini Feryat gazetesi vasıtasıyla İzmir'de yaymaya başladı. 1908'den önce çıkarılan Esbu-u İzmir gazetesi bilahare İştirak adı ile neşredildi. Hamit Suphi Musavver Emel, Bezmi Nusret de Musavver Mahasin gazetelerini çıkardılar. Aynı tarihte Haydar Rüştü Bey siyasi ve günlük Anadolu gazetesini çıkarmağa başladı. Ayrıca Duygu gazetesi de Haydar Rüştü Bey tarafından çıkarılırdı.

İzmir İştirak Gazetesi 

Musavat gazetesini eski hakimlerden Tahir Bey (Amerika'da talebe müfettişi Cezmi Tahir'in babası) Hafız İsmail Bey'le çıkarırdı. Yeni teşekkül eden Islahat Fırkası da İzmir'de bir gazete çıkarmağa karar verince Recep Tahsin ve Faik Muhittin Hukuk-u Beşer gazetesini çıkardılar. (Recep Tahsin 15 Mayıs 1919 günü İzmir'in Yunanlar tarafından işgalinde şehit edildi.) 1919 yılına kadar mesleki bir mecmua olarak neşredilen Muallim dergisinde Macit Bey ve Hatice Baise Hanım ateşli yazılar yazmışlardır. İzmir'in işgali sıralarında çıkan Seda-yı Hak gazetesi Sırrı Sanlı ve Hakkı Ocakoğlu'nun eseridir. Bunlardan başka mühendis Halit Ziya Bey İmdat, Ahmet Cemil Bey İbiş, Zeytinzade Remzi Bey'le Şair Eşref Edep Yahu, Baha Tevfik Eşek ve El-malum gazetelerini çıkardılar. Bu gazete ve mecmuaların en büyük kısmı bir kaçar nüsha çıktıktan sonra kapanmışlardır.

1924 yılında Yeni Asır gazetesi Selanik'ten İzmir'e nakledilmiş, Anadolu ve Hizmet gazeteleriyle birlikte İzmir'de neşir hayatına atılmışlardır. 1930'dan sonra Yeni Asır gazetesi Ege Bölgesi'nde en çok okunan ve sevilen bir gazete olarak tanınmıştır. Sahipleri olan Şevket Bilgin ve Hakkı Ocaklıoğlu bu gazetenin inkişafında büyük hizmetler etmişlerdir. Elyevm İzmir'de Yeni Asır, Anadolu, Demokrat İzmir, Ticaret, Halkın Sesi günlük gazeteleri çıkmaktadır. Bu gazetelerde çalışan muharrirler arasında Orhan Rahmi Gökçe, Şahap Göksel, Kamil Oral, Agah Bartu Anadolu gazetesinde; Behzat Bilgin, M. Tuncer, Asım Kültür, Narteks, Kadri Başçı, Abdi Sokullu, Adnan Bilget, Lütfü Aksungur, Reşat Sanlı, Cezmi Zallak, Hayrullah Yeni Asır gazetesinde; Suha Sukuti Tükel, Abidin Oktay, Rıza Amur Ticaret gazetesinde; Jerfi Yenal, Adnan Dövenci Demokrat İzmir gazetesinde çalışmaktadırlar.

İzmir'de uzun yıllardan beri çıkan Endüstri mecmuası, bunu bir ideal olarak çıkaran Pertev Endüstri'nin başarılı bir eseridir. Murtaza Gürkaynak da Yeni Asır, Halkın Sesi gazeteleri ve muhtelif dergilerde yazdığı tarih etütleriyle İzmir'in basın ve fikir hayatında müstesna bir mevki işgal etmişlerdir.

İzmir Yeni Asır Gazetesi  


Yorumlar - Yorum Yaz