Yüzyıl Önce İzmir

BİR ASIR ÖNCE İZMİR
Mehmet Emin Elmacı

Bu yazıdaki bilgiler 1949 tarihinde kaleme alınmış olup, Yrd. Doç. Dr. Mehmet Emin Elmacı'nın derleme- düzenlemesiyle ortaya çıkmıştır.

 Osmanlı dönemi İzmir Saat Kulesi

3 Aralık 2015, Perşembe

ZELZELELER YANGINLAR

1802 Salnamesi'nin Vakayi-i Meşhure tablosunda İzmir'in her çağda büyük zelzeleler, yangınlar ve su baskınları geçirdiği görülür. Bilhassa 1688, 1851, 1873, 1880 ve 1881 hareket-i arzları en meşhurlarıdır. 1847 zelzelesinde İzmir nüfusundan 300-400 kişinin binalar içinde helak oldukları anlaşılıyor. Bu zelzele gecenin geç saatlerinde olduğu ve yapı itibarı ile sağlam olmayan binaların çöktükleri görülmüştür. Sağlam binalarda ise ufak tefek çatlaklardan başka bir ziyan olmadığı da nazara çarpmaktadır. Bundan 105 yıl önce (1844) çıkan büyük İzmir yangınından şehrin hemen yarısının bir harabe haline geldiği görülüyor. Bu yangını İzmir'in büyük çarşılarının yapılması takip etmiştir. Daha sonra takriben 87 yıl önce çıkan büyük bir yangında da İkiçeşmelik semti yerle yeksan olmuştur.

1928 yılındaki Torbalı ve İzmir zelzeleleri ve yakın zamanda Dikili ve Ayvalık'ta bir çok insan hayatına mal olan zelzelelerle 1931 İzmir seylabı büyük üzüntü ile kaydedilen afetlerdir. Bunun haricinde Torbalı'nın Subaşı ve Naima köylerini yerle yeksan eden seylap da büyük maddi, manevi kayıplara mal olmuştur. Bu yıl 23 Temmuz günü İzmir yeni baştan bir zelzele geçirmiş, Karaburun ve Çeşme ilçelerinde yüzlerce bina harap olmuştur.

YAPILAN BİNALAR

İzmir'deki bazı binaların inşa tarihleri şöyledir:

  • Hisar Cami 1811

  • Sarı Kışla 1817

  • Aydın Şimendifer Hattı 1858

  • Kasaba (Turgutlu) Şimendifer Hattı 1863

  • Karataş Mahallesi'nin inşası 1865

  • Hükümet Konağı'nın inşası 1868

  • Rıhtım Hattı'nın inşası 1868

  • İslahane'nin inşası (şimdiki Mithatpaşa Erkek Sanat Enstitüsü) 1868

  • İzmir Gümrüğü'nün inşası 1881

ÖNEMLİ VAKAYİ LİSTESİ

  • İzmir'de İbrahim Paşa ile Semir Veli vakası 1644

  • İzmir vergi hasılatının donanmaya hasrı 1783

  • Zantalıların İzmir'de fesat çıkarması 1790

  • Mahmut Musa Paşa'nın İzmir'de idamı 1807

  • İzmir'deki yabancıların Hüsrev Paşa tarafından kefalete raptı 1810

  • Fesat yuvası haline gelen kahvehanelerin hedmi 1810

  • Bütün zorbaların İzmir'den tardı 1816

  • Katipzadelerin İzmir'den neyfolunmaları 1816

  • Çelebizade Hacı Mustafa Efendi'nin başâyanlığa getirilmesi 1816

  • Büyük yangın 1844

  • Memleket Hastanesi'nin inşası 1849

  • Sultan Abdülmecit'in İzmir'i ziyareti 1850

  • İzmir'in büyük yangını 1862

  • Sultan Abdülaziz'in İzmir'i ziyareti 1863

  • İzmir'de büyük kolera salgını 1867

  • Hükümet Konağı'nın inşasına başlanması 1868

  • Midilli zelzelesinin İzmir'de Hisar Camii kubbelerini sakatlaması 1869

  • Aydın Vilayet Gazetesi'nin neşri 1869

  • Rum ve Yahudiler arasında kitlesel kavga 1872

  • Hükümet Konağı inşasının ikmali 1873

  • Tiyo ve Kiyo yalı kahvehanesinin ve banyosunun yıkılarak 80 nüfusun boğulması 1873

  • İzmir İptidai Okulu'nun inşası 1872

  • Brezilya İmparatoru'nun İzmir'i ziyareti 1877

MERAKLI VAKAYİ

İzmir'in son asırlık hayatı birçok meraklı hadiselerle doludur. 1850-1900 yılları arasındaki devir, inhitat dönemine giren saltanat idaresinin sakafları altında yer yer çöküntüler olmasına rağmen, İzmir'in idaresini uhdelerine alan tedbirli ve kıyasetli valilerle büyük belediye reislerinin şahsi tecellütleri ve hüsnü idareleriyle geçti. Zorbalar zaman zaman hükümete başkaldırarak şehir içinde bile cirit oynattılar. Bu meyanda İngiltere konsolosu Jonh Fisher'in kızı Mary 1879 yılının 24 Mart sabahı çarşıda bir antikacı dükkanı önünde konsoloshane kavaslarından Ahmet'le birlikte bulunurken meşhur zorbalardan ve eşkıya başlardan Ali Garlı tarafından kucaklanarak kaçırıldı. Bu hadise şehirde derin bir teessür uyandırdığı gibi İngiliz konsolosu hemen vali Ahned Hamdi Paşa'yı makamında ziyaret ederek bu hadiseyi esefle karşıladığını bildirerek şunları ilave etti.

- Vali paşanın, şehir ortasında haşmetli İngiliz İmparatorunun mümessili olan bir konsolosun kızının tecavüze uğramasını bu kadar soğukkanlılıkla karşılamasına ve kifayetsiz tedbirler almasına hayret ederim. Şuna kani olmak lazımdır ki asayiş denilen bir şey kalmamıştır. Ve ben kendi adamlarımı kızımı kaçıran eşkıyanın arkasından yollamak zorunda kalıyorum.

Vali paşa konsolosa sükunet tavsiyesinde bulunduktan sonra şu karşılığı verdi.

- Konsolos cenapları kızının şehrin göbeğinde bizim erkeklerimize hoş gelmeyen hareketlerine müsamaha ettiği müddetçe bu kabil hadiselerin önü alınamaz.

- Yani kızım sokağa çarşafla mı çıkmalı, kara bir beze mi sarılmalıdır?

- Bunu bilemem konsolos cenapları. Kanaatimce başka memleketlere vazife ile gidenler, gittikleri yerin örf ve adetine, halkın hissiyatına hürmet etmek mevkiindedirler. Kızınız çarşı ortasında sebzeciye, meyveciye, dükkancıya kırıtır ve şunun bunun hatır-ı gönlünü kırarsa akıbetinden ben mesul olamam. Bununla beraber kızınızı en kısa saatlerde size teslim etmek benim vazifemdir.

Filhakika öğleden sonra konsolosun kızı bulduruldu ve eşkıyanın elinden (valinin ödediği yüz altın fidye mukabilinde) alınarak konsolosa teslim edildi. Bununla beraber İngiltere'nin o zamanki Osmanlı Hükümeti nezdindeki büyükelçisi Sir Henry Osten Leyart Babıali'yi ziyaretle bu hadiseyi protestodan geri kalmadı.

TİCARET HAYATI

Bu tarihlerde İzmir'de iktisadi hayat yeni yeni gelişmeler gösteriyor, Anadolu'dan İzmir'e indirilen mahsulat değer pahası ile dış ülkelere sevk ediliyor ve Liman hareketleri genişliyordu. 1899-1922 yılları arasında İzmir, garp şehirleri anlayışı içinde genişlemiş gayrı Türk unsurların ticaret hayatındaki faal hareketleri de İzmir Limanı'nın dünyanın birinci sınıf limanlarından biri haline gelmesine yaramıştır. 1882 Salnamesi o zamanki ticaret hayatımız hakkında şu bilgileri veriyor.

- Dünyanın her yerinden İzmir Limanı'na yelkenli ve diğer sefain gelirdi. Liman'da birçok küçük vapurlar olup, bunlar liman derûnunda Karşıyaka, Göztepe ve Karataş ile liman haricinde Abdullahağa Çiftliği İskelesi'ne ve oradan Urla, Karaburun, Foça ve Dikili İskelelerine yolcu ve eşya taşırlar.

İZMİR GÜMRÜĞÜ

Aynı salname İzmir Gümrüğü hakkında şu bilgiyi verir:

- İzmir Osmanlı Gümrüğü idaresi gayet dürüst çalışırdı. Memurlar ve müdür namuskâr ve ferâsetli kimseler idi. İzmir'e gelen ticaret eşyasından gümrük resmi istiyfa ederler ve muamelâtı gününde görürler idi. Gümrük müdürü Salih Efendi, başkatip Daniş Bey, sermuayeneci Hasan Efendi, İzmir Efrenç Gümrüğü müdürü Hüsnü Bey, başkatip Rıza Efendi idi. Bu tarihte İzmir'e Aydın istikametinden binlerce deve yükü kuru incir getirilir ve bunlar İzmir'de hiçbir muamele görmeden muhtelif dış ülkelere satılırdı. Orman mahsullerinden palamut, miyan kökü ve balı Amerika'ya bile ihraç edilirdi. Urla bağları ile Nif (Kemalpaşa) bağlarından ve Manisa'ya bağlı merkez ve mülhakat bağlarından elde edilen razakı ve çekirdeksiz üzümler dış pazarlara gönderilir ve Gümrük'te bunlardan ihraç vergisi alınırdı.


Yorumlar - Yorum Yaz